Muğla Su İnisiyatifi’nden Serdar Denktaş, yüzde 68’i ormanlarla kaplı kentin yüzde 65’inin madenlere ruhsatlı olduğunu belirterek, bununla beraber termik santrallerin, Bodrum’un ihtiyacını giderecek oranda su kaybına neden olduğunu vurguladı.
Özellikle çam ormanları bakımından zengin olan Muğla, ekolojik açıdan ağır bir talana maruz bırakılıyor. 1998 yılından beri 3 termik santralin bulunduğu kentte çeşitli maden ocakları da bölgedeki ekolojik dengeyi bozuyor. Maden ocakları ve termik santrallere tahsis edilen su oranı ise Bodrum’da yaşayan halkın kullandığı su oranını geçiyor. İhtiyaç oranından fazla suyun tesislerde tüketilmesi doğal dengeyi geri dönülmez bir biçimde yok ediyor.
TEMEL PROBLEM SUYUN HAKSIZ YÖNETİMİ
Bölgede başta su olmak üzere ekosistemin korunması için mücadele veren Muğla Su İnisiyatifi’nden Serdar Denktaş, Muğla’da yaşanan su sıkıntısında iklim değişikliği etkilerinin de bir yansıması olduğunu dile getirdi. Denktaş, kentte temel problemlerden birinin suyun haksız yönetimi olduğunu belirterek, “Yani suya el konulması. Suyun ticarileştirilmesi. Muğla’dan söz ettiğimizde en temel haksızlık konusu aslında Muğla bölgesinde bulunan 3 tane termik santrale tahsis edilmiş sulardan bahsetmek gerekiyor. Zira bu 3 termik santral Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy termik santralleri 1998 yılından beri Danıştay’ın kapatma kararına rağmen hâlâ faaliyetlerini sürdürüyorlar. Ve bu santrallere soğutma suyu olarak bölgenin sularının önemli bir bölümü tahsis ediliyor” diye konuştu.
“YARGI KARARLARI UYGULANSIN”
Maden şirketleri ve termik santrallere sağlanan su tahsislerinin iptali için Devlet Su İşleri’ne (DSİ) davalar açtıklarını dile getiren Denktaş, “Biz ne istiyoruz? Yasa uygulansın, yargı kararı uygulansın ve termik santraller kapatılsın. Termik santraller sadece suyu kullanmakla kalmıyor. Aynı zamanda o santralleri beslemek üzere kömür madenlerinin işletilmesi dolayısıyla su havzaları tahrip ediliyor. Ormanlar, zeytinlikler, tarım alanları tahrip ediliyor. Hava kirleniyor, su, toprak kirleniyor. İnanılmaz bir ekolojik tahribatın da nedeni. İnsanların sağlığına verdiği zararlar zaten raporlarla ortada. Dolayısıyla bu santrallerin artık kapatılması gerekiyor” diye belirtti.
“YÜZDE 68’İ SU, YÜZDE 65’İ MADEN”
Denktaş, maden şirketleri ve termik santrallere tahsis edilen su miktarının Bodrum’da su sıkıntısını ortadan kaldıracak düzeyde olduğuna dikkat çekti. Madenciliğin Muğla için çok önemli bir sorun olduğunu ifade eden Denktaş, şunları söyledi: “Bölgenin yüzde 68’i ormanlarla kaplıyken yüzde 65’i için maden arama ruhsatları verilmiş durumda. Yani bu da bütün orman alanlarının, tarım alanlarının madencilik için feda edilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla su havzalarının da aynı şekilde tahrip edilmesi anlamına geliyor. Bu durum gelecekte hem su krizinin derinleşmesi hem de buna bağlı olarak gıda güvenliğinin tehdit altına girmesi tehlikelerini barındırıyor. Acilen bu politikalardan ekolojiyi, ekonomiyi önceleyen bir anlayışla stratejik planlama dahilinde dönülmesi gerekiyor.”
“EKOLOJİK DAYANIŞMAYI BÜYÜTMELİYİZ”
Ekolojik alanda verilen mücadele ve dayanışmanın yeterli olmadığını belirten Denktaş, “Biz su üzerinden bu mücadeleyi büyütmek ve Türkiye genelinde yerleştirmek, ortaklaştırmak düşüncesindeyiz. Umuyoruz ki, bütün ekoloji mücadeleleri yerel olmaktan çıkıp ülkenin ortak meselesi haline dönüşür. Evet, biz bunu dert ediyoruz. Olabildiğince de bütün bölgelerin mücadelelerine destek vermek arzusundayız” ifadelerinde bulundu.
(HABER MERKEZİ)








