Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan İkizköy köylüleri “Acele Kamulaştırılma Geri Çekilsin” talebiyle Anayasa Mahkemesi (AYM) binasına giderek açıklama yaptılar.
Açıklamada “Toprağımız, Zeytinimiz, Suyumuz İçin Acele Kamulaştırma Geri Çekilsin” pankartı açıldı.
Köylüler ve Akbelen direnişine destekte bulunan çevre savunucuları Maden Kanunun 45. Maddesine tepki gösterdi. Bu kanunla zeytinliklerin madenciliğe açıldığını belirterek kanunun iptal edilmesini istediler. Ayrıca bölgelerinde gerçekleşen “acele kamulaştırma” kararının geri çekilmesini ve “acele kamulaştırma” kararına karşı açılan davanın Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Danıştay incelemesinin hızlandırılmasını talep ettiler.
“MADEN YASASI ÖLÜM FERMANIDIR, BİZİ DUYMADILAR”
İkizköy Muhtarı Nejla Işık, AYM önünde söz alarak maden yasasına ve bu yasanın getirdiği yıkıma tepki gösterdi. Işık, yapılmak istenen projelerin yaşam alanlarını, geçim araçlarını ve doğayı kökten yok ettiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Talebimiz tek. Altında hiçbir şey aranmasın. Doğduğumuz, karnımızı doyurduğumuz topraklarımızda yaşamak, üretmek ve orada var olmak istiyoruz. O topraklardan sökülüp atılmak istemiyoruz. Rızamız yok diyoruz bu üstümüze kesilen darbelere. Maden Yasası Meclis’ten geçirildiğinde bunların olacağını biliyorduk. Bu yasa sadece zeytinlerimizin değil topraklarımızın, köylerimizin, ormanlarımızın, hepimizin ölüm fermanıdır dedik. Yapmayın dedik. Bizi görün, duyun dedik. Ama görülmedik, duyulmadık. Yasa geçti ve zeytinler kesilmeye, sökülmeye başladı. Şimdi sırada topraklarımız var. Ürettiğimiz, yaşadığımız mülklerimiz var, evlerimiz var. Hayvanlarımızın barınağı var.”
“ESRA DA BU MÜCADELE DE BİZİM ONURUMUZ VE GURURUMUZDUR”
Konuşmasında, kızı Esra Işık’ın tutuklanmasına da tepki gösteren Nejla Işık, “Tutuklu olan kızımın dışarıya bir an evvel çıkması için, adalet için, bir anne olarak sesleniyorum” diyerek şu ifadelere yer verdi:
“Biz bu topraklara ömrümüzü verdik. Bu kadar söküp atmak kolay mı? Birlikte olursak bizim karşımızda hiçbir güç duramaz. O yüzden biz haklı davamızın peşinden gitmeye devam edeceğiz. Kızım nasıl ki şu an hala İzmir’de tutuklu, anlı açık ve başı dik ‘bu mücadele benim onurum’ diyorsa, Esra da bu mücadele de bizim onurumuz ve gururumuzdur.”
“Benim kızım toprağını savundu, sadece yurdunu savundu. Buradaki köylülerimizin hakkını savundu, kimsenin cesaret edipte söyleyemediğini haykırdı. Limak ve İçtaş’a ‘sana verecek yurdumuz yok, sana verecek toprağımız da zeytinimiz yok, orada saydığın 3-5 ağaca biz ömrümüzü verdik’ dedi. Daha ne desin”
(HABER MERKEZİ)







