Almanya’da Bosch Waiblingen tesisini 2028’e kadar kapatma kararı aldı. Bu karar Almanya genelinde on binlerce işçinin geleceğini hedef alan saldırı programı görülüyor. Bu kararın ardından işçiler sokağa çıktı. Waiblingen’de 24 Kasım’da gerçekleşen yürüyüşe yüzlerce işçi katıldı; ellerindeki pankartlarla, sloganlarla, kararlılıklarıyla işçi kıyımına karşı örgütlü bir irade ortaya koydular. Waiblingen’deki üretimin durdurulması 560 işçiyi doğrudan etkilerken Bosch’un ülke genelinde sürdürdüğü “tasarruf” adı altındaki saldırı politikaları 13 bin işçinin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor.
Yürüyüş boyunca sık sık şu sloganlar haykırıldı: “Geleceğimiz Satılık Değil!”, “İşçi Sınıfı Birleşirse Patronlar Kaybeder!”. Bosch işçileri, patronların kâr defterindeki basit bir maliyet kalemi olmadıklarını, aksine, üreten ve düzeni durdurma gücüne sahip sınıf olduklarını bir kez daha gösterdi.
IG Metall sendikası temsilcilerinin fabrika önündeki konuşmalarına rağmen, alanda hissedilen asıl güç, sendika bürokratizminin sınırlarını aşan, bizzat işçilerin kendi elleriyle yarattığı mücadele azmidir. Bir işçinin, “Patronların Korkusu, Bizim Birliğimizdir!” sözü, eylemin özünü oluşturuyordu.
Bu eylem, salt Bosch’a karşı bir tepki değildi. Alman tekelleri ve Avrupa sermayesi, son yıllarda kriz bahanesiyle işçi sınıfına yönelttiği kapsamlı saldırıları derinleştirirken Waiblingen’de yükselen ses tüm bu saldırılara karşı verilen cevabın bir parçası oldu.
(AVRUPA)








