Yeni Demokrasi Gazetesi: bsCEM’in uzun bir süredir faşist Hint devleti tarafından yoğun baskılara maruz bırakılan bir gençlik örgütü olduğunu biliyoruz. Geçtiğimiz aylarda da birkaç üyeniz polis tarafından kaçırılmıştı. bsCEM’i bize biraz tanıtır mısınız?
bsCEM: bsCEM, Marksizm-Leninizm-Maoizmin devrimci ideolojisine sahip, Delhi Üniversitesi merkezli bir öğrenci örgütüdür. Devrimci ideolojiyi yayan ve uygulayan bir örgüt olarak, kendimizi yalnızca üniversiteyi ve eğitim sistemini ilgilendiren konularla sınırlandırmayıp Hindistan’ın emekçi kitleleriyle bütünleşmeye tutarlı bir şekilde gayret gösterdik. Tartışmalar ve okuma grupları düzenliyor, sokak tiyatroları yapıyor, kültür geceleri gerçekleştiriyor, protestolar düzenliyor ve kampüslerde MLM ideolojisini ve sömürüsüz bir toplum kurma hayalini yaymak amacıyla bildiri dağıtımları organize ediyoruz. Siyasî pratiğimiz boyunca devlet tarafından kesintisiz takip, gözaltı, tutuklamalar ve hatta kaçırılma ile işkencelere maruz bırakıldık. bsCEM ve diğer örgütlerden çok sayıda aktivistin yakın zamanda kaçırılması, Hindistan’daki halka karşı savaş hakkında düzenlenmekte olan bir konferansla ilgiliydi. Konferans nihayetinde gerçekleşemedi. Ancak çalışmalarımız, yalnızca daha büyük bir kararlılık ve devrimci ruhla devam etti.
Yeni Demokrasi: Hindistan’da geçtiğimiz aylarda büyük bir öğrenci hareketi başladı. Eylemler dünya çapında çok fazla konuşuldu. Eylemin başlamasındaki temel sebepler neydi, nasıl örgütlendi, ne türlü taktikler kullanıldı? Ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
bsCEM: 15 Mayıs’ta Hindistan Başyargıcı Surya Kant, işsiz gençler ve aktivistler hakkında bir açıklamada bulunarak onları hamamböcekleri olarak nitelendirdi. Kısa süre sonra “Cockroach Janta Party” (Hamamböceği Halk Partisi) adıyla bir sanal medya hesabı açıldı ve geniş bir takipçi kitlesi kazandı. “Kurucu” Abhijeet Dipke, ardından sınav sorularının sızdırılmasına karşı bir protesto düzenleyeceğini duyurdu. 6 Haziran’da CJP’nin Jantar Mantar’da soru sızıntılarına karşı gerçekleştirdiği ilk protestoya yüzlerce öğrenci katıldı. 20 Haziran’dan itibaren süresiz bir oturma eylemi ilan edildi ve protestocular Delhi, Jantar Mantar’da eyleme başladı. 28 Haziran’da Sonam Wangchuk ve sol örgütlerin üyeleri açlık grevine başladı. 20 Temmuz’da parlamentoya doğru bir yürüyüş başlattılar ancak protestocular devlet güçlerinin şiddetli saldırısıyla karşılaştı. Gençlerin bir ayı aşkın süredir devam eden protestolarının ardından, 25 Temmuz’da Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan istifa etti.
CJP ve diğer sol örgütler protesto için izin başvurusunda bulundu. Süresiz oturma eylemi ilan edildi, kitlesel bir şekilde harekete geçti. Ancak bu, çoğunlukla yapısız ve örgütsüz bir kitlenin hareketiydi. Kullanılan taktikler süresiz oturma eylemi ve açlık greviydi. Buna karşın açlık grevi, devrimci bir nitelik taşımıyordu. Açlık grevi Hint devletinin vicdanına çağrıda bulunuyordu ve ayrıca açlık grevindeki en öne çıkan yüz olan Sonam Wangchuk geçmişte açıkça RSS-BJP’yi desteklemekteydi. Diğer sol örgütler de açlık grevini kitleleri harekete geçirmek için bir araç olarak kullandıklarını iddia ettiler. “Barışçıl” yöntemlere vurgu yapılması ve kitlelerin kendiliğinden ortaya çıkan militan tavırlarının protestoları bozan istenmeyen unsurlar olarak nitelendirilmesi yoluyla, CJP liderliği ve sol liderlik, statükoyu koruma ve kitlelerin öfkesini tehdit oluşturmayacak şekillerde dışa vurmalarına izin verme rolünü üstlendi.
Protestocuların karşı karşıya kaldığı zorluklar arasında kesintisiz takip, protesto izninin verilmemesi, polis şiddeti, faşist RSS tetikçilerinin saldırıları ve devlet propagandası yer alıyordu. Özellikle kötü niyetli yalanlar ile RSS-BJP yanlısı propaganda yayan hâkim sınıf medyası tarafından sürekli olarak hedef gösterildiler.
Başyargıcın yorumları yalnızca münferit bir hakaret değil, Hint devletinin daha geniş çaptaki Brahmanik Hindutva niteliğini yansıtmaktaydı. Hindistan’da üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranının ciddi şekilde artmaya devam etmesi, küçük burjuva (kentli) gençliğin hoşnutsuzluğunu gözler önüne sermektedir. Hâkim sınıflar ve onların devletteki siyasî temsilcileri için ülkeyi emperyalistlere peşkeş çekmek, ucuz iş gücü sağlamak adına günümüzün onlarca milyon gencinin geçimini feda etmeye razı olmak anlamına gelmektedir.
Devlet memurluğu ve üniversite kontenjanlarındaki azalma, gençlerin yalnızca küçük bir azınlığın “kazanabildiği” bir fare yarışında rekabet etmeye zorlanması anlamına geliyor. Sürekli aynı eşitsizlikleri üreten ve bu eşitsizliklerle ayakta kalan bir sistem, bundan daha iyisini sunamaz. Çözüm, bu sistemi ortadan kaldırmak ve gerçekten demokratik bir toplum inşa etmektir.
Yeni Demokrasi: Eyleme önderlik eden CJP’yi (Cockroach Janta Partisi) nasıl değerlendiriyorsunuz. Bu önderliğin sınıf karakteri ve politik çizgisi neydi? Eylemlerde devrimci güçler ne ölçüde etkindi? bsCEM ne ölçüde eylemlere katılım sağlayabildi?
bsCEM: Son birkaç yıl, ülkedeki küçük burjuva gençliği için çelişkilerin keskinleşmesine tanık oldu ve NEET sınav sorularının sızdırılması, CBSE yönetiminin lise bitirme sınavlarını değerlendirmesindeki sorunlar, CUET sınavının uygulanmasındaki kötü yönetim gibi meselelerle gençleri daha da yabancılaştırdı — tüm bunlar, genel olarak kötüleşen istihdam piyasasıyla birleşerek, sınıfsal olarak aşağı doğru hareket eden kentli orta sınıf arasındaki düş kırıklığını derinleştirdi. Hamamböceklerinin ortaya çıktığı ve güç kazandığı somut toplumsal bağlam tam da budur. Bu hareket, bugün Hint toplumunun merkezinde yer alan sınıfsal çelişkilerin bir tezahürüdür.
Küçük burjuva sınıfının çelişkiler nedeniyle duyduğu öfkeyi dışa vuracak bir aracı yoktur. Hindistan’da burjuva demokrasisi bile gelişmemiştir. CJP’nin küçük burjuva liderliği; muhalefet etmenin en mükemmel yolu olarak “barışçıl” bir protestoyu, yani “yanlış bilinci” savundu ve kendiliğinden gelişen militanlık baş gösterdiğinde kendisini bundan açıkça soyutladı. Sloganın arka planı ile Müslümanlara yönelik linç girişimlerinde, Keşmir’in işgalini haklı çıkarmada ve diğer azınlıkların ezilmesini meşrulaştırmada bir araç olarak kullanılması bilinçli bir rahatlıkla görmezden gelindi.
Kitlelerin samimi öfkesi görmezden gelinemez; aksine yeni demokratik bir topluma yönelik mücadelenin aktif katılımı aracılığıyla gerçek bir toplumsal değişime yönlendirilmelidir. Bu mücadelelerin liderliğini üstlenen gerici ve revizyonist güçler, bu öfkeyi kendi parlamenter çıkarları için kaçınılmaz olarak istismar etmiş ve nihayetinde kitleleri yüzüstü bırakmıştır.
bsCEM protestolara katılıp bildiriler dağıtmış ve kültürel etkinlikler sergilemiş olsa da, sahneyi CJP ve diğer sol örgütlerle paylaşmadık. İlkeli bir birlik kurma imkânı son derece kısıtlıydı ve yaşanan son başarısızlıklar revizyonistlerin devrimci güçlerden açıkça kopmasına yol açtı. Bu anlamda bir sınırlılığımız söz konusuydu. Yine de kendi iç sınırlılıklarımız ve dış etkenler nedeniyle merkezi liderlik rollerini üstlenememiş olsak bile kitle çalışmamız kesintisiz devam etti.
Yeni Demokrasi: Eylemlere yerliler ve Müslümanlar gibi azınlık gruplarının katılımı ne düzeydeydi? Ne gibi zorluklarla karşılaştılar?
bsCEM: Hindistan’daki azınlıklar, dini ve etnik azınlıkları kapsamaktadır. Brahmanik Hindutva faşizmi, kendi konumunu daha da sağlamlaştırdıkça başta “düşman” olarak tasvir edilen Müslümanlar olmak üzere azınlıkları boyunduruk altına almaktadır. Ancak burada sınıfsal bir boyutun da vurgulanması gerekmektedir. Kurgusal Müslüman düşmanı algısında bile Mia Müslümanları gibi göçmenler ve işçi sınıfı Müslümanlar daha fazla hedef alınmaktadır. Etnik azınlıklar —yani yerli kabile halkları ve Adivasiler— ise ekonomik sömürü, yerinden edilme ve cinayetlerle karşı karşıya kalmaktadır.
Küçük burjuva sınıfına mensup azınlıklar CJP protestolarına katıldı. Ancak kimlikleri nedeniyle hedef alınıyorlardı. Dini ve etnik azınlıklar ile genel olarak kadınlar hedef gösterildi, taciz edildi ve birçok vakada dini azınlıklar protestodan sonra kimliklerinden dolayı saldırıya uğradı. Bu vakalardan birinde, Abdul adında birinin babası, kimliği ve siyasî katılımı nedeniyle bir polis tarafından katledildi. Protestoculara yemek dağıtan bir gönüllü olan Junaid’in ise köyüne polis gitti ve ailesi tehdit edildi.
Geçmişte “Manuvaad”a karşı çıkan herkes Manu’ya göre cezalandırılıyordu; korku yaymak ve Brahmanik Hindutva faşizmine karşı direnişi kırmak amacıyla birkaç vakayı hedef alıp onlardan ibretlik örnekler yaratma şeklindeki benzer örüntü burada da görüldü.
Yeni Demokrasi: Geçtiğimiz senelerde Fas, Filipinler, Bangladeş, Türkiye, Nepal, Peru gibi ülkelerde gençlik hareketleri yaşandı. En son gördüğümüz üzere Hindistan’da gençliğin eylemliliklerine şahit oluyoruz. Bu eylemler ve özellikle Hindistan’daki son eylemlerin başarıyla sonuçlanması genç kitleler bakımından sizce neyi ifade ediyor?
bsCEM: Günümüzde küresel emperyalizm bir kriz durumundadır. Emperyalist ülkeler kaynaklar için savaşmakta ve çatışmalar tırmanmaktadır. Bu krizle başa çıkabilmek adına dünya genelinde faşizm yükselişe geçmektedir. Kriz hali; Hindistan’daki Müslümanlar ve Dalitler, Gazze’deki çocuklar ve savaş sonucunda yerinden edilen mülteciler gibi sömürülen ve ezilen kitleleri çok derin ve olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Tüm dünyadaki emekçi kitleler ise daha da büyük bir sefaletin içine itilmektedir.
Gençlik bir kesim olarak, eski bir toplumun ölümü ile yenisinin doğumu arasındaki dönüm noktasında yer aldığından, devrimci dönüşümün başlatılmasında önemli bir role sahiptir. Bununla birlikte, edebiyattan müziğe, hatta müfredatlar aracılığıyla yayıldığı üniversite alanlarına kadar kültürel yaşamın her alanında mevcut olan postmodern düşüncenin bir sonucu olan öznelci bireyciliğin etkisi altında, sıklıkla duygularıyla hareket ederler. Bu durum, kentli ve eğitimli gençliğin küçük burjuvazinin bocalayan kesiminin bir parçasını oluşturduğu anlamına gelir. Küçük burjuvazinin ikili bir sınıfsal niteliği vardır; burjuvazinin diktatörlüğü altında arzularını gerçekleştirme imkânının son derece kısıtlı olduğunu bildiği için kendisini tamamen hâkim sınıfla hizalamaz. Dolayısıyla, bir yandan proletarya devriminin amaçlarıyla (uzlaşmaz olmayan) bir çelişki içinde bulunsa veya bundan korksa da diğer yandan hâkim sınıflarla da keskin bir çelişki içindedir. Günümüzde en güçlü kitle hareketlerinden bazıları gençler tarafından başlatılmıştır — Bangladeş Ayaklanması kotalara karşı bir öğrenci protestosu olarak başlamış, Sri Lanka ve Endonezya’daki hareketlere de yine gençler önderlik etmiştir. Tüm bu hareketlerin ortak noktası, her birinin dünya çapındaki emperyalist krizinin sonuçları olmasıydı.
Yarı feodal ve yarı sömürge ülkelerde, gençlik liderliğindeki hareketler derinleşen ekonomik ve siyasî çelişkilerin dışa vurumu olarak giderek daha fazla ortaya çıkmaktadır. Nepal’deki Z Kuşağı ayaklanması ve Bangladeş’teki ayaklanma, farklı anlık meseleler etrafında şekillenmiş olsalar da ortak bir kalıbı sergilemektedir: İşsizlik, eksik istihdam, artan yaşam maliyetleri, eşitsizlik, yolsuzluk ve siyasî baskılar… Bunlar da nispeten sınırlı hoşnutsuzlukların daha geniş kitle hareketlerine dönüşebileceği koşulları yaratmaktadır.
Bangladeş’te mücadele başlangıçta kamu istihdam kotaları merkezinde yürütüldü, ancak bu mesele, işsizlik ve sınırlı ekonomik fırsatlarla karşı karşıya kalan bir neslin çok daha geniş çaplı öfkesinin odak noktası haline geldi. Devlet baskısı, hareketi Hasina hükûmetine karşı daha geniş çaplı bir başkaldırıya dönüştürdü ve nihayetinde onu iktidardan inmeye zorladı. Nepal’de ise hükûmetin sanal medya yasağına yönelik muhalefet, benzer şekilde yolsuzluk, siyasî ayrıcalıklar, işsizlik ve gençler için fırsat eşitliğinin olmaması üzerine biriken öfkenin bir dışa vurumu oldu. Her iki vakada da anlık talep yalnızca bir kıvılcımdı; patlamaya hazır malzemeyi üreten ise daha derin toplumsal çelişkilerdi.
Bu çelişkiler, emperyalizmin krizinden bağımsız olarak anlaşılamaz. Emperyalist sermaye daha ucuz iş gücü, pazarlar ve kârlı yatırım alanları ararken, yerel hâkim sınıflar da üretilen servetten kendi paylarını alma karşılığında bu sızmayı kolaylaştırır. Dolayısıyla ekonomik kalkınma, kitleler için büyüyen bir güvensizlikle eşzamanlı gider. Nepal’de bu durum, yurt dışı işçi dövizlerine olan devasa bağımlılıkta ve gençlerin istihdam arayışıyla kitleler halinde göç etmesinde kendini gösterdi. Bangladeş’te ise küresel sermayeye entegre olmuş ihracata dayalı bir ekonomi sürerken, gençliğin büyük kesimlerinin işsizlik ve güvensizlikle yüzleşmeye devam etmesinde yansımaktadır.
Gençliğin kendisi tek başına bir sınıf oluşturmaz. Gençlik; işçileri, öğrencileri, işsizleri, küçük burjuva kesimleri ve hatta burjuvazinin kimi kesimlerini içerir. Aynı kuşaktan olmaları onları anlık talepler etrafında birleştirebilir, ancak hareketin içindeki sınıfsal çelişkiler varlığını korur. Bir hareket, kendisini ortaya çıkaran sınıf ilişkilerini yıkmadan da bir hükûmeti başarıyla devirebilir. Hasina’nın düşüşü veya Oli’nin istifası, kendi başına bu duruma yol açan koşulları ortadan kaldırmaz. Yine de tüm bunlar kitlelerin devrimci potansiyelini ve doğru koşullar altında devrimci ideolojiyle donandıklarında neleri başarabileceklerini göstermektedir.
Benzer şekilde, Dharmendra Pradhan’ın istifası da bir zafer olmakla birlikte oldukça sınırlıdır. Bu durum, kitlelerin birleşik direnişi karşısında faşistlerin geri adım atmak zorunda kaldığını göstermekle birlikte, aynı zamanda bu istifayla kendiliğinden gelişen mücadelenin tırmanmasını engellemiş oldular. Tarihsel bir dönüm noktasında bulunan gençliğin omuzlarında büyük bir sorumluluk vardır. Gençlik, ancak kendisini MLM’nin devrimci ideolojisiyle donatarak yeni bir toplumu inşa edebilir; bizim çağrımız da budur: Gençliğin MLM’yi öğrenmesi, sınıf mücadelesini güçlendirmesi ve birleşik, militan mücadeleler inşa etmesidir.
Yeni Demokrasi: Son olarak eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?
bsCEM: bsCEM, Türkiye’deki tüm yoldaşlara ve tüm Yeni Demokrasi okurlarına devrimci selamlarını ve saygılarını sunar. Tüm yoldaşların gösterdiği proleter enternasyonalist dayanışmadan ilham ve güç alıyoruz. Selamlarımızı gönderiyor ve tüm ülkelerin gençliğini sömürüsüz bir dünya inşa etme mücadelesinde birleşmeye çağırıyoruz. Lal Salaam!
Yeni Demokrasi: Cevaplarınız için teşekkür ederiz. Çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.







