8 Ekim, Perşembe
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » ÇEVİRİ | Fransa’da Devrimci Şiddetin Rolü ve Günümüzdeki Devrimci Görevler

ÇEVİRİ | Fransa’da Devrimci Şiddetin Rolü ve Günümüzdeki Devrimci Görevler

8 Ekim 2026
içinde ÇEVİRİ, Dünya, Gençlik, Güncel, Yazılar
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram

Proleter gençlikten filizlenen büyük lise isyanı, derin bir kriz içindeki bir toplumun ve onun sosyal sisteminin tüm sorunlarının yoğunlaşmış bir ifadesidir ve aynı zamanda bunların çözümlerini de barındırır. Sınıf mücadelesinin geri dönüşü, “şiddet” sorununu yeniden tartışmanın merkezine yerleştiriyor. Mevcut tarihsel sürecin tüm itici gücü, kitlelerin devrimci şiddeti ile burjuva aygıtının gerici şiddeti arasında gelişen çelişkide özetlenmektedir.

Engels, “Tarihte Şiddetin Rolü” adlı başyapıtında, şiddetin ekonomik temeli dönüştürmenin bir aracı olduğu kadar onu korumanın da bir aracı olduğunu açıklamıştır. Fransa, burjuva azınlığın çoğunluğu, yani proletaryayı sömürdüğü sınıflı bir toplumdur. Başta tahakküm altındaki ülkeler olmak üzere, Fransa proletaryasının sömürüsüne dayanan bir toplumdur: şiddet, bu sistemin yeniden üretiminin tam merkezinde yer almaktan başka bir şey yapamaz. Bu tahakküm sistemi ancak gerici şiddetle sürdürülebilir. Burjuva devleti, tüm süsleri çıkarıldığında, rolü polis, ordu, hapishaneler ve adalet yoluyla burjuva toplumsal düzenini korumak olan toplum dışı özel bir silahlı adamlar müfrezesidir. Kamu gücü, “devlet içindeki sınıf çelişkileri keskinleştikçe güçlenir”. Dolayısıyla şiddet, kendi çıkarlarına hizmet ettiği sürece burjuva bakış açısıyla haklıdır. Düzeni sağlamak amacıyla uygulanan polis şiddeti, cinayetler, ordunun müdahalesi ve katliamlar burjuva açısından meşrudur. Düzenin sağlanması, yani burjuvazinin tüm topluma hâkim olduğu düzen, yasal şiddet iken; adil bir düzen için mücadele eden devrimci şiddet “kentsel şiddete” (vandallığa) dönüştürülür. Şiddet, proletaryanın ve halk kitlelerinin siyasî aracı haline geldiğinde mutlak bir kötülüğe dönüşür. 2026 Fransa’sında çöp tenekesi yakmak bir suçken, bir hayatı sakat bırakarak yok etmenin neden kabul edilebilir, hatta gerekli görüldüğünü buradan anlıyoruz.

Siyaseti, yani proletarya ile burjuvazi arasındaki antagonist çelişkiyi etinde kemiğinde hisseden Fransa’nın en çok ezilen proleter gençliği, devletin sınıfsal karakterini içgüdüsel olarak kavramıştır. Kendi zamanlarında Sarı Yelekliler de kör edilen gözler, dayak ve hapis cezalarıyla bunu anlamaya başlamıştı. Yeni nesiller, devletin ve zenginlerin pasifist gevezelikleri umursamadığını anlamak için uzun nutuklara ihtiyaç duymuyor. Sınıflı toplum var olduğundan beri, güç ilişkisi olmadan hiçbir şeyin elde edilemeyeceğini anlıyorlar. Tarihte hiçbir önemli değişim, dilekçelerle veya Bastille’den Nation’a yürüyüşlerle elde edilmemiştir.

Bu nedenle, 1 Ekim Perşembe günü burjuvaziyi ve tüm devlet aygıtını paniğe sürüklemekten başka bir sonuç veremezdi. Metropol çeperlerindeki proletarya, ataları Komünarları utandırmayacak bir coşkuyla kitlesel düzeyde görece bir devrimci şiddeti serbest bırakarak Terör Dönemi’nin (Burada kitlelerin çıkarlarına dayanan yıldırıcı, devrimci eylemler döneminden bahsedilmektedir. -çn.) hatıralarını tetikledi. Proleter gençlik, Sans-culottes’ların ve ölümsüz Paris Komünü’nün oğullarının ve kızlarının layık birer mirasçısıdır. Ülkemizin sahip olduğu bu en güzel gençlik, örgütlü bir kendiliğindencilikle ve tarihe yaraşır bir cesaretle kuşanarak, burjuva konsensüsünü sarsmaya ve halkın derin öfkesine canlı bir ses vermeye gelmiştir. 93’ün (Seine-Saint-Denis) gençliği, nüfusun yüzde 70’inin, tek kelimeyle halk kitlelerinin sesini duyurmuştur. Bu gençlik, tıpkı proletarya gibi, uzlaşmanın bir parçası değildir; bunu reddeder çünkü tarihsel pratiğiyle bunun kendi çıkarlarına aykırı olduğunu bilir. Şehir merkezlerindeki o tipik eylemlerin sınıfın kalbi tarafından dışlanmasının nedeni de budur. Bu eylemler, ara tabakalara, “sendikacılara”, “siyasî çevreye”, özünde konsensüsü kırmamış ve hâlâ çökmekte olan bu rejimden bir şeyler bekleyenlere aittir. Proleter gençlik, vurucu gücü olan Komünist Gençlik ile yan yana, Fransa’da Sosyalist Devrim’in motorunun ve yönetiminin proletarya olduğunu göstermiştir. Proleter gençliğin, gençliğin geri kalanını kendi peşinden sürüklemeyi başarması oldukça çarpıcı bir gerçektir. Toplumun kriz içindeki geniş kesimlerini sürükleme gücüne sahip tek sınıf olan işçi sınıfı için de aynısı geçerli olacaktır. Burada da tek mesele, güçlü bir komünist hareketin, yani onun öncüsünün yapılandırılmasıdır.

Şimdi burjuvazi için gençlik hareketini (ve herhangi bir toplumsal hareketi) konsensüsü ve burjuva düzenini bozmayan, siyaseti reddeden ve uzlaşmaz olmayan eylemlerin içine hapsetmenin stratejik önemini anlıyoruz. Uzayıp giden, içi boş uzun mücadele günlerinin ardından müzakerelerin bir rehin alma aracına dönüştürülmesi, kontrolün yeniden ele geçirildiğinin her zaman bir göstergesidir. Burada eski ile yeni, eski dönem ile proleter devriminin yeni dalgası arasındaki mücadeleyi görüyoruz. Siyasî şiddetin geri dönüşü, reformizden kopuşun eylemle, pratikle ifade edilmesidir.

Polisin geri çekilmesi ve belli bir ölçüde itidalli davranarak bastırması emredilen 6 Ekim Salı günkü gösteri; kontrol edilen ve kabul edilen spontane eylemlerle birlikte, hareket üzerindeki kontrolü yeniden ele geçirme ve mücadeleci enerjinin fazlasını boşaltarak onu yeniden demokratik gösterinin içine çekme girişimidir. Bu nedenle, bir bütün olarak komünist hareketin kitlelerin seferberliğini ve mücadeleciliğini artırarak bu konsensüsü yıkmaya yönelmesi gerektiği açıktır. Bu bağlamda, devrimci bilincin geliştirilmesi meselesi karşısında acil taleplerin pek bir önemi yoktur. Herhangi bir hareketin talepleri her zaman bir çelişki barındırır; zaferler kazanılmasını sağlamalıdırlar ama aynı zamanda demokratik eyleminin, yani normale dönüşün bir parçası da olabilirler. Yine de son günlerdeki devrimci şiddet patlamasının öğretmen eksikliğinden kaynaklandığını düşünmek için oldukça saf veya ikiyüzlü olmak gerekir… Böyle düşünmek, hareketi politiksizleştirmektedir; zira asıl mesele mevcut toplumun ta kendisidir; geleceği elinden tamamen alınan, ufku doğanın yok edilmesi (ekokırım – orijinal: écocide) ile dünya savaşı arasına sıkışmış bir gençliğin durumudur. Ayaklanan kitlelerin talepleri bambaşkaydı; özünde, “biz köpek değiliz” sözünde yoğunlaşan “polisi dümdüz etmek” ve “okulu yakmak” idi. Proleter gençliğin günlük yaşamında burjuva baskısının doğrudan temsilcilerinden bahsetmiyorsak neden bahsediyoruz? Burjuva okulu proletaryayı özgürleştirmez; aksine, onu adaletsiz bir düzen olan kapitalizme uygun biçimde yetiştirmenin bir aracıdır. Öte yandan polis, işçi mahallelerinin günlük yaşamına musallat olmakta ve yaşam alanlarındaki gençleri terörize etmektedir. İktidara doğrudan saldırmak, burjuva kontrolünün tüm aygıtlarını baypas etmek, iktidarın devrimci yolla fethedilmesinin gerekliliğini çoktan talep etmek demektir. Proletarya iktidarı arzuluyor, siyasî bir liderlik talep ediyor.

Mevcut hareket bir araftadır; onu devrimden yana çevirmek için tüm ağırlığımızı ve inancımızı ortaya koymalıyız. Bugünden itibaren siyasî hedef, eski dönemin “sosyal hareket tipi” sapmasını aşmak ve kırmaktır. Oportünizm tarafından ele geçirilmesini, sindirilmesini, yok edilmesini kabul edemeyiz. Bu durum, komünist hareket tarafından mümkün olan her yolla omuzlanmalıdır. Devletin hareket üzerinde kontrolü yeniden ele geçirmesini kabul etmek, onun ölümünü tescillemek ve 17’sini şimdiden mahkûm etmektir. Üstelik bu, gençliği proletaryanın çaresizliği üzerinden kendi menfaatini sağlayacak olan seçim oportünizminin kucağına itmektir. Öncü, böylesi yoğun anlarda kendini gösterir ve kitleler tarafından seçilir. Hâlihazırda nüfusun devrimci olan bir kesimi var; eski toplumun yeniden yapılandırılması ve gerici bir yöne sürükleme gündemini değiştirecek kitle gücüne sahip. Onu uyandırmalıyız.”

Her ne olursa olsun, devrimci şiddet haklıdır. Fransa’nın proleter gençliği şanlıdır; tüm varlıklılara, burjuvalara ve onların bekçi köpeklerine 1793 Terörü’nün sadece ertelendiğini hatırlatarak eski toplumun temellerini sarsmıştır. O cesurdur, korkak değildir. Herkes bilsin ki: her kapüşonun altında bir Robespierre, bir Komünar, bir Direnişçi uyumaktadır; artık yarım yamalaklığa yer yok.

*Bu yazı ilk defa La Cause du Peuple (Halkın Davası) gazetesinde yayımlanmış, Yeni Demokrasi Gazetesi tarafından Türkçeye çevrilmiştir.

Tags: francefransala cause du peupleYeni Demokrasi
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

Fransa’da TotalEnergies işçileri zam talebiyle greve çıktı

Sonraki Yazı

DİSK Basın-İş: “Gazeteci Derya Okatan’a özgürlük”

İlgili Haberler

Güncel

DİSK Basın-İş: “Gazeteci Derya Okatan’a özgürlük”

8 Ekim 2026
Dünya

Fransa’da TotalEnergies işçileri zam talebiyle greve çıktı

8 Ekim 2026
Muhammed Salih Gövdetaşan
Emek

“Bir çocuğun yaşamı 20 ay taksitle ödenir mi?”

8 Ekim 2026
Güncel

Diyar Sarıkuş ve Sevil Doğan yarın ilk kez hâkim karşısına çıkacak

8 Ekim 2026
Güncel

Maltepe’de bina çöktü: Enkazdan 2 kişinin cansız bedeni çıkarıldı

8 Ekim 2026
Dünya

İspanya’da konut krizi isyanının simgesi haline gelen Maricarmen yaşamını yitirdi

8 Ekim 2026
Sonraki Yazı

DİSK Basın-İş: "Gazeteci Derya Okatan’a özgürlük"

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

yd-logo-01 kopyası 2

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com