Hindistan’daki komünizm şehitlerinin aileleri teslimiyetçilere karşı bir açıklama yayımladı. Aileler, evlatlarının anıları üzerinde tepinen hainlere bunu yapmaktan vazgeçmelerini söyledi. Aileler açıklamada “devrim yoluna inanarak o yolda can veren şehitlerin adını veya ailelerini lütfen araç olarak kullanmayın. Çünkü… onlar farklıdır, siz farklısınız.” dedi.
“Şehitlerin Yolu Ayrı, Sizin Yolunuz Ayrı!” şiarlı açıklamanın tamamı şöyle:
Yaklaşık altı ay önce “geçici silahlı ateşkes” adıyla başlayan o sapma dönemi, bugün gelinen noktada şehitlerin ailelerini teselli etme adı altında rahatsız edici bir duruma dönüşmüştür.
Gerçek şu ki, bundan sadece altı ay öncesine kadar o şehitlerin hepsi sizin yoldaşlarınızdı. Siz onların lideriydiniz. Bir aradayken onlarla sevgi ve bağlılığınız vardı, tehlike anında birbirinize destek oldunuz; bunlar inkâr edilemez.
Ancak şimdi devlete, sınıf mücadelesine ve her şeyden önemlisi devrime karşı açıkça farklı bir siyasî tutum takındınız, değil mi? Altmış yıldır yürünen yolu terk ettiniz, öyle değil mi? Sadece terk etmekle kalmadınız; bugüne kadar yapılan her şeyin yanlış olduğunu, Hindistan devrimi için ne Çin ne de Rusya yolunun geçerli olmadığını açıkça söylediniz. Hatta son altmış yıllık tüm çabaların “yarım yamalak bilgiyle” yapıldığını iddia ettiniz.
Öyleyse, son ana kadar devrim yoluna sadık kalarak can verenlerle sizin aranızda nasıl bir siyasî bağ kalabilir? Gerçekten bu bağ devam edebilir mi?
İster Battupalli köylüleri olsun ister başka bölgelerden insanlar; size destek vermelerinin, sizi baskılara karşı korumalarının ve hatta bu uğurda canlarını feda etmelerinin temel nedeni devrimci ideale, devrimci örgüte ve devrim yoluna olan inançlarıydı. İnsanlar “bugün varız, yarın olmayabiliriz” diyalektiğini bilmeyecek kadar saf değiller. Bu yüzden kimseyi duygusal söylemlerle kandırmanız mümkün değil.
Yakın zamanda şehit düşen Padkal Swamy (Prabhakar) ve daha birçok kişi, sizin yolunuzun yanlış olduğunu yüzünüze karşı söylemişti. Şüphesi olanlar, Venugopal’ın (Sonu, çn) Indian Express ve iDreams’e verdiği röportajları izleyebilir; Prabhakar, Raju Dada veya Basavaraj hakkında orada neler söylediğini açıkça görebilir. Orada açıkça yazıyor ki hepsi sizin silahlı teslimiyet yolunuza karşı çıkmıştı.
Peki, bu gerçeği Battupalli köylülerinden veya basından saklayarak neden yaslı ailelerin duygularıyla oynadınız?
“Bu kararı daha önce alsaydık pek çok kişiyi kurtarabilirdik” diyorsunuz. Kulağa hoş geliyor; acılı insanlar da buna inanabilir. Ancak o insanlar hayatta oldukları sürece sizin yolunuzdan farklı bir siyasî çizgiyi savundularsa veya sizin teslimiyet teklifinize bizzat karşı çıktılarsa, onları “kurtarmak” nasıl mümkün olabilirdi?
Onlar ancak sizinle aynı fikirde olsalardı kurtarılabilirlerdi ya da bu devlet onları ancak o zaman sağ bırakırdı! Onların sizin teslimiyet teklifinizi teorik olarak reddedip şehit olduklarını neden açıkça söylemiyor, susuyorsunuz? Onlarca yıllık sınıf mücadelesi de fedakârlıklar da onların gönüllü olarak seçtiği bir yoldu.
Siyasî ve teorik olarak tamamen farklı bir yola sapmışken, o şehitlerin siyasî mirasçısı olamazsınız.
Evet, biz dışarıdan insanlarız. Biz şehitlerin anne-babası, kardeşi, eşiyiz. Onların orada neler çektiğini, sizin onlar için ne yapıp ne yapamadığınızı biz nereden bileceğiz? Onların hayatını kurtarmak için çok çabaladığınızı söyleyip neden bu kadar övünüyorsunuz? Siz de sonuçta sayısız insanın ve kadronun sizi koruması sayesinde hayattasınız. Devrimci hareketlerde bu çok doğal bir şeydir.
Onlara ihanet mi ettiniz yoksa gerçekten kurtarmaya mı çalıştınız, bunu biz bilemeyiz. İyi insanlar da olabilirsiniz, karakteriniz de düzgün olabilir. Ancak uzlaştığınız devletin veya silahlı teslimiyet anlaşması yaptığınız devlet kurumlarının karakterini biz de az çok biliyoruz.
Sonuç olarak; artık sizin siyasetiniz ayrı, yolunuz ayrı. Can veren sevdiklerimizin siyasî yolu ise farklıydı. Bırakın, o yolda kararlı kalarak can vermiş olmalarının huzuru bizde kalsın. Derin acımıza rağmen onları anarken duyduğumuz gururun asıl sebebi budur: Son nefeslerine kadar hedeflerinden, inandıkları devrimci ideallerden ve o yoldan sapmadılar.
Düşman elinde ağır işkenceler görürken bile devrimin ve halkın nihai zaferine olan sarsılmaz inançlarıyla can verdiler. Sizin iddia ettiğiniz gibi “Anayasal ve yasal yollarla, hükûmetin veya istihbaratın gösterdiği doğrultuda devrimci mücadeleyi sürdürme” gibi bir yanılgıya asla düşmediler. Bu gerçek, derin kederimiz içinde bize bir nebze olsun teselli veriyor.
Bu yüzden, “Bu karar on yıl, on beş yıl önce alınmalıydı” gibi yorumlar yaparak, yakınlarımızın sanki yanlışlıkla veya boş yere ölmüş olduğu algısını yaratmayın. Korktuğunuz için mi yoksa cesaretle mi bu yola girdiniz, bu artık bizim için önemsizdir; bizim için asıl mesele savunduğunuz siyasettir.
Teslimiyet biçiminiz, alaycı gülüşleriniz, devletin teslimiyet talimatlarını yaymak için telefon numaraları dağıtmanız veya “cenazelerin üzerine kızıl bayrak örtmek için mi bekliyorsunuz?” gibi nefret dolu yorumlarınız nedeniyle aramızdan size tepki gösterenler olmuş olabilir. Ancak biz sizi “hain, ajan veya karşıdevrimci” diye suçlamadık. Aksine, düne kadar partinin en üst kademelerinde olan liderler bu suçlamaları yöneltti. Onların açıklamalarını ve röportajlarını tekrar okuyun; açıklamanızı onlara yapın.
Son olarak şunu söylemek isteriz: Devrimci hareketin tarihi fedakârlıklarla dolu olduğu kadar, ihanetlerle de doludur. Düne kadar sizi eleştirenlerin bugün teslim olmuş olması, sizin sözlerinizin kesin doğru olduğunu ya da sizin yolunuzun en iyi yol olduğunu kanıtlamaz.
Tarihin büyük çizgisi karşısında siz en fazla küçük bir çizgi, ya da küçük bir çizginin önündeki büyük bir çizgi olarak kalabilirsiniz. Bu bölümü gelecekteki tarihin yargısına bırakalım. Tarih acımasız bir yargıçtır.
Sizden ricamız; devrim yoluna inanarak o yolda can veren şehitlerin adını veya ailelerini lütfen araç olarak kullanmayın. Çünkü… onlar farklıdır, siz farklısınız.
(HİNDİSTAN)







