Hindistan’da 12-13 Mart tarihlerinde kaçırılarak gözaltına alınan ve günlerce işkencede kalan 10 devrimci hakkında FACAM’ın çağrıcısı olduğu ve uluslararası örgütlerin ve devrimci yayınların imzacısı olduğu ortak açıklama yapıldı. Gazetemiz, Yeni Demokrat Kadın ve Partizan’ın da imzacı olduğu açıklamada devrimcilerin kaçırılma olayıyla ilgili soruşturma başlatılması talep edildi. Açıklamada ayrıca, devrimcilere yönelik saldırıların derhal son bulması çağrısı yapıldı.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“Delhi polisinin özel birimi Delhi’de çeşitli öğrenci, işçi hakları ve zorla göç karşıtı aktivistlere yönelik bir dizi yasa dışı kaçırma ve işkence gerçekleştirdi. 12 Mart’tan itibaren, çeşitli aktivistler sivil kıyafetli Delhi özel birim personeli tarafından kaçırıldı ve New Friends Colony’deki ofislerine götürüldü; burada özel birim polisinin elinde çeşitli fiziksel, cinsel ve psikolojik işkence ve aşağılamaya maruz bırakıldılar. Hedef alınan kişiler arasında öğrenci aktivistleri Akshay, Dristy, Gaurav, Ilakkiya, Kiran, Rudra; işçi hakları aktivistleri Shiv Kumar ve Manjeet; yerinden edilme karşıtı aktivistler Baadal ve Ehtmam bulunmaktadır. Manjeet için habeas corpus* başvurusu yapmak üzere Delhi’ye gelen sosyal haklar aktivisti Aman da yargı süreçlerini engellemeye yönelik açık bir girişimle polis tarafından gözaltına alındı.
“Shiv Kumar ve Rudra ağır şekilde dövüldü, baş aşağı asıldı ve silah zoruyla, öldürülme tehdidi altında sahte ifadeler vermeye zorlandı. Rudra ve Gaurav gözaltında çeşitli fiziksel ve cinsel işkence, aşağılanma ve psikolojik şiddete maruz bırakıldı. Kiran, Akshay ve Manjeet deri ve kauçuk kayışlarla dövüldü, hakaretlere ve aşağılayıcı muameleye ve cinsel şiddete maruz bırakıldı. Ehtmam ağır şekilde dövüldü, İslamofobik hakaretlere ve psikolojik işkenceye maruz kaldı. Ilakkiya, Baadal ve Dristy fiziksel ve psikolojik işkenceye ve ataerkil hakaretlere maruz bırakıldı. Bu aktivistlerin tümü, Rudra hariç, 15 Mart’ın erken saatlerinde serbest bırakıldı. Rudra ise 15 Mart öğle saatlerinde serbest bırakıldı. Hepsi, yasa dışı gözaltından serbest bırakılmadan önce boş kağıtlar ve belgeler imzalamaya zorlandı.
“Kaçırılan aktivistler arasında, birçoğunun geçen yıl Temmuz ayında da özel birim tarafından benzer fiziksel, cinsel ve psikolojik işkenceye maruz kalmıştı. Baadal, Ehtmam, Gaurav ve Rudra benzer şekilde kaçırılmış ve işkence görmüştür. O zamandan bu yana tekrarlayan travmatik anılar, panik ataklar ve psikolojik sorunlar yaşamaktadırlar. Shiv Kumar da 2021’deki köylü protestoları sırasında üçüncü derece işkenceye maruz kalmıştır – bu durum Chandigarh Yüksek Mahkemesi’nde devam eden bir davanın konusudur. Daha önce maruz kaldığı işkence nedeniyle kendisine travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) teşhisi konmuş ve bu nedenle tedavi görmektedir. Akshay, Ilakkiya ve Kiran, geçen yıl Kasım ayında India Gate’teki hava kirliliği protestolarına katıldıkları için antidemokratik biçimde bir ay hapsedilmişlerdir. O zaman da polis tarafından ağır şekilde dövülmüşlerdir.
“Özel birim polisi, yasa dışı sorgulamaların Nazariya dergisinin eski editörü Vallika Varshri’nin kayıp olduğu iddiasına ilişkin bir dosya kapsamında gerçekleştirildiğini iddia etti; oysa bu dosya gerçekte uydurma bir dosyadır. Vallika, 16 Mart’ta Delhi’de bir mahkeme önüne çıkarak, reşit bir birey olarak kendi isteğiyle evini terk ettiğini ve ailesiyle bağlantısını kestiğini, kimsenin kendisini buna zorlamadığını ifade etmiştir. Bildirilen kaçırma, yasa dışı gözaltı ve gözaltında gerçekleştirilen fiziksel, cinsel ve psikolojik işkenceler; Hindistan Anayasası’nın, İnsan Haklarının Korunması Yasası’nın ve Hindistan’ın uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerinin, işkenceye karşı sözleşme de dahil olmak üzere, ağır ihlallerini oluşturmaktadır.
“Kaçırılan aktivistler, yerli ve yabancı sermayenin çıkarları doğrultusunda Hindistan hükümetinin halka karşı yürüttüğü savaşa karşı çıkmak amacıyla oluşturulan; çeşitli öğrenci ve gençlik örgütleri, işçi örgütleri, öğretmen forumları, entelektüeller ve bireysel demokratlardan oluşan ortak bir platform olan Şirketleşme ve Askerîleşme Karşıtı Platform’un(Forum Against Corporatization And Militarization, FACAM) parçasıdır. FACAM, kısa süre önce 23 Mart’ta Bhagat Singh, Sukhdev ve Rajguru’nun ölüm yıl dönümünü anmak üzere 23 Mart’tan 31 Mart’a kadar Antiemperyalizm Haftası çağrısı yapmıştır. FACAM ayrıca 31 Mart’ta gerçekleştirilecek olan Emperyalist Yağmaya Karşı Halk Kurultayı’nı da ilan etmiştir. Hindistan devleti, devlet tarafından istihdam edilen zorba güçleri olan polisi kullanarak bu aktivistlere işkence uygulamış ve bunu, açık şirket yağmasına karşı her türlü demokratik sesi bastırmaya yönelik daha geniş bir girişimin parçası olarak gerçekleştirmiştir. Bu durum, demokratik davranışın tüm görünümünü terk etmiş, hukukun üstünlüğüne dair tüm iddiaları çöpe atmış ve RSS-BJP altında fiili devlet ideolojisi haline gelen Brahmanik Hindutva Faşist ideolojisini açıkça benimsediğini gösteren Hindistan devlet aygıtının derin çürümesini yansıtmaktadır.
“Hindutva-şirket ilişkilerinin ve Adivasilerin soykırıma varan biçimde yerinden edilmesinin, kaynakların açık ve engelsiz yağmasını kolaylaştırmak için teşhir edilmesi bir suç olarak görülmekte ve aktivistler bunun için cezalandırılmaktadır. Kagar Operasyonu kapsamında, çocuklar da dahil olmak üzere binlerce insan katledilmiş, bu durum bir soykırıma varan boyutlara ulaşmış, insanlar yerinden edilmiş ve toprak gaspını, madenciliği ve çok uluslu şirketlerin kaynak çıkarımını kolaylaştırmak için ağır şiddete maruz bırakılmıştır. CRPF, CoBRA, DRG’ler ve polis güçlerinin konuşlandırılmasıyla yoğun bir kuşatma uygulanmış; ayrıca İsrail’den ithal edilen drone gözetimi ve hava bombardımanı gibi teknolojiler, kaynak açısından zengin bölgelerde yaşayan Adivasi köylülerine karşı kullanılmıştır. Maoist isyancılar sahte çatışmalarda yakalanmış, işkence görmüş ve öldürülmüştür; bu durum hem Hindistan Anayasası’nı hem de uluslararası hukuku ihlal etmektedir. FACAM bu halka karşı savaşa karşı mücadele etmektedir. FACAM üyelerine yönelik baskı, Hindistan devletinin halk karşıtı politikalarına yönelik daha geniş demokratik muhalefete yönelik bir saldırıdır. Aslında demokratik haklara ve ilerici ideolojiye yönelik saldırı, şirketlerin çıkarlarına daha iyi hizmet edecek Brahmanik Hindutva faşist bir Hindistan devletinin konsolidasyonuna yönelik bir plan olan Surajkund planının özünü oluşturmaktadır.
“Aşağıda imzası bulunan örgütler olarak etkilenen aktivistlerle sarsılmaz bir dayanışma içindeyiz. Çeşitli işçi hakları örgütlerine, öğrenci örgütlerine ve yerinden edilme karşıtı platformlara mensup 11 aktivistin yasa dışı şekilde kaçırılmasını, ağır işkenceye maruz bırakılmasını, saldırıya uğramasını, cinsel istismarı, tecavüzü ve aşağılanmasını en güçlü şekilde kınıyoruz. Tüm uluslararası kurumları, medyayı ve ilerici-demokratik bireyleri bunu kınamaya ve adalet talep etmeye çağırıyoruz.
Aşağıdaki talepleri ileri sürüyoruz:
- Yasa dışı kaçırmalar ve işkence hakkında hızlı, şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yürütülmelidir. Sorumlular hesap vermelidir.
- Hindistan genelinde aktivistlere yönelik taciz derhal sona erdirilmelidir. Aktivistlerin güvenliği ve esenliği de güvence altına alınmalıdır.
- Aktivistlerin yasa dışı şekilde el konulan eşyaları, elektronik cihazlar da dahil olmak üzere, bunların tahrif edilmesine karşı korunmayı sağlamak amacıyla iade edilmelidir.
İMZACI KURUMLAR
Forum Against Corporatization and Militarization (FACAM)
New Labor Organizing Committee (United States)
Stop Operation Kagar – NYC Coalition
Partizan (Türkiye)
Nazariya Magazine, India
Young Bishnu Rabha (YBR) Initiative, India
Jal-Jangal-Jameen USA
Yeni Demokrat Kadın (Türkiye)
People’s Defense Committee
Yeni Demokrasi Gazetesi (Türkiye)
Rote Jugend Deutschland (Red Youth Germany)
Progressive Reading Circle, Hyderabad, India
Revolutionary Student Union, USA
Joint Committee to Stop Repression in India, Britain
Nottingham Camp for the Liberation of Palestine
Lal Morich
South Asian Liberation Movement
Communist Youth Organisation (England)
(HİNDİSTAN)
habeas corpus*: Hindistan’da bir kişinin devlet veya özel bir şahıs tarafından hukuka aykırı şekilde alıkonulmasına karşı kullanılan en temel anayasal koruma aracıdır. Mahkemenin, tutukluyu elinde tutan birime (polis, hapishane vb.) gönderdiği ve “Tutukluyu mahkemeye getir ve onu hangi yasal gerekçeyle tuttuğunu açıkla” dediği bir emir türüdür.








