14 Ekim, iki yıl önce, Dandakaranya’da Akkiraju Haragopal yoldaş ölümsüzleşti.
Yaşarız, yaşarız — yalnız halk için yaşarız.
Ölürüz, ölürüz — yalnız halk için ölürüz.
Bu sözleri, halkın Ramakrishna olarak bildiği yoldaş Akkiraju Haragopal, 11 Ekim 2004’te, Guttikonda Bilam Charu Mazumdar Anıtı’nda, on binlerin önünde, bu topraklardaki milyonlarca ezilene adanmış bir yemin olarak söylemişti. O yemini, son nefesine dek tuttu.
O gün geldiğinde, zaten yirmi beş yılı aşkın bir süredir silahlı devrimci mücadele içindeydi. Nallamala devrimci hareketini, halkın alın terinden, toprağından, emeğinden kurdu. Devrimci savaş ve barışın öngörülü bir önderi olarak, 2004 yılında Hindistan Andhra Pradesh hükümetiyle yürütülen barış görüşmelerinde iki devrimci partinin delegasyonuna başkanlık etme tarihsel sorumluluğunu omuzladı.
Hindistan Komünist Partisi (Maoist) Merkez Komite üyesi olarak, o görüşmelere ne kendisi ne de yoldaşları için bir ayrıcalık istemeye gitmişti. Devlete karşı şöyle dedi:
“Biz buraya sizden ne verebileceğinizi sormaya gelmedik. Biz, anayasa üzerine yemin edip iktidara gelen sizlerin, halk için ne yaptığınızı sormaya geldik.”
Barış görüşmeleri sona erdiğinde, Andhra–Odisha Sınır Bölgesi’ne geçti, devrimci hareketi orada örgütledi ve sağlamlaştırdı. Ardından Bastar’a geçerek önderliğini Dandakaranya’nın devrimci mücadelesine de uzattı.
Bugün, 14 Ekim 2025’te, bir başka isim — Mallojula Venugopal — kendi devrimci yaşamına son vermeyi seçti.
Silahı hâlâ yanında iken, MoSha’nın (Modi–Amit Shah ikilisi) sadık uşağı olan, Brahmanik-faşist zorbalığın ve ona hizmet eden tekelci sermayenin temsilcisi Fadnavis’in önünde teslim oldu.
Hindu inancına göre intihar günahtır; o hâlde Venugopal yaşamayı seçti — ama yalnızca bir “yaşayan ceset” olarak: ihanete dönüşmüş boş bir kabuk olarak.
On sekiz yıl Politbüro üyesi, yirmi sekiz yıl Merkez Komite üyesiydi.
Yoldaş Azad’ın ölümsüzleşmesinin ardından Merkez Komite’nin resmi sözcülüğünü “Abhay” adıyla üstlendi.
Yoldaş Basavaraj (Nambala Keshava Rao) henüz hayattayken, 28 Mart 2025’te, merkez ve eyalet hükümetlerine barış görüşmeleri çağrısı yapmıştı. Yaşlı devrimci savaşçı Basavaraj birkaç yıllık ömrü kaldığını biliyor, genç yoldaşları koruyor ve otuz beş savaşçıyla birlikte en önde çarpışıyordu.
Hindistan’da Halk Savaşının büyük mimarlarından biri olan Yoldaş Basavaraj, Kagar Operasyonu saldırısını karşılarken şehit düştü — halk savaşında bir kahraman gibi.
Peki ya Venugopal?
Silahlı mücadeleye tuhaf anlamlar yükleyerek, altmış kişiyle birlikte Gadchiroli’de teslim oldu. Zehirli bir kök gibi, teslimiyet zehrini bir ormana bulaştıran bir kaçak hâline geldi.
Chhattisgarh Başbakan Yardımcısı, daha o gün, Bastar’ın artık devletin kontrolüne girdiğini ilan etti. Bu ilan, yeni Peşva rejiminin temsilcisi Fadnavis’in önünde sahnelenen bir teslimiyet gösterisinden ibaretti.
Venugopal, Bastar’a yedi kadroyla girmişti; o genç filiz yıllar içinde kök salmış, 63 yaşında dev bir çınara dönüşmüştü. Dandakaranya’da Maoist Parti’nin sözcülüğünü yürütürken onu bir sığınak, bir dayanak olarak görmüştük.
Ama o çınar devrildi; düşüşüyle yarattığı yıkım, devrimci hareket tarihine “İhanet Çağı” olarak geçecektir.
Biz, R.K.’nın devrimci ideallerine tanık olduk.
Peki Venugopal’da Azad’ın ölümsüz devrimci ruhu nerede?
Azad’ın sözcülük geleneğini devralan “Abhay”da o devrimci miras nerede?
Silahını elinde tutarak korkakça kaçan birinde, hangi halk savaşının izleri kaldı?
2002 Nisan’ında, Andhra eyaletinde, dönemin emniyet yetkilileri, Janashakti’nin kırk yeraltı savaşçısını, silahlarıyla birlikte Hyderabad’da teslim olmaya zorlamıştı. O dönemin eyalet başbakanı Y. S. Rajasekhara Reddy, yakında HKP(ML)[HS]’den de çok sayıda teslim olacağını ilan etmişti. Ama o açıklamanın ardından, Hindistan Maoist Komünist Merkezi ve HKP(ML)[HS], birleşerek Hindistan Komünist Partisi (Maoist) adını ilan etti — bu, egemenlerin yüreğine korku salan bir birleşmeydi.
Naksalbari köylü silahlı mücadelesinin geleneği, bize hep şunu öğretmiştir:
“Sınıflar var oldukça, sınıf mücadelesi sürecektir.
Sınıf mücadelesinin en yüksek biçimi ise silahlı mücadeledir.”
Bu, Yeni Demokratik Devrime giden uzun süreli Halk Savaşının özüdür. Kırk beş yıl boyunca Abhay, bu hakikati sayısız yoldaşa anlatmıştı. Belki kaçacağını düşündük, belki geri çekileceğini. Ama, Halk Savaşının karşı-devrimci saldırısını güçlendiren bir hain seviyesine düşeceğini asla tahayyül etmedik.
Venugopal, Bastar Halk Savaşının silahlarını, Gadchiroli’de düşmana teslim etme yetkisini kimden aldı? O silahlar halkındır. İster halkın teriyle yapılmış ister düşmandan ele geçirilmiş olsun, hiçbirini teslim etme hakkı yoktur. O da, onunla birlikte teslim olanlar da bu suçu meşrulaştıramaz.
Partinin uyarılarını dahi hiçe sayacak kadar hangi çürümenin içine batmıştı?
BJP hükümeti ve özellikle Fadnavis rejimi, bu silahlı teslimiyetleri hangi komplo ve vaatlerle sağlamıştı? Salwa Judum’un bile altına düşen bir teslimiyet biçimini nasıl kabul edebildi?
Bugün, 14 Ekim, Renuka’nın anma günüdür — Midco, Damayanthi, Chaitu…
Renuka, on sekiz yaşında devrimci mücadeleye katılmış, yirmi yılını Andhra–Odisha Sınır Bölgesi ve Dandakaranya’da devrimci propagandaya adamıştı. Ülke çapında, bir kalem işçisi olarak tanınmıştı. Hastalığının son günlerinde bir Adivasi kadın onu evinde sakladı. Onun kararlı mücadelesi ve ölümsüzlüğü, Telangana’dan Hindistan’ın dört bir yanına kadar halkın dilinde yankılanıyor.
Peki Venugopal’ı böyle bir ihanete sürükleyen devletin parmağı ne kadar derindir? Daha dün, yani 13 Ekim’de, eski devrimci öğrenciler Hyderabad’da bir araya gelerek şöyle haykırdılar: “Silahlı mücadele sınıf mücadelesinin en yüksek biçimidir — silah bırakmanın zamanı değildir!”
Bu ihanet, Aralık 1999’daki Govindareddy’nin ihanetini dahi aşmıştır.
O ihanetin ardından üç Merkez Komite üyesi şehit düşmüş, ancak bu kayıp, bir yıl sonra Halk Kurtuluş Gerilla Ordusu’nun (PLGA) kuruluşuna yol açmıştı. Genel Sekreter Basavaraj’ın ölümsüzleşmesinden sonra PLGA, Kagar saldırısı sırasında düşen yoldaşlarını anma etkinliklerinde saygıyla andı.
HKP (Maoist) şunu ilan etti:
“Halk, Halk Ordusu olmadan hiçbir şeye sahip değildir.
Parti, Birleşik Cephe ve Halk Ordusu — devrimci partinin üç büyülü silahıdır.”
Parti, bu doğrultuda 21–28 Eylül tarihleri arasında kuruluş haftası etkinliklerini ilan etti. Gerilla kamplarında, kültürel programlarla, silahlı yeminlerle kutlamalar yapıldı. Tüm bu süreçte, Venugopal 22 sayfalık bir mektupta, devletin yarı feodal, yarı sömürgeci bir zorba olduğunu yazmıştı. Ama 2014’te Modi hükümeti iktidara geldiğinden bu yana, özellikle 1 Ocak 2025’te Surajkund stratejisi ve Kagar Operasyonu’nun başlatılmasıyla, o devletin Hindu–Brahmanik bir faşist sistem olduğunu söylemeye cesaret edemedi. Ve bugün, aynı Brahmanik-faşist iktidarın önünde, elinde silahıyla eğilmeyi seçti.
Bizim dev bir çınar sandığımız o ağaç, içeriden çürümüş. Bu çürüme ne zaman başladı, nasıl sızdı?
Annesine yazdığı bir mektupta, Mallojula Venugopal, kendisini ve Koteswar Rao (Kishanji)’yi iki “sabah yıldızı”na benzetmişti. Belki Kishanji gerçekten de öyleydi — Jagityal yürüyüşünden Dandakaranya’ya, oradan Jungle Mahal’e uzanan destansı yürüyüşte, barış görüşmeleri uğruna can verene dek bir yıldız gibi parladı. Ama Venugopal bugün, sönmekte olan bir yıldız gibi, dipsiz karanlığa çakılmıştır.
Onu bir yaşayan ceset olarak adlandırıyorum.
Silahlarıyla Bastar’dan Gadchiroli’ye giderken ihanet için yola çıkan o noktada, Dandakaranya’nın sözcüsü Vikalp (Katha Ramachandra Reddy)’nin cansız bedeni yatıyordu. Onun ailesi, Bilaspur Yüksek Mahkemesi’nden Hindistan Yüksek Mahkemesi’ne kadar, onurlu bir cenaze hakkı için insanlık onuru adına mücadele ediyor. Reddy’nin ailesi, partinin açıklamaları ve işkence izleriyle kanıtlanan sahte çatışma belgeleriyle hakikat için savaşıyor.
Silahlı mücadelenin geçici olarak durdurulduğu duyurusunun “Abhay” adıyla yapıldığı günün ertesi, partiden şu açıklama geldi:
“Venugopal’ın, Abhay adına böyle bir açıklama yapmaya hiçbir yetkisi yoktur.”
Aynı zamanda hem Abhay hem Vikalp adına yapılan açıklamalarda bu vurgulandı.
Ramachandra Reddy’nin devrimci yaşamı, isimsiz direnişi, eşi Malathi’nin zindan günleri, öğretmenlikten avukatlığa ve oradan devrimci aileye katılışına kadar her sahne, Venugopal’ın gözlerinin önünden geçmiş olmalı. Jagityal yürüyüşünden Kukkalaguduru’daki Kishtagoud anıtına, RYL Kandi Latchireddy otobüs katliamındaki binlerin direnişine, hatta Venugopal’ın kendi kaleminden çıkan Nizam Venkatesham anı yazısına kadar, hepsi Yoldaş Kadari Satyanarayana Reddy (Kosa Dada)’nın ölümsüz yolculuğunu anlatıyordu. Kosa Dada’nın şehitliği Himalayalar’dan daha yücedir. Ama şimdi, devrimci değerini yitirmiş Venugopal’ın ölümü, bir tavuğun tüyüyle bile kıyaslanamaz.
Bu, halkın silahlı mücadelesine karşı işlenmiş en ağır ihanettir. Ama devrimci hareket bu darbeyi atlatacak, küllerinden yeniden doğacaktır.
Venugopal’ın düştüğü karanlığın derinliğini tahayyül etmek güçtür.
Mao, Çiang Çing’e yazdığı bir mektupta böylesi ihanetleri “uçurumun en derin dibi” olarak tanımlar.
Chandrasekhar Azad, düşmanın kurşunuyla ölmek yerine kendi silahını eline alıp kendini vurdu — silahın düşman eline geçmemesi için onu yok etti.
Venugopal ise, kendi silahını düşmana teslim ederek politik intihar etti ve devrimci hareketten kaçtı.
14 Ekim 2025
–Bir Yoldaşın Kaleminden,
*Vasantha Megham’da yayımlandı – 17.10.2025
(Telugu’dan İngilizceye çeviri: Narla Ravi)








