Komedyen Deniz Göktaş, hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla açılan davada bugün ilk kez hâkim karşısına çıktı. Göktaş hakkında ilk duruşmada mahkûmiyet ve tahliye kararı verildi.
İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Göktaş, tutsak oldupu Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Hapishanesinden getirildi.
Saat 10.00’da başlaması planlanan duruşma yaklaşık 1 saat 20 dakikalık gecikmeyle 11.20’de başladı. Duruşma öncesinde İstanbul Adliyesi önündeki meydan ve adliye girişleri kapatıldı. Adliyeye yalnızca avukatların, duruşması bulunanların ve dilekçe verecek kişilerin girişine izin verildi.
Mahkemenin bulunduğu kat bariyerlerle çevrilirken bariyerlerin arkasında çevik kuvvet polisleri konuşlandırıldı. Duruşma salonunun bulunduğu bölüme ise yalnızca avukatlar, vekiller ve gazeteciler alındı.
Salona girmek isteyenlerle görevliler arasında tartışma yaşanmasının ardından mahkeme, karşıdaki salonu açarak duruşmanın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden izlenmesine olanak sağladı.
İddianamede Göktaş’ın üç iddiadan toplam 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
“88 GÜNDÜR KUYU TİPİ CEZAEVİNDEYİM”
Kimlik tespiti ve hâkimin iddianameyi özetlemesinin ardından savunmasına başlayan Göktaş, 3 Temmuz’dan bu yana tutuklu olduğunu söyledi:
“Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, kamuoyundaki ismiyle bir kuyu tipi cezaevinde 88 gündür tutukluyum. 3 Temmuz’dan bugüne günlerim bu cezaevinde güneş almadan, hiçbir tutuklu veya hükümlü ile görüşmeden geçti. Ailemle haftada 10 dakika görüşebildim. Gösteride sarf ettiğim dört cümle nedeniyle 88 gündür tutukluyum. Komedyen olarak cümlelerimin etkisini görmek onur verici ama Türkiye’nin ifade özgürlüğü açısından endişe verici. Sandığımdan daha etkili bir iş yaptığımı da görmüş oldum böylelikle.”
“AYNI ESPRİLERİ 197 KEZ YAPTIM, KİMSE ŞİKÂYETÇİ OLMADI”
Göktaş, davaya konu edilen esprileri Türkiye’nin çeşitli kentlerinde defalarca yaptığını söyledi:
“Suçlamalara konu esprileri 197 kez Türkiye’nin her yerinde yaptım. Gösterileri 100 binden fazla kişi izledi. Kimse şikâyet konusu görmedi, şikâyet etmedi. Tek şikâyet gösterilere bilet bulunamamasıydı.”
İlk gösterisini Ekim 2023’te yaptığını ve Temmuz 2026’da tutuklanıncaya kadar gösterilerine devam ettiğini belirten Göktaş, sorunların gösterinin YouTube’da yayımlanmasının ardından başladığını anlattı.
“ŞAKALARIN BAŞINI SONUNU KESİP PAYLAŞMAYA BAŞLADILAR”
Göktaş, “Ölüdeniz” gösterisini YouTube’ta yayımladıktan sonra sanal medyada kendisine yönelik bir kampanya yürütüldüğünü söyledi:
“Gösteriyi YouTube’da yayınlayana kadar hiçbir problem olmadı. Yayınlandıktan sonra trollerin hedefi oldum. Şamil Tayyar trolü bana ‘Kitap okumamış’ dedi, ‘zıpır’ dedi. Tutmadı, istediği etkiyi yaratmadı. Sonra şakalarımın başını sonunu kesip eş zamanlı olarak paylaşmaya başladılar. CİMER’den şikâyet ettiler. Bu gösterinin varlığından rahatsız oldular. Tamamen kişisel bir saldırıya geçtiler. Yalan haberler yapmaya başladılar.
Göktaş savunmasında, gösterinin YouTube’da ilk 3 günde yaklaşık 4 milyon kez izlendiğini ancak bu sürede yalnızca bir CİMER şikâyeti yapıldığını, diğer şikayetlerin ise daha sonra başladığını anlattı. Şikâyetlerin önemli bölümünün gösterinin tamamından değil, sanal medya hesaplarının paylaştığı kesilmiş videolardan kaynaklandığını anlattı.
“Yani halkın bir şikâyeti yok. Ben gösterilerde yüz yüze gördüm hepsini. YouTube’da yorumları okudum. Buradaki şikayetlerin çoğu YouTube’daki gösterinin gerçek kaynağından gelmiyor. Operasyonel hesapların yaptığı, başı sonu kesilmiş video parçalarından geliyor.”
Göktaş, soruşturmayı öğrendikten sonra yurt dışından Türkiye’ye döndüğünü belirterek kaçma şüphesiyle tutuklanmasına da itiraz etti.
Yurt dışında da gösteriler yaptığını ve orada kalma imkânı bulunduğunu söyleyen Göktaş, buna rağmen soruşturmayı öğrenmesinin ardından Türkiye’ye geldiğini anlattı. Savunmasında, “Polis bana ‘Aptal mısın, neden Türkiye’ye döndün?’ dedi. Polisin bile Türkiye’den gitmemi istemesine üzüldüm” dedi.
Göktaş, hakkındaki temel delilin zaten internette yayımlanan gösterinin videosu olduğunu belirterek delil karartma şüphesine de karşı çıktı.
Tutukluluk sürecinde hakkında önce bazı suçlamalardan tahliye yönünde karar çıktığını, ardından yeni suçlamalarla yeniden tutuklandığını anlatan Göktaş, kısa süre içerisinde üç farklı suçtan tutuklama kararıyla karşılaştığını söyledi.
“‘DİKTATÖR’ İFADESİ HAKARET DEĞİLDİR”
Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki “utangaç diktatör” sözünün politik mizah kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:
“Eğer politik mizah yasak değilse şakalarımın ifade özgürlüğü içinde kalması gerek. ‘Utangaç diktatör’ün geçerli bir şaka olduğunu düşünüyorum.”
“Diktatör” ifadesinin tek başına hakaret olmadığını savunan Göktaş, Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda AKP Genel Başkanı olduğunu ve uzun yıllardır ülkeyi yöneten bir siyasî aktör olarak sert eleştiri ve mizaha açık olması gerektiğini belirtti:
“Diktatör ifadesi bir hakaret değil. Siyasî bir niteleme. Başka bir sanatçı üretiminde ‘otokrat’ diyebilir, bir komedyen kendi şakasına göre ‘diktatör’ diyebilir. Metnin ve sanatçının kurduğu yapıya göre seçilen kelimeler değişebilir.”
Göktaş, politik mizahın tarih boyunca iktidarları eleştirdiğini belirterek Nasreddin Hoca’dan Ferhan Şensoy’a, mizah dergilerinden kabare geleneğine kadar çeşitli örnekler verdi:
“Bir şakadan rahatsız olursanız vereceğiniz cezalar bellidir: Gülmemek, gösteriye gitmemek, komedyeni seyircisiz bırakmak, şakaları aynı sertlikte eleştirmek. Bunlar verilebilecek cezalardır. Ama sahneye çıkan kişiye verilecek cezalar içinde sansürün, yasağın ve tutuklamanın yeri olmamalı.”
Göktaş, politik mizah yapan sanatçıların güç sahiplerine ve öfkeli kalabalıklara karşı yargı tarafından korunması gerektiğini de ekledi.
“DİNÎ DEĞERLERİ AŞAĞILAMA NİYETİM YOK”
Göktaş, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasına dayanak yapılan dinî içerikli esprilerini de tek tek açıkladı.
“Oruç tutan canlı bombalar” ifadesinin bağlamından koparıldığını belirten Göktaş “Çevik kuvvet, oruç tutan otobüs şoförleri, canlı bombalar… Sonra ‘Ama en çok da oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum’ diyorum. Burada basit bir kelime oyunu var” dedi.
Bu ifadeyle oruç tutmak ile canlı bombalar arasında bir ilişki kurmadığını savunan Göktaş, “Yalnızca açlıktan gelen sinir ile ‘patlama’ kelimesini birleştiren basit bir şaka. Dinî değerlere yönelik aşağılama niyeti ve iması mevcut değildir” dedi.
Kutsal kitaplara ilişkin şakasını da açıklayan Göktaş, “yazar” kelimesini kullanmasının dinî terminoloji açısından alışılmadık bulunabileceğini ancak bunun aşağılayıcı bir anlam taşımadığını söyledi: “Kelime seçimi hatalı, alışılmadık, kulağı tırmalayıcı bulunabilir. Bu, saygısızlık ya da aşağılama olduğu anlamına gelmez.”
“HAŞEMA” DEĞİL “DALGIÇ” ŞAKASI
Göktaş, iddianamede yer alan bir diğer esprisinin ise anlamının tam tersine yorumlandığını savundu.
2023 seçimlerinden sonra tatile giden muhalif ve seküler bir karakteri canlandırdığı bölümde denizden çıkan, saçları görünmeyen ve tüm vücutlarını kapatan siyah giysili kişileri tarif ettiğini anlattı.
Seyircinin kendisinin “haşemalı kadınlar” diyeceğini düşündüğünü, ancak bunun yerine “dalgıçlar” dediğini belirten Göktaş, şakanın amacının tam da seyircinin önyargısını açığa çıkarmak olduğunu söyledi.
“Seyirci benim ‘haşemalılar’ diyeceğime emin oluyor. Ben ‘dalgıçlar’ dediğimde herkes ters köşede kalıyor.” Göktaş’a göre espri, haşema giyen kadınları hedef almak yerine bu kadınlara yönelik önyargıyı eleştiriyordu.
“Burada suçlandığım şeyin tam tersini söylüyorum. Haşemalılara dair herhangi bir ayrımcılık yok. Tam tersine, ayrımcı bakış açısına sahip insanları tuzağa düşürdüğüm ve onların önyargısını eleştirdiğim bir şaka” diyen Göktaş stand-up gösterisinin yalnızca yazılı metin üzerinden değerlendirilemeyeceğini söyleyerek ses tonu, duraksamalar ve seyirci tepkisinin de esprinin anlamını oluşturduğunu vurguladı.
SAVUNMASINA MÜDAHALE EDİLDİ
Göktaş’ın savunması uzun süre devam etti.
Hâkimin, “Bir buçuk saattir konuşuyorsun, toparla artık” demesi üzerine Göktaş, “88 gündür hücredeyim, bırakın konuşayım” karşılığını verdi.
Göktaş, suçlamaları kabul etmediğini belirterek beraatını ve tahliyesini talep etti. Savunmasını tamamlamasının ardından salondakiler Göktaş’ı uzun süre alkışladı.
Daha sonra avukatların beyanlarına geçildi.
TAHLİYE KARARI
Avukatların beyanlarının ardından duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.
Savcı, Göktaş’ın “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik”, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından cezalandırılmasını istedi.
Savcı ayrıca, hükümle birlikte Göktaş’ın tahliyesine karar verilmesini talep etti.
Mahkeme mütalaanın ardından duruşmaya bir saat ara verdi.
Mahkeme, Göktaş’a “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten 11 ay 20 gün, “dinî değerleri aşağılamak”tan da 7 ay 15 gün hapis cezası verdi. Suçu ve suçluyu övme suçlamasından ise beraatına hükmetti.
Deniz Göktaş’ın bugün hapishaneden tahliye edilmesi bekleniyor.
(HABER MERKEZİ)







