5 Şubat, Perşembe
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » Büyük Bhumkal’dan Maoist Devrime

Büyük Bhumkal’dan Maoist Devrime

12 Aralık 2025
içinde Güncel
Büyük Bhumkal'dan Maoist Devrime

Büyük Bhumkal'dan Maoist Devrime

Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram
Google Haberler Google Haberler Google Haberler
ADVERTISEMENT

İngiliz emperyalizmine karşı Bhumkal mücadelesini yürüten Gunda Dhur, devrimci bir evrim geçirerek Maoist Hidma’ya dönüştü. Hindistan devrimci hareketi, bu yüz on beş yıllık süreci bir sınıf mücadelesi tarihi olarak geliştirdi. Geniş Dandakaranya ormanlarının güney Bastar bölgesindeki ücra bir köy olan Puvarthi, devrimci bir köye dönüşerek bu ülkenin devrimci hareketine üst düzey bir lider kazandırdı. Çocukluğunda Halk Savaşı (People’s War) birliklerinin Bastar’da yaptığı devrimci hazırlıkları görerek etkilenen Hidma, daha sonra hareketin kendisine rehberlik eden bir lider konumuna yükseldi. Yaklaşık yirmi beş yıl boyunca devrimci hareketin tüm aşamalarında, kendi kişisel yaşam evrelerini de aşarak bir komutana dönüştü.

Ülke devriminin kime ihtiyacı olduğunu ve bunu kimin yürütmesi gerektiğini, hareket o insanlara ulaştıktan sonra yaşanan mucizevi değişimleri Hidma’nın yaşamında ve pratiğinde görmek mümkündür. O, esasen Dandakaranya ile sınırlı kalsa da, ülke devrimini anlayabilen ve ona liderlik edebilen siyasî, askerî ve kültürel bir stratejiste dönüştü. Hidma’nın ezilen halka bağlı kalıp onları savaşçı bir ruha kavuşturması devrimci hareketi onların eliyle, onlar için yürütülecek şekilde inşa etmesinde Maoizmi kuşandığını bugün tüm dünya kabul etti.

Gunda Dhur liderliğindeki büyük Bhumkal Hareketi, Adivasi yaşam kültüründe ve mücadele ruhunda hâlâ canlıdır; son kırk yıldır süren devrimci hareket bunun bir kanıtıdır. O dönemde Gunda Dhur’un sahip olmadığı devrimci ideolojik rehberlik, tarihsel olarak bu çağın Adivasilerine ulaşmıştır. Onlar, o dönemin mücadele deneyimini devrimci bir hedefe dönüştürerek toplumsal kurtuluş için hazırlandılar. Üç nesildir süren Dandakaranya devrimci hareketinin bir sonucu olarak binlerce Gunda Dhur ortaya çıktı. Hidma; onların bilincinin, mücadeleci ruhunun ve cesur fedaârlıklarının bir sembolü olarak bu çağın büyük lideri haline geldi.

Gunda Dhur’un dönemiyle kıyaslandığında, ova bölgelerindeki sömürücü güçler ve devlet katbekat güçlenmiştir. Bu nedenle Adivasiler, o zamankinden çok daha şiddetli bir ölüm kalım savaşı vermek zorunda kalmaktadır. Dünyayı yöneten şirket güçlerinin orman kaynakları için Adivasilere saldırdığı bir dönemde, bu çağın Gunda Dhur’u olarak Hidma onlara liderlik etti. Sadece Adivasiler için değil, tüm Hindistan ezilen halkının sömürüden kurtulmak için vermesi gereken uzun süreli mücadele için gerekli olan politik-ekonomik ve askerî stratejileri hazırladı. Dandakaranya’nın kanlı bataklıklarından süzülen mücadele deneyimlerini hepsine sundu. Bu ülke halkının devlete, emperyalizme ve komprador sermayesine karşı duracağı mücadele alanını hazırladı.

Hidma, Dandakaranya’da yaşayıp devrim yapsa da, ölümüyle birlikte artık Bastar’ı aşarak Hindistan’ın mücadele haritasına dönüştü. Dünyadaki mücadeleci halkların ilham kaynağı olarak yayıldı. Onun kahramanlığı hakkında bugüne kadar efsane gibi anlatılan her şey artık tarihsel bir gerçeğe dönüştü. Hidma, ölümsüzleşerek büyük bir güçle yeniden doğuyor. Onun ölümünden sonra Adani’nin Dandakaranya’yı işgal ettiğine dair haberler geliyor. Ancak Hindistan devleti Hidma’yı Adivasilerin kalbinden silebilir mi? Bu ülkenin devrimci hareketinin tarihinden onun ölümsüz ruhunu silmek mümkün mü? Adivasiler için ne kadar sevgili bir insan olduğunu cenaze törenindeki insan seli ilan etti. Bu sadece sayılarla ifade edilebilecek bir şey değildir. Bu; onların kederi, öfkesi, inancı, sevgisi ve coşkusunun harmanlandığı kolektif, doğal ve tarihsel bir beyandır. Şehirlerde, üniversitelerde, gazetelerde ve sanal medyada Hidma’nın ruhu dalga dalga yayılıyor. Düne kadar adını sadece bir isim olarak duyan genç kuşak, şimdi onu sahiplendi. Hidma, aynı anda hem Adivasileri hem de ova halkını harekete geçirebilen bir ilham gücüne dönüştü.

Devrimci hareket hakkında keskin bir zekâ ve iyi niyetle düşünebilen herkesin önüne, şehit düşerek birçok soru getirdi. Devrimin ne kadar insanî olduğunu, nasıl en dipten alevlendiğini, sınıf mücadelesi siyasetinin etkisinin ne olduğunu, oradaki adalet duygusunun nasıl kolektif bir güce dönüştüğünü, devrimin tarihsel bir zorunluluk olarak nasıl kanıtlandığını ve nihayetinde onun yeni bir insan inşası madeni gibi olduğunu Hidma’nın kişiliği kanıtladı.

Tüm bunları sadece dürüstlük, cesaret, haklı bir öfke ve Adivasi halkına duyduğu sevgiyle sınırlayanlar da var. Onun çok okumadığını, Maoist teorileri kavrayacak olgunluğa sahip olmadığını söylüyorlar. Ancak hayatının, pratiğinin ve şehadetinin verdiği mesaj onun iddia edildiği kadar sığ olmadığını gösteriyor. Hidma, bu tür kişiliklerin inşası ile devrimci hareketin inşası ve tarihin ilerleyişi arasındaki ilişkiyi kanıtladı. Tarihin inşasında en alttaki sınıfların yaratıcı ve aktif rolüne dair birçok canlı teorik cevabı bize sundu. En eski kabilelerden biri olan Muria kabilesinden gelen Hidma, insanlık tarihinin kesintisiz olarak nasıl ilerlediğini kanıtlayıp gitti.

Aslında biz Hidma adındaki bir kişiden, bir devrimciden bahsediyoruz ama o bize son yirmi beş-otuz yıllık devrimci hareket tarihini tartışabilmemiz için bazı sosyal ve kültürel araçlar sundu. Bakışlarımızı; toplumun insan pratiğinin merkezi olduğuna, çatışmaların, savaşların, inşaların ve zafer-yenilgi arasında gidip gelen yolculukların bundan ayrılamayacağı bir inceleme yöntemine çevirdi.

Bu ülke halkının etiyle, kanıyla, bilinciyle ve stratejik pratiğiyle inşa edilen devrimci hareketin; savaşın ortasında, ihanetlerin arasında darmadağın olduğu trajik günlerde, Hidma fedakârlığıyla tarihin gelgitlerini anlayabilmemiz için bir ışık saçtı.

Öte yandan, Hindistan devletinin Hidma’yı öldürmek için kaç saldırı düzenlediğinin, kaç komplo kurduğunun, onun öldüğüne dair kaç kez yalan haber yayıp sevindiğinin hesabı yok. Bir Adivasi gencinin adı ve varlığı, bu kadar güçlü ve egemen bir devleti neden korkuttu? O gün İngiliz yöneticilerin Gunda Dhur’u öldürmek için yaptıklarından yüz kat daha büyük bir vahşete, Hindistan’ın anayasal yönetimi neden başvurdu? Sonunda “teslim olsa bile bırakmayacağız” diye resmen ilan etmeleri, ona şahsi bir kin miydi? Yoksa seçtiği mücadele yoluna duyulan bir düşmanlık mıydı?

İlk günlerde sıradan bir kadro olarak yola çıkıp, aşama aşama yükselerek şirketlere ve onlar için iktidarda oturan yöneticileri titreten bir lidere dönüşmesine neden olan devrimci hareket var oldukça ve Dandakaranya’da buna liderlik eden Hidma yaşadıkça sömürülerinin yürümeyeceğini bildikleri için onu katlettiler. Düne kadar adını duyunca korkan devlet, onu bir suçlu, tehlikeli bir şahıs olarak resmetti. Sınıf savaşında çizgisini çekip bir tarafı seçen bir lider olduğu için, hakkında acımasız propagandalar yaparak tatmin oldu. O, düşman tarafını her yönden nişan alıp, sömürü karşıtı Halk Savaşının nerelerden yürütülmesi gerektiğini bilen biri olduğu için, doğal olarak karşı taraftan hakkında birçok yalan ve asılsız hikâye yayıldı.

Ancak halk Hidma’nın ne olduğunu biliyor. O, içlerinden doğan ve onları ileriye taşıyan liderdir. Tıpkı kendileri gibi saf bir Adivasi devrimcisidir. Bu yüzden egemenlerin kara propagandalarına farklı anlatılar ördüler; sadece Hidma için değil kendileri için de. Mücadelelerinin tarihsel niteliğini, meşruluğunu ve savaşçılığını ilan eden hatırayı, onun ölümünden sonra da korudular.

Bugün devrimci hareket ciddi bir krizin içinde olabilir. Ancak onun fedakârlık geleneği lekelenmez. Onun kahramanca pratiğinin değeri azalmaz. Bu ülke halkının üstlendiği Uzun Süreli Halk Savaşının geçerliliği sona ermez. Şu an için güç dengeleri değişebilir, geri adım atılabilir, darbe alınabilir; ancak tarihsel rolü bu baskıyla ve ihanetle sona ermez. Nerede tökezlediyse tam orada doğrulur ve bu ülke halkını ileriye taşır. Biz genellikle bu binlerce fedakârlığın boşa gitmeyeceğini söyleriz. Bu, harfi harfine doğrudur. Bunca on yıllık mücadele deneyimi de boşa değildir. Devrimi yapabilecek insan kişiliklerini, bilinç süreçlerini, çalışma yöntemlerini, kültürel ve ahlakî değerleri sunan bu olağanüstü deneyimler asla boşa gitmeyecektir. “Bu toplumu değiştirebiliriz… en insanî ve yaratıcı şekilde dönüştürebiliriz” güvencesi ve inancı asla kurumayacaktır. Hayatı bir deneye dönüştürüp; sosyal, kültürel, politik-ekonomik yönetim deneyimleri yapan devrimci hareketin ayak izleri silinip gitmeyecektir.

Şehit Hidma, hayat arkadaşı Raje ve onlarla birlikte Maredumilli’de canlarını feda eden tüm kahramanlar, bunca on yıllık devrimci hareket tarihinin inşasının bir parçasıdır. Bu mücadele geleneğini binlerce kişi kendi kanı ve canıyla inşa etti. Hidma’nın gözleri önünde, onun katılımıyla, liderliğiyle ve düşünceleriyle insan formuna bürünmüş bu tarih asla silinmez. Fedakârlık ve ihanetin iç içe yürüdüğü bugün gözyaşlarının kurumasıyla bereketlenecektir. İhanet yenilecek, fedakârlık doğrulup ayağa kalkacaktır. İşte o muazzam tarihi vaat eden şey budur. Orada Yoldaş Hidma, bir kızıl bayrak gibi dalgalanırken görülecektir.

*Bu yazı Arunatara dergisinde Pani tarafından kaleme alınmıştır.

Çeviri: Yeni Demokrasi

Tags: cpı maoisthidmamaoistnaxalnaxalbariplga
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

Yüzyıllık Yoksulluğa Yüzyılın Projesi: TOKİ

Sonraki Yazı

Sürdürülebilir Sefaletin Bütçesi İradesiz Mecliste

Related Posts

Emek

Migros depo işçilerinin direnişi 13 gündür devam ediyor

4 Şubat 2026
Güncel

Devrim ve komünizm şehitleri Sarıgazi’de anıldı

4 Şubat 2026
Güncel

ESP’ye yönelik gözaltı saldırısı Londra’da protesto edildi

4 Şubat 2026
Güncel

Parti ve devrim şehitleri Zürih’te anıldı

4 Şubat 2026
Güncel

ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi gözaltına alındı

4 Şubat 2026
Güncel

AGEB: ESP yalnız değildir!

3 Şubat 2026
Sonraki Yazı

Sürdürülebilir Sefaletin Bütçesi İradesiz Mecliste

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi | işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com