Gümüşhaneliler Kültür Sanat Çevre ve Sosyal Dayanışma Derneği (GÜDAP), kentte halihazırda işletilen ve Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından 2 Nisan’da Gümüşhane’nin 15 farklı noktasında ihaleye açılacak maden sahalarına yönelik yazılı bir açıklama yayınladı.
Son günlerde Gümüşhane’nin dört bir yanına maden sondaj makinelerinin geldiği kaydedilen açıklamada, maden şirketleri ve onların teknik sözcülerinin halkı masallarla kandırdığı vurgulandı.
Doğa üzerindeki ağır tahribatın, sadece siyanür havuzlarıyla değil, ilk sondaj makinesinin toprağa saplandığı an başladığı belirtilen açıklamada:
“Arama ruhsatı denilerek gözlerden kaçırılan, üstü örtülen ve ilimizin coğrafyasını sessizce zehirleyen bilimsel gerçekleri tüm Gümüşhane kamuoyuna ilan ediyoruz: Arama aşamasında dağlarımıza binlerce metre derinliğinde yüzlerce kuyu açılır.
- “Habitat Parçalanması: İş makinelerinin ve tırların o bakir ormanlara, yaylalara ulaşabilmesi için yollar açılır; binlerce yıllık ekosistem, meralar ve yaban hayatı daha ilk günden parçalanır. Yeraltı Su Havzalarının (Akiferlerin) Delinmesi: Yerin yüzlerce metre altına inen sondajlar, birbirinden bağımsız temiz ve kirli yeraltı su damarlarını delerek birbirine karıştırır. Bir köyün temiz su kaynağı, daha ‘arama’ aşamasında yeraltında kirlenir. Matkabın dönmesi ve deliğin çökmemesi için yerin dibine tonlarca kimyasal çamur pompalanır.
- “Polimerler ve Ağır Kimyasallar: Çamur yoğunlaştırıcı zehirli maddeler, gres Yağları ve Mazot: Makinelerin çalışması ve yağlanması için petrol türevleri, Suyun asitlik (pH) dengesini ayarlayan aşındırıcı maddeler bulunur. Yeraltındaki fay hatları boyunca bu zehirli çamurlar kilometrelerce ötedeki yayla çeşmelerimize, derelerimize sızar” denildi.
İSTİHDAM YALAN, SÖMÜRÜ GERÇEK
Maden şirketlerinin “istihdam yaratıyoruz” söylemine de değinilen açıklamada, “Gümüşhane’yi sadece bir ‘hammadde deposu’ olarak gören sömürgeci anlayışın istihdam vaatleri koca bir yalandır. GÜMÜP ve benzeri yapıların ‘ekonomik kalkınma’ dediği şey; asgari ücret sömürüsüdür. Gümüşhaneli 3-5 gencimizi ‘istihdam’ adı altında asgari ücrete mahkûm etmek, onlara lütuf gibi sunulamaz. Gençlerimizi yerin yedi kat altında, en ağır koşullarda, toz ve siyanür soluyarak çalışmaya zorlamak sanayi gelişimi değil, sömürü düzenidir. Madende çalışmanın yaratacağı mesleki hastalıklar nedeniyle bu gençlerin çoğunun emeklilik süresini dahi göremeyeceği ortadayken, 3-5 kişilik ‘ırgat maaşlı’ kontenjanlar için memleketin dağlarını feda etmek ihanettir. Yıldız altın madeninde çalışan işçinin siyanürden ölümü, adli tıp raporuna rağmen örtbas edildi. Dibekli köyünde 192 köylümüz siyanürden zehirlendi, ‘kanalizasyon karışmıştır’ denilerek halkla alay edildi. Siyanürden ölenlerin cenazeleri kireçlenip 10 metre derine gömülürken, Karamustafa’da siyanür havuzlarının üzerini sadece bir parça plastikle örtüp ‘güvenli’ diyenlere karşı sessiz kalmayacağız” ifadeleri yer aldı.
SAHİPLENME ÇAĞRISI
Madenciliğin geri dönülemez tahribat yarattığı ve her aşamasının bir öncekinden daha ağır olduğuna işaret edilerek şu ifadelere yer verildi:
- “Arama Ruhsatı (Şu an köylerimizde yaşanan): Yollar açılır, yeraltı sularına kimyasal çamurlar basılır.
- “İşletme Ruhsatı (Siyanür ve Ağır Metal Dönemi): Dağların tamamen yok edildiği, siyanürün toprağa karıştığı son yıkım aşamasıdır.
“Bizler toptan madene karşı bir kitle değiliz. Ülke ekonomisi için yeraltı kaynaklarının değerini biliriz. Ancak bizler, yaşam alanlarımızın, meralarımızın, yeraltı sularımızın ve ormanlarımızın siyanürle ve ağır kimyasallarla zehirlenmesine karşıyız. Sondaj makinelerinin Gümüşhane’nin köylerinde ve yaylalarında çıkardığı gürültü, sadece teknik bir arama gürültüsü değildir; coğrafyamızın imdat çığlığıdır. Bugün ‘sadece arıyoruz’ masalına kananlar, yarın yaylalarında içecek su bulamayacaklar. Gümüşhane kamuoyunu, STK’leri ve tüm hemşerilerimizi bu sessiz ama derin yıkıma karşı uyanık olmaya ve topraklarına sahip çıkmaya davet ediyoruz. Gümüşhane’nin üstü, ‘altından’ daha değerlidir”
(HABER MERKEZİ)








