ETHA Editörü Nadiye Gürbüz’ün yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gürbüz hakkında tutukluluğa devam kararı verildi.
Duruşmada Nadiye Gürbüz ve avukatları hazır bulunurken, duruşmayı basın meslek örgütleri ve çok sayıda basın emekçisi takip etti.
7 ayı aşan tutsaklığın ardından ilk duruşmaya çıkarılan Nadiye Gürbüz, 30 yıldır çeşitli basın organlarında çalışan sosyalist bir gazeteci olduğunu, tutuklanmasının da sosyalist bir gazeteci olması nedeniyle gerçekleştiğini söyledi.
Gürbüz, gazetecilerin sokakta katledildiği bir dönemde gazeteci olmaya karar verdiğini belirterek şunları söyledi: “Gazetecilik mesleğini ve sosyalist gazeteciliğin ilkelerini Atılım Gazetesi’nde öğrendim. Bana bunları öğretenlere minnettarım. Gazeteciliğe başladığım bu yıllarda bana emek verenlerin bir kısmı aramızdan ayrıldı, onları da saygıyla anıyorum.”
Gürbüz, iddianamede Atılım Gazetesi ve ETHA da yayımlanan haberlerinin olduğunu belirterek “İktidar, bizim gibi aykırı gördüğü sesleri susturmak istiyor” dedi.
Tutuklanma nedenlerinden birinin de kadın cinayetleri ve “şüpheli” kadın ölümleriyle ilgili yaptığı haberler olduğuna dikkat çeken Gürbüz, “Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyaları temel gündemlerimiz arasındaydı. Gülistan ve Rojin’in ailelerinin, kadın örgütlerinin, genç kadınların kurduğu adalet komisyonlarının mücadelesini halka taşıdık. ‘Rojin’e ne oldu’, ‘Gülistan Doku nerede’ diye sormaktan vazgeçmedik” diye konuştu.
“BEYANLARI DOĞRULAYACAK TEK BİR DELİL SUNULMADI”
Dosyada 9 itirafçı beyanı olduğunu belirten Nadiye Gürbüz, şunları söyledi: “Çoğunu tanımadığım bu zatların gazeteci olduğum için beni tanımasında beis yoktur. Savcı bu iftiracıların beyanlarıyla Atılım Gazetesi ve ETHA’yı yasadışı ilan etmiş. Ama ne savcılık ne TEM polisi ne de tutuklanmamak için insanlara iftira atan bu zatlar iddialarını doğrulayacak tek bir delil sunmamış.”
“SURUÇ ANMALARINA KATILDIM”
İddianamede yer alan Suruç eylemleri üzerine konuşan Gürbüz şunları söyle: “İddianamede 20 Şubat 2025 tarihinde Suruç anmasına katıldığım yazıyor. Suruç aileleri, yaralananlar 20 Temmuz 2015’ten bu yana adalet mücadelesi yürütüyor. Ben de bazen destek vermek bazen adalet mücadelesine destek vermek için her ay İstanbul Kadıköy’de yapılan bu eylemlere katılırım. Burada sorulması gereken neden bu eylemlere katıldığım değil, Türk devletinin neden IŞİD’in katliamında ölümsüzleşenlerin anılmasından, adalet talebinden rahatsız olduğudur.”
“NAZIM VE CİHAN’I ANIYORUM”
Gürbüz, “Sosyal medyada örgütsel içerikli paylaşımlar yaptığım söyleniyor. Bunlardan biri 19 Aralık 2024’te katledilen Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’le ilgilidir. Ellerinde fotoğraf makineleri varken, gazeteci oldukları bilinerek katledildiler. Tıpkı Filistin’de olduğu gibi. Buradan Cihan ve Nazım’ı bir kez daha anıyorum” dedi.
Savcılık, Nadiye Gürbüz’ün tutukluluğunun devamına karar verilmesini talep etti. Mahkeme tutukluluğun devamına karar vererek duruşmayı 8 Aralık 2026’ya erteledi.
(HABER MERKEZİ)






