HTŞ çetelerinin saldırılarına karşı Rojava’yla dayanışmak için İstanbul Kadıköy’de aralarında Partizan okurlarının da olduğu yüzlerce kişi bir araya geldi. DEM Parti Kadıköy ilçe binası önünde toplanan yüzlerce kişi “Demokratik Ulus Ruhuyla 1 Şubat Rojava İle Dayanışma Gününü Selamlıyoruz” pankartıyla Halitağa Caddesi boyunca yürüyüş gerçekleştirdi. Eylemde “Jin, Jiyan, Azadî”, “Biji Berxwedana Rojava”, “Rojava’da Düşene, Dövüşene Bin Selam” sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından açıklama gerçekleştirildi.
Açıklamada ilk sözü DEM Parti İl Eş Başkanı Arife Çınar aldı. Çınar, “Bugün bu sisteme karşı HTŞ-IŞİD zihniyeti, egemen güçler Türkiye devleti tarafından bir saldırı gerçekleşiyor. Orada HTŞ-IŞİD zihniyetini hakim kılmak; halkları, kadınları, inançları yok saymak demek. Kürt halkı 6 Ocak’tan beri tüm dünya ülkelerinde, Kürdistan’ın 4 parçasında enternasyonalist güçlerle özgürlük alanını korumak için nöbet tuttular” diye konuştu.
Ardından HDK İstanbul Eş Sözcüsü Didem Yılmaz, “Direnen halkların yanında olanlar dün nasıl Gazze’de katledilen çocukların yaşam hakkını savunduysak, bugün de Rojava’da çocukların yaşam hakkını savunacağız. Çatılardan atılan kadınların sesi olmak bizlerin boynunun borcudur. Yaşasın halkların birleşik mücadelesi” dedi.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Rojava kalbimizdir, zihnimizdir, tarihimizdir. Rojava özgürlüğün direnişinin tarihidir. Bugün Rojava’da kazanırsak, Kürtlerin haklarını korunup kabul edilirse Ortadoğu kazanır. Hiç kimse üstün ve alçak değildir. Biz yeni bir yaşam yaratmak istiyoruz. Sadece Kürt halkı değil, bir yandan Kürt ittifakı bir yandan halkaların ittifakı önemlidir. Haklarımıza elini uzatan, kadın özgürlüğüne elini uzatanlar kazanamayacak. Biz kimsenin saç örgülerimize el uzatmasına izin vermeyiz.” ifadelerini kullandı.
“ROJAVA ŞAHSINDA HALKLARIN ÖZGÜRLÜK TALEBİNE SALDIRI”
Konuşmaların ardından basın metnini Nurten Karagöz okudu. Karagöz, “19 Temmuz 2012 tarihinde atılan tohumlar, bugün 1 Şubat’ın küresel dayanışma ruhuyla birleşerek, merkeziyetçi ve iktidarcı sistemlere karşı demokratik bir alternatifin mümkün olduğunu ortaya koymuştur. Kadın öncülüğünde gelişen bu devrim, statüsüzlüğe mahkûm edilmek istenen bir halkın kendi öz gücüyle var oluşunun ifadesi olduğu kadar, kadın özgürlükçü paradigmanın toplumsallaştığı bir aydınlanma sürecidir. Rojava’da somutlaşan bu deneyim, parçalanmışlığa karşı demokratik ulusal birliğin önemini ve gerekliliğini de en açık biçimde göstermektedir. Kuşkusuz; insanlık düşmanı IŞİD ve HTŞ çeteler eliyle yürütülen bu sürecin hedefinde ise, Rojava şahsında halkların demokrasi ve özgürlük talebi, özellikle de Kürt halkının statü arayışı yer alıyor” dedi.
(HABER MERKEZİ)








