1 Mayıs günü 6 okurunun tutuklanması üzerine açıklama yapan Partizan, “Partizan” isminin cezalandırılmak istendiğini vurgulayarak saldırılara boyun eğmeyeceklerini duyurdu.
Partizan, 28 Nisan günü 11 okurunun gözaltına alınmasıyla başlayan ve 6 okurun tutuklanmasıyla devam eden sürece ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada “Partizan” isminin cezalandırılmak istendiği; fakat on yıllardır bu gayretin başarısız olduğu belirtildi. Meşruluğunu haklı ve doğru olandan alan bir fikrin, ruhun, eylemin sözde yasaklarla “suç” haline getirilme isteği faşizm açısından yeni değildir. Partizan faşist saldırganlığa karşı “Cüretimiz ve umuda bağlılığımız asla kırılmayacak” diyerek çarpıtmalara açıklık getirdi.
“1 Mayıs da, Partizan da Meşrudur!” başlıklı açıklamanın tamamı şu şekilde:
“1 Mayıs çalışmaları gerekçe gösterilerek 6 yoldaşımız ‘Partizan adına faaliyetleri’ dolayısıyla tutuklandı. Bu ‘Partizan’ adı nedeniyle ilk kez uğradığımız bir saldırı değil. Ne var ki bugüne kadar bu isim yasaklanmadı. Buna rağmen bu adı kullanmamız nedeniyle ‘cezalandırılmak’ isteniyoruz. Oysa Partizan adı, kimliği yasalar nezdinde suç sayılmamıştır ve suç olarak kabul edilmemektedir. Cüretimiz ve umuda bağlılığımız keyfi bir şiddetle kırılmak isteniyor. Bu asla olmayacak.
“Partizan adına duyulan öfke hiç kuşkusuz bu topraklarda komünist hareketin sahip olduğu role karşı bir öfkedir. Partizan’ın, kendisini Türkiye komünist hareketinin bir parçası olarak görmesi ve bu hareketin birikimine dayanması en demokratik eylemine bile olağandışı bir illegal eylem gibi yaklaşılmasına neden olmaktadır. 1 Mayıs çalışmalarının ‘illegal eylem’ kategorisine sokulmak istenmesi; hukukun, dolayısıyla yasaların izin vermeyeceği bir cezalandırmanın keyfi yorumlar ve yetkilerle gerçekleştirilmesi Partizan kimliğinde somutlaştırılan ‘komünist harekete’ duyulan nefretin dışa vurumundan ibarettir. Biz bu kimliği bir örgütlülük olarak değil; ama bir bilinç olarak, bir hareket olarak taşıyoruz. İbrahim Kaypakkaya’nın Mustafa Suphi geleneğine dayanarak, onun Şefik Hüsnü eliyle lekelenmiş bayrağını temizleyerek yeniden dalgalandırması bu hareketin özüdür ve bu gelişme devrim tarihinde bizim için nitel bir gelişmedir. Bu gelişmeyle Cumhuriyet tarihi, siyaseti, ekonomik düzeni, toplumsal yapısı bilimsel bir değerlendirmeye kavuşmuş; sınıf mücadelesi yeniden ve doğru bir perspektifle tanımlanmıştır. Partizan bu değerlendirmeye ve perspektife sadık bilincin savunucusudur. Bunun ötesindeki iddialar faşist kafaların devrimci her iddiaya, görüşe, eyleme, tutuma karşı öfkesinden başka bir şey değildir.
“1 Mayıs çalışmaları yaptıkları için gözaltına alınan ve ardından tutuklanan ‘Partizan okurlarına’ ‘TKP/ML’nin açık alan örgütlenmesi’ suçlamasında bulunulmaktadır. Açık alanda ve demokratik biçimlerde kendini gösteren çalışmaların illegal örgütlenen ve kendini silahlı mücadeleyle gösteren TKP/ML’nin çalışmaları olarak gösterilmesi devletin gerçek mantığını ele vermektedir. Devlet komünist hareketi ve hatta devrimci her hareketi kendine göre biçimlendirmek istemektedir. Devletin, düşman gördüğü bu siyasî davaya ‘biçim vermek’ gibi bir saçmalığa girdiği görülmektedir. Biçim verme güdüsü onu ‘olmadık suçlar’ yaratmaya itmektedir. Partizan adında dergi çıkarmak da, Partizan adına afiş yapıştırmak da, yazılama yapmak da, açıklamalar yayımlamak da suç değildir. Yasalar nezdinde suç olmadığı gibi, haklı bir mücadele olduğu için meşrudur da. Partizan’ın meşruluğu karşısında devletin kendi yasalarını da çiğneyen tutumun bir önemi esasta yoktur. Çünkü komünist fikir geliştirilmeli ve yayılmalıdır. Fikrimizin kaynağı, hareket etmemizin koşuludur.
“Bu nedenle biz tabii ki kitleleri 1 Mayıs’a çağıracağız; tabii ki ‘kendi doğrularımızı’ duyuracağız. Çünkü biz sınıf mücadelesine inanıyoruz ve bunu büyütmeyi hedefliyoruz. Bunlar bilinmez değildir. Bu, Partizan’ın meşruluğa dayanan gerçeğidir. Bugüne kadar birçok kez polis zorbalığına maruz kalsak da Partizan adının ve simgelerinin yasaklandığı bir mahkeme kararı çıkmamıştır. Açılan davalardan yoldaşlarımız beraat kararlarıyla çıkmıştır. Partizan olarak yaptıklarımızın farkındayız ve bunların suç olmadığının bilincindeyiz.
“Partizan’ın ‘illegal partinin açık alan örgütlenmesi’ suçlamasında bulunulması demokratik, açık ve meşru devrimci çalışmalara karşı devletin tahammülsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. Partizan adına afişleme, yazılama yapanlar Partizan okurlarıdır. Partizan adına ‘1 Mayıs’ta Taksim’e’ çağrısı yapanların tutuklanması mücadelemizin meşruluğuna yönelen bir saldırıdır. Bu saldırıların bizi yıldıramayacağı açıktır. Tutuklamalar, baskılar bizi yıldırmayacak, mücadelemizi büyütme gerekçelerimizden biri olacaktır. Tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır.”
(İSTANBUL)








