12 Şubat, Perşembe
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » Jeopolitik Hegemonya Alanı: Kafkasya

Jeopolitik Hegemonya Alanı: Kafkasya

9 Eylül 2025
içinde Dünya, Güncel, Yazılar
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram
Google Haberler Google Haberler Google Haberler
ADVERTISEMENT

Rus sosyal emperyalizminin 1991 yılında çökmesiyle birlikte, Doğu Avrupa’dan Kafkasya’ya bir dizi ülke ayrı devletler şeklinde devam etme kararı aldı. Bu realitenin taşları ise SSCB’de sosyalizmin yerine sosyal revizyonizmin ikame edilmesiyle atılmıştı. Zayıflayan ve güç̧ kaybeden revizyonizm artık “sosyalizm” maskesini tamamen çıkartma kararı alarak yoluna devam etti. Sovyetler Birliği’nin çatısı altında yaşayan ulusların beraberliğinin temeli, Ekim Devrimi ve onun eseri olan sosyalizm idi. Lakin, 1950’li yılların ikinci yarısında, parti içinde Stalin’e rağmen onun son döneminde başlayan bürokratik çürümenin sonucunda sosyalizmin yerini revizyonizme bırakmasıyla birlikte farklı ulusların zorlama olmaksızın aynı çatı altında devam edebilmesini olanaksızlaştırdı. Sovyet sisteminin ve Lenin ile beraber Stalin’in ezilen ulus halklarına verdiği büyük güven revizyonizmle birlikte kaybolmaya yüz tuttu. Partideki revizyonist egemenlikle birlikte sosyal emperyalizmi uygulamaya başlayan SSCB sosyalizm maskesini nihayet çıkardığında ezilen uluslar karşılarında tamamen çürümüş bir bürokratik devlet aygıtı buldular. Yıkılmaya yüz tutmuş bu devlet aygıtı bağımlılığa dayanan bir sistem içinde ezilen ulusların eşit ve özgür gelişimini kösteklemiş, onlar için bağımsızlığı neredeyse tek seçenek haline getirmişti. Nitekim ezilen uluslar bu yönde hareket ettiler.  ABD-AB emperyalist bloku, SSCB’nin dağılmasının ardından geriye kalan esas güç olan Rusya’nın yeniden güç toplamasını ve eski sınırlarına genişlemesini engellemek amacıyla, Rusya’yı çevreleme ve eski Sovyet ülkelerini bir üs haline getirme stratejisi izledi. Gürcistan’dan günümüzdeki Ukrayna savaşına kadar bir dizi girişimde bulunarak, Rusya’yı sıkıştırmak ve bölge üzerinde hegemonya kurmak istedi.

Rusya ise, SSCB’nin dağılmasıyla Kafkasya ve Doğu Avrupa’da ABD-AB (NATO) blokunun boşluğu dolduracağını öngördüğünden, bu ülkelerin NATO ile kurmak istediği bağa ve bu yöndeki her adıma karşı kimi zaman sert askerî politikalar, kimi zaman da ekonomik yaptırımlarla müdahale ederek bu girişimlerin hızlanmasını engelledi.. 

ABD liderliğindeki Batı emperyalist sistemi ‘90’lı yıllarda Rusya’yı zayıflatarak sistemin parçası yapma sürecini işletti. Emperyalist bir ülke olan Rusya 2000’li yıllardan itibaren Batı emperyalist sisteminin parçası olmak yerine kendi yönelimini hayata geçirmede daha belirgin bir yönelime girdi. ABD liderliğindeki emperyalist ittifak ise Rusya’nın SSCB’den kalma pazar alanlarının siyasal ve ekonomik bağımlılık ilişkilerini değiştirmek için daha etkili adımlar atma yoluna hızla girdi. Bu eksende ilk ciddi hamle “Turuncu devrimler” adı altında kokuşmuş burjuva kliklerinin egemenliğini desteklemek oldu. Bu temelde Ukrayna’dan Gürcistan’a birçok ülkede benzer nitelikleri ve amaçları taşıyan “değişim” isteğini güçlü şekilde destekledi. Ruslar ise tarihsel olarak kök saldığı ve hegemonya kurduğu bu ülkelerdeki değişim mücadelelerini kendisine bir tehdit olarak tanımladı. Ona uygun olarak askerî-politik-ekonomik bir konumlanma aldı. 

2008 yılında ilk sert müdahalesini hayata geçirdi. Gürcistan’ın Batı emperyalizmine yönelmek istemesi; önce Gürcistan özerk bölgeleri olarak SSCB’de tanınan Abhazya ve Güney Osetya bölgelerinin Rusya tarafından tanınması ve askerî-ekonomik olarak desteklemesine yol açtı. Ardından Gürcistan’ın NATO’ya üyelik perspektifini açıklamasıyla beraber 2008 yılında Güney Osetya’yı koruma bahanesiyle süreç savaşa evrildi. Rusya, Gürcistan’a müdahalesiyle birlikte açık olarak sınırlarında NATO ülkesine izin vermeyeceğini ve bu doğrultuda her türlü adımı atmaya hazır olduğunu göstermiş oldu. Rusya, yıllar boyunca Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerilimi kendi denetimi altında tutarak iki ülke üzerinde hâkimiyet kurdu. Kafkasya’da “ağabey” rolüyle tarafların birbirine yönelik hak gasplarına kimi zaman kontrollü bir biçimde göz yumdu, kimi zaman ise doğrudan sahada ve masada yer alarak “sükûnet” sağladı.

1991’de sosyalizmin tasfiyesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Rusya, Kafkasya’daki enerji hatları üzerinde tam bir denetim kuramadı. Ancak Transneft boru hattı aracılığıyla Azerbaycan petrolünün kendi kontrolü altında Avrupa’ya taşınmasını sağladı. Azerbaycan’ın Batı ile doğrudan ilişki kurması ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının inşası, Kafkasya’da Rusya’ya karşı ilk ciddi girişim olarak öne çıktı ve bölgede küçük çaplı çatışmaların yeniden filizlenmesine yol açtı.

Bununla birlikte Rusya’nın Azerbaycan ve Ermenistan üzerinde hakem rolünü sürdürmesi ve iki ülke arasındaki sorunları çözümden uzak bırakması, Batı ile ilişkilerin daha da pekişmesini hızlandırdı. ABD ve AB emperyalistleri, Rusya’nın tekrar hâkimiyet alanını genişletmesini önlemek amacıyla stratejik adımlar atmaktadır. İlk olarak Ukrayna sorununu kışkırtarak ve olası bir Rusya işgalini empoze ederek Doğu Avrupa ülkeleri üzerinde tam hâkimiyet kurmayı hedeflemektedirler. Öte yandan, süreç boyunca inşa edilen ve halen süren Rusya-Çin stratejik hedeflerini zayıflatmak için Kafkasya’dan Orta Asya’ya uzanan bölgede gedikler açmaya çalışmaktadırlar.

Bu stratejik adımların önemli ayaklarından biri, ağustos ayında ABD’de Trump tarafından Azerbaycan ve Ermenistan arasında ortak mutabakat sağlanmasına aracılık edilmesi ve ABD’nin “fiilen” bölgeye yerleşmesi ile gerçekleşmiştir. Azerbaycan–Ermenistan çatışmalarının çözümünde ABD’nin devreye girmesi, Rusya’nın bölgedeki nüfuzunu zayıflatarak kendi hegemonya planını inşa etme amacını taşımaktadır. Ermenistan’ın Batı’ya ekonomik ve askerî açıdan bağımlı hale getirilmesi, Azerbaycan’ın enerji ihracatının Batı sermayesinin kontrolüne girmesi ve Güney Kafkasya’da NATO’nun tedricen konuşlanması, bu planın somut parçalarıdır. Tekrar “barış” kelimesi altında, emperyalist merkezler yeni bir jeopolitik hegemonya aracı devreye sokmaktadır.

Nitekim ABD-AB bloku, Rusya’yı çevreleme stratejisi kapsamında önemli bir hamle gerçekleştirmiştir. Ermenistan’ın fiili olarak kontrolü altında olan Zengezur Koridoru, yapılan anlaşma doğrultusunda 99 yıllığına ABD’ye devredilmiştir.  Nahcivan Özerk Bölgesi’ni Azerbaycan’a bağlayan Zengezur Koridoru jeopolitik açıdan büyük öneme sahiptir; zira Güney Kafkasya’dan Orta Asya’ya uzanan stratejik bir güzergâh olmasının yanı sıra, İran’ın Güney Kafkasya üzerindeki etkisini de önemli ölçüde zayıflatmaktadır. Rusya açısından bu durum, Güney Kafkasya’da askerî ve siyasi hareket alanının ciddi şekilde daralması anlamına gelmektedir. Moskova, Ermenistan üzerindeki etkisini kaybederken, Azerbaycan’ın enerji ihracatında Batı sermayesinin ağırlık kazanması, Transneft gibi Rusya kontrolündeki enerji taşıma hatlarının önemini azaltacaktır.

Ayrıca, Zengezur Koridoru üzerinden yapılacak olası doğal gaz ve petrol sevkiyatlarının TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan hatlarıyla entegre olması, Rusya’nın enerji kozunu zayıflatacaktır. Zengezur Koridoru, yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda küresel enerji politikaları açısından da kritik bir kavşaktır. Koridorun açılmasıyla Orta Asya’daki petrol ve doğal gazın Batı’ya ulaştırılması, Moskova’nın enerji tekelini kısmen kırmaktadır. Aynı zamanda Çin’in Kuşak-Yol Projesi kapsamında Kafkasya’yı geçici bir lojistik ve enerji bağlantısı olarak kullanma planlarını etkileyebilmektedir.

ABD ve AB’nin koridor üzerindeki etkisi, Çin ve Rusya’nın stratejik hedeflerini sınırlayarak Güney Kafkasya’yı Batı’nın kontrollü bir enerji ve ticaret koridoru haline getirmeyi amaçlamaktadır. Bu gelişmenin politik sonuçları ise Rusya ile ABD-İngiltere ve NATO eksenindeki gerginliğe daha güçlü bir halkanın eklenmesi anlamına gelmektedir. Rusya’nın bu gelişmeye seyirci kalmayacağı hem Ermenistan hem de Azerbaycan üzerinde kurduğu tarihsel hegemonyanın yarattığı imkânları seferber ederek bu oyunu bozmak isteyeceği açık olmalıdır. Bunun bir ayağı tarihsel düşmanlığı körükleme iken diğer ayağı zor aygıtı için koşulları hazırlamak olacaktır. Bu bağlamda bölge de Rusya’nın Ukrayna ve Gürcistan’da olduğu gibi askerî saldırganlık seçeneği daha fazla gündeme gelecektir. Elbette ABD-İngiltere ve özellikle Türkiye’nin yarattığı politik etkiyi istikrarsızlaştırmak Rusya için zorunludur. Bunun gerginliği yükselteceği söylenmelidir.

Tags: kafkasyaRUSYA
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

Nepal’de eylemler büyüdü: Başbakan istifa etti, parlamento binası ateşe verildi

Sonraki Yazı

Besta’da doğa talanına karşı nöbet eylemi

Related Posts

Dünya

Milei hükümetinin çalışma reformu Buenos Aires’te protesto edildi

12 Şubat 2026
Güncel

Şakran Kadın Kapalı Hapishanesinde tutsaklar açlık grevine başladı

11 Şubat 2026
Güncel

ÇHD İstanbul Şube: Akın Gürlek’i tanımıyoruz

11 Şubat 2026
Güncel

Ceylan Yayınları emekçisi Hüseyin Gültepe tutuklandı

11 Şubat 2026
Dünya

San Francisco’da 46 yıl sonra öğretmenler greve çıktı

11 Şubat 2026
Güncel

Adalet Bakanlığına Akın Gürlek, İçişleri Bakanlığına Mustafa Çiftçi atandı

11 Şubat 2026
Sonraki Yazı

Besta’da doğa talanına karşı nöbet eylemi

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi | işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com