Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetinin açıklanması ve faillerin yargılanması talebiyle bin 110. kez İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.
Karanfiller ve gözaltında kaybettirilen yakınlarının fotoğraflarıyla bir araya gelen Cumartesi Anneleri, bu hafta 34 yıl önce İstanbul’da gözaltında kaybettirilen Proletarya Partisi şehidi Hasan Gülünay’ın akıbeti soruldu.
Basın açıklamasını, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Sekreteri Jiyan Kaya okudu.
Jiyan Kaya, Hasan Gülünay’ın çalıştığı iş yerini arayan ve kendisini Siyasî Şubeden biri olarak tanıtan kişinin Gülünay’ın gözaltına alındığını bildirdiğini aktardı. Ailenin ve avukatların savcılık ve polise yaptığı tüm başvurularda ise gözaltı bilgisinin reddedildiğini söyledi.
Aynı dönemde gözaltında bulunan iki kişinin de Hasan Gülünay’ı karakolda gördüklerini ve işkenceye tanıklık ettiklerini beyan ettiklerini dile getiren Kaya, buna rağmen yürütülen başvuruların sonuçsuz kaldığını kaydetti.
“DOSYA YENİDEN AÇILMADI”
Kaya, ailenin resmî kurumlara yaptığı tüm başvurulara rağmen etkili bir soruşturma yürütülmediğini, dosyanın zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldığını hatırlattı.
Anayasa Mahkemesi’nin 2016 yılında yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütülmediğine hükmetmesine karşın dosyanın yeniden soruşturulmasına karar verilmediğini belirten Kaya, bunun Hasan Gülünay’ın akıbetinin ortaya çıkarılmasını bir kez daha engellediğini söyledi.
Kaya, Hasan Gülünay’ın akıbetinin açıklanmasını, dosyada etkin bir soruşturma yürütülmesini ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istedi.
DENİZ GÜLÜNAY’IN MEKTUBU OKUNDU
Açıklamanın ardından Hasan Gülünay’ın kızı Deniz Gülünay’ın gönderdiği mektubu kayıp yakını Maside Ocak okudu.
Mektupta, Hasan Gülünay’ın gözaltında kaybedilmesinin yalnızca bir kişinin ortadan kaybolması değil, bir ailenin yaşamını ve çocukların geleceğini derinden etkileyen bir süreç olduğu ifade edildi.
Deniz Gülünay, yaşananların bir “kayıp” değil, inkâr ve cezasızlık politikalarının sonucu olduğunu belirterek, yıllar boyunca babasının akıbetini öğrenmek için beklediklerini, ancak hiçbir zaman yanıt alamadıklarını dile getirdi.
Mektupta, “Babam kayıp değil. Devletin sistematik yok etme politikası sonucu gözaltında kaybedildi” ifadelerine yer verilirken, “Bize ‘unutun’ dediler. Bunu kabul etmedik. Çünkü kabul etmek yaşananı normalleştirmek olurdu. Bugün de aynı soruyu soruyoruz: Babam nerede? Bu soru yanıtlanana kadar susmayacağız” denildi.
(HABER MERKEZİ)








