21 Ocak, Çarşamba
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » TKP/ML: ABD emperyalizmi, uşağı faşist TC ve HTŞ’ye Kürdistan’ın her parçası mezar olacak!

TKP/ML: ABD emperyalizmi, uşağı faşist TC ve HTŞ’ye Kürdistan’ın her parçası mezar olacak!

21 Ocak 2026
içinde Açıklamalar
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram
Google Haberler Google Haberler Google Haberler
ADVERTISEMENT

Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist Merkez Komite Siyasi Büro, Suriye’de HTŞ çetelerinin Rojava’ya yönelik saldırıların karşı tkpml6.net sitesinde bir açıklama yayımladı.

Açıklamada faşist TC’nin ve HTŞ çetelerinin Rojava’da Kürt ulusunun kazanılmış haklarına yönelik saldırılarına karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yapıldı. “ABD emperyalizmi, uşağı faşist TC ve HTŞ’ye Kürdistan’ın her parçası mezar olacak!” şiarıyla yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Kürdistanı ve ulusal kazanımları, ABD‑İngiliz‑Fransız‑Alman emperyalizminin himayesi altında, faşist Türkiye ve cihadist Suriye rejiminin saldırısı altındadır. Esad rejiminin 8 Aralık 2024’te, altın tepsiyle ABD‑İngiliz emperyalizmi tarafından Colani liderliğindeki HTŞ’ye devredilmesinin ardından, parçalanmış Suriye’nin yeniden şekillendirilmesine yönelik arayışlar yoğunlaşmıştır.

“ABD emperyalizmi, artık kendi yarı sömürgesi haline gelen Suriye ve uşağı olan HTŞ ile daha sıkı ilişkiler geliştirerek hem siyasal yapıya hem de bölgeye biçtiği role uygun bir konumlandırma çabasına girmiştir. Özellikle Suriye’nin şekillenişinde Tom Barrack liderliğinde Türkiye, İsrail ve kısmen de ABD’nin uşağı olan diğer bölge devletleri yoğun bir mesai yürütmüştür. Bu süreçte en önemli çelişki, Suriye Kürdistanı ve onun statüsü olmuştur.

“Suriye’de rejim değişikliğine paralel olarak, Türk hâkim sınıfları Ekim 2024’te PKK ve önderi Abdullah Öcalan ile ‘barış ve uzlaşmayı’ içeren görüşmeleri başlattığını ilan etmiştir. Taraflar bu görüşmelerin amaç ve hedefini, ‘Kürt ulusal sorununun’ çözümü olarak değil; ‘silahlı, illegal mücadele biçiminin’ terk edilmesi ve ‘demokrasinin önünün açılması’ olarak tanımlamıştır. Devlet Bahçeli ve Tayyip Erdoğan süreci ‘terörsüz Türkiye, terörsüz bölge’ ve ‘Türk, Kürt ve Arap ittifakı’ olarak ifade ederken, Abdullah Öcalan bunu ‘demokratik cumhuriyet, demokratik entegrasyon’ ve ‘silahsız mücadeleye geçiş’ şeklinde tanımlamıştır.

“Daha da önemlisi, bu ‘barış görüşmeleri’ doğrudan Suriye ve Suriye Kürdistanı’na bağlanmıştır. Faşist TC, silahların bırakılması ve PKK’nin tasfiyesi gibi adımların Suriye içinde de geçerli olmasında ısrar etmiş, sorunu birleşik bir mesele olarak ele almıştır. Sürecin tamamını, Suriye’deki Kürt ulusal kazanımlarının mümkünse yok edilmesi, değilse sınırlandırılması temelinde değerlendirmiştir.

“ABD emperyalizmi bölgesel planlamasında, hegemonyası altındaki ülkelerin iç sorunlarını hafifletmeyi, ‘iç cephelerini’ sağlamlaştırmayı ve bölgesel ittifakları güçlendirmeyi hedeflemiştir. Bu yönelimi bölgede İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır gibi temel kolonlar üzerinden inşa etmeye çalışmaktadır. Belirlediği coğrafi kapsam ise Kafkasya’dan Kuzey Afrika’ya kadar uzanmaktadır.

“Trump’ın ittifak politikaları ile barış ve çatışma yönelimleri gerek ABD içinde gerekse emperyalist güçler arasında ciddi bir gerilim konusudur. Ancak nihayetinde Trump kliği, belirlediği bu yönelimi dayatarak ve zorlayarak inşa etme çabası içindedir. Bu durum, durmaksızın derinleşen çelişkileri ve daha büyük çatışma zeminlerini beslemektedir.

“Trump liderliğindeki ABD emperyalizmi, tüm dengeleri dağıtma ve yeniden kurma arayışındadır. Bölgede yeni Suriye rejimini güçlendirmek, ABD açısından Lübnan, Irak, Filistin ve İran gibi derin çelişkiler yaşadığı ülkelere daha etkili yönelmenin bir aracı olarak görülmektedir. Suriye’de Colani ve HTŞ liderliğinde, uşak bir ‘Sünni devlet’ yapılanmasının önü açılmış ve bunun işlevli hale getirilmesi için yol döşenmiştir. Nitekim Tom Barrack, 20 Ocak’taki açıklamasında Suriye devletinin güçlü olması gerektiğini açıkça vurgulamıştır.

“ABD, 2014’ten bu yana taktik ilişkiler ve ittifaklar geliştirdiği SDG ile HTŞ arasındaki çelişkide, Suriye devletini kontrol eden HTŞ’yi tercih ettiğini belirtmiştir. Bu tutum, emperyalizmin ‘ezen ve ezilen uluslar’ olarak böldüğü dünyada, ezen ulus devletler lehine konumlanmasıyla uyumludur. Emperyalizmin uşağı haline getirdiği egemen ulus devletler, onun stratejik ve öncelikli müttefikleridir. Ezilen uluslara yönelik düşmanlığı ise tarihsel karakteriyle örtüşmektedir.

“Sorun tam da burada, ezilen ulusların emperyalizmin niteliği, konumlanışı ve çıkarları konusunda net bir bilince sahip olup olmadığıdır. Emperyalistler, kendilerine uşaklık yemini etmiş egemenleri, kendi çıkarları doğrultusunda esas olarak tercih ederler. Bu, egemenlik kurdukları sistemin ruhuna uygundur. Suriye’de 8 Aralık 2024’ten bu yana yaşananlar da tam olarak budur. Devlet ele geçirilmiş, yeni bir gömlek giydirilmiş ve Arap egemenliği bu değişimle sürdürülmeye çalışılmıştır.

“ABD, yaşanan bu geçiş sürecine birkaç açıdan ivme kazandırmıştır. SDG ile HTŞ arasında 10 Mart’ta varılan mutabakatla, Kürt sorununu Şam merkezli devleti güçlendirerek ‘çözme’ yönelimi oluşturulmuştur. Aynı süreçte Alevi katliamları masumlaştırılmış, Sünni‑Arap şovenizmi pekiştirilmiştir. İsrail ile yaşanan sorunlar ise 5 Ocak 2026’da Paris Anlaşması’yla belirli bir noktaya taşınmıştır.

“Suriye geçiş süreci yaklaşık 13 aylık dönemde iki temel sonuç üretmiştir. Birincisi, İsrail’in hem topraklarını hem de hegemonyasını genişletmesidir. İkincisi ise farklı inanç ve uluslara yönelik cihadist düşmanlığın körüklenerek, Türk hâkim sınıflarıyla tam uyumlu bir rejim inşasının hızlandırılmasıdır.

“6 Ocak 2026’dan itibaren geçiş sürecine, kimi taktik ittifakları da boşa düşüren yeni bir ivme kazandırılmıştır. Colani liderliğindeki cihadist devlet, Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırılar başlatmıştır. 10 Mart Mutabakatına dair görüşmeler sürerken, ABD’nin desteğiyle Kürtlere yönelik saldırı dalgasının ilk halkası hayata geçirilmiştir.

“Bunun ardından Tapqa, Rakka ve birçok bölgede SDG’nin ittifak gücü olan pek çok Arap aşireti, örgütü ve partisi HTŞ ile birlikte hareket edeceğini ilan etmiş; bu bölgeler savaşsız biçimde Şam hükümetinin kontrolüne geçmiştir. ABD, Kürt Ulusal Hareketi’ni 10 Mart mutabakatında merkezi hükümet lehine olacak her şeye zorlarken, Kürtler lehine olan maddeler fiilen işlevsiz, sözlü vaatler haline getirilmiştir. Mutabakat, organize HTŞ askerî güçlerinin seferberliğiyle, Kürt kazanımları ve hakları yok sayılarak tek taraflı biçimde uygulanmıştır. Bunun öncülüğünü ise ABD emperyalizmi yapmıştır.

“Böylece ABD, on yılı aşkın süredir askerî taktik-ittifak yürüttüğü Kürtleri değil; uşağı olan Türk hâkim sınıflarını, Colani’yi ve HTŞ’yi tercih etmiştir. Kürt Ulusal Hareketi, teslimiyetten başka bir anlam taşımayan ve Kürt örgütlülükleri ile haklarının devrini içeren 17 Ocak anlaşmasına karşı çıkmış ve savaş kararı almıştır.

“Bu kararın ardından ABD emperyalizmi, Colani’ye Kürt şehir ve köylerine girmeme şartı koyarak SDG’ye dört gün süre tanınmasını dayatmıştır. Colani ise Kürtlerin ulusal ve siyasal haklarının anayasal güvence altına alınacağı, Kürt şehir ve köylerinin kendi kendini yöneteceği gibi muğlak ve statüsü belirsiz vaatler dile getirmiştir.

“6 Ocak’ta başlayan, ABD emperyalizmi destekli HTŞ operasyonu, uzun süredir SDG’nin denetiminde bulunan geniş bir coğrafyanın el değiştirmesiyle sonuçlanmıştır. Bu operasyon, Kürt‑Arap çelişkisini derinleştirmiş ve HTŞ liderliğindeki cihadist Suriye Arap Cumhuriyeti karakterini daha da belirginleştirmiştir. Tüm bu gelişmeler, İran’a yönelen İsrail ve ABD saldırı planlarının gölgesinde gerçekleşmiştir.

“ABD ve tüm Batılı emperyalistler, Kürtleri cihadist Arap milliyetçiliğiyle karşı karşıya getirerek Colani’nin arkasında durduklarını açıkça ilan etmiştir. Kürtler ise bölgede sahip oldukları güçlü askerî ve politik örgütlülükleri savaş konumuna çekerek Haseke ve Kobani’de güçlerini yoğunlaştırmıştır. Bu aşamada ABD, TC ve HTŞ’nin Kürt hakları ve örgütlülüklerine karşı ortak bir konumlanış içinde olduğu görülmektedir.

“Emperyalist ABD ile uzun süre, taktik düzeyde de olsa ittifak içinde bulunan Kürt Hareketi, emperyalizmin aldığı bu pozisyon karşısında derin bir hayal kırıklığı yaşamaktadır. Emperyalizmin bölgesel planlarına uyumu esas alan, TC merkezli Kürt barışı ve uzlaşması yönelimi, Suriye ekseniyle birlikte artık daha birleşik bir karakter kazanmıştır. TC’nin amacının demokratikleşme ve Kürtlerin ulusal haklarında ilerleme olmadığı, yaşanan gelişmelerle daha net biçimde ortaya çıkmıştır.

“Suriye Kürdistanı’ndaki kazanımlara yönelik düşmanlık, Kürtlerin örgütlü ve silahlı güçlerini dağıtmaya yönelik çabaların artacağını göstermektedir. Bu bağlamda, ABD emperyalizminin kendi iç çelişkilerine rağmen, Trump’ın açtığı krediye dayanarak Kürt düşmanlığını bir yandan ‘barış’, diğer yandan tasfiye politikalarıyla dayatacağı söylenmelidir.

“Emperyalizmin, ezilen Kürt ulusuna ve bölgede Filistin başta olmak üzere tüm ezilen ulus ve inançlara yönelik düşmanlığı daha açık hale gelmiştir. Suriye’de Kürtlere karşı takınılan tutum, ezilen ulus ve inançlar açısından emperyalizmi hesaba katarak bir gelecek kurulamayacağını açıkça göstermiştir.

“Kürtler, dört parçada ve dünya ölçeğinde diğer ezilen halklarla birlikte mücadele ederek emperyalist merkezli saldırıları belirli ölçüde frenlemiştir. Ancak daha da önemlisi şudur: Ezilen ulus ve inançlar için emperyalizm; kan, gözyaşı, gasbedilmiş haklar, pervasız sömürü ve köleliğin dayatılmasından başka bir şey ifade etmez. Suriye’de bu gerçeklik son derece keskin ve acımasız bir biçimde açığa çıkmıştır. Emperyalizm, demokratik muhteva taşıyan her şeyin düşmanı; yalınkat gericiliğin ise en güçlü dostudur.

“Emperyalizm ve bölge gericiliği, eşgüdümlü biçimde tüm bölgeyi yeniden düzenleme ve köleleştirme peşindedir. Filistin’de direnişin silahsızlandırılması, Lübnan ve Irak’ta ABD karşıtlığının tasfiye edilmesi, İran’da rejimin devrilmesi, Suriye ve Türkiye’de ezilen Kürt ulusunun Arap ve Türk egemenlerinin kölesi haline getirilmesi bu stratejinin temel hedefleridir. İttifaklar ve güç dengeleri bu doğrultuda şekillendirilmekte, buna uygun bir düzen inşa edilmeye çalışılmaktadır.

“Ezilen ulus ve inançların, bölgenin ezilen halklarının kurtuluşu; örgütlenmekten, savaşmaktan, kendi öz gücüne dayanmaktan ve komünist önderlikler altında Halk Savaşı çizgisini inşa etmekten geçmektedir. Başka bir kurtuluş yolu yoktur.

“Gelecek; ezilen halkların ve ulusların ortak mücadelesiyle, emperyalizme karşı birleşmesiyle, faşizme ve feodalizme karşı Demokratik Halk Devrimini örgütlemesiyle kazanılacaktır. Suriye’de Kürtlere yönelik saldırılar, bir kez daha göstermiştir ki Kürtler örgütlü güce ve kendi ordusuna sahip olmasaydı, gericiliğin kör bıçağıyla katledilecekti. Bu gerçek bir kez daha kanıtlanmıştır: Bir halkın ordusu yoksa, hiçbir şeyi yoktur.

“Suriye Kürdistanı’na yönelen saldırılara karşı, dünyanın her yerinde emperyalizmin uşağı faşist TC’yi, Siyonist İsrail’i ve HTŞ ittifakını teşhir ederek hedefe koyma; mücadeleyi yükseltme ve Kürt ulusal kazanımlarını koruma zamanıdır.

“Kahrolsun Emperyalizm, Feodalizm ve Her Türden Gericilik!

Kürt Ulusuna Özgürlük Halk Savaşıyla Gelecek!

Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakkı Engellenemez!

Kürt Ulusu Emperyalizm ve Uşaklarının Lütfuyla Değil Direnerek Kazanacak!”

(HABER MERKEZİ)

Tags: HTŞRojavaSdgsuriyesuriye kürdistanıTKP/ML
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

HTŞ’li çeteler SDG’li savaşçıların mezarlarına saldırdı

Sonraki Yazı

Gazetemizin 202. sayısı “Ezilen Ulus ve Halklara Özgürlük” manşetiyle çıktı

Related Posts

Açıklamalar

TKP/ML MK-SB: Venezuela’da ABD Emperyalizmi Kaybedecek, Mücadele Kazanacak!

4 Ocak 2026
Açıklamalar

TKP/ML, Halk Kurtuluş Gerilla Ordusunun (PLGA) 25. yılını kutladı

28 Kasım 2025
Açıklamalar

HKP (Maoist): “Bir devrimci ölürse binlercesi doğar”

31 Mayıs 2025
Açıklamalar

Doğu Bengal Komünist Partisi (Maoist): Şehit Düşen Yoldaş Basavaraj’a En Derin Devrimci Saygılar!

30 Mayıs 2025
Açıklamalar

FKP: Enternasyonal proletaryanın kahramanı Basavaraj

26 Mayıs 2025
Açıklamalar

TKP/ML: Yoldaş Basavaraj ve 26 Maoist Halk Savaşçısına Kızıl Selamlar!

25 Mayıs 2025
Sonraki Yazı

Gazetemizin 202. sayısı “Ezilen Ulus ve Halklara Özgürlük” manşetiyle çıktı

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi | işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com