Fransa’nın Lyon kentinde yaşayan, Filistin direnişine destek eylemlerine katılan Devrimci Gençlik Birliği (LJR) üyesi Alex, bu eylemlere katılımı ve Filistin direnişine verdiği destek nedeniyle Fransa’da yargılanıyor.
Alex’e destek amacıyla Fransa genelinde çok sayıda kurumun yer aldığı dayanışma komiteleri tarafından eylemler gerçekleştiriliyor. Davası devam eden Alex’le bu süreçte yaptığımız röportajı okuyucularımızla paylaşıyoruz.
Yeni Demokrasi: Merhaba, kendinizi tanıtabilir misiniz?
Alex: Merhaba, öncelikle devrimci gazetenizde kendimi ifade etme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim, bu benim için bir onur ve zevk. Gazetenin tüm okuyucularına ve destekçilerine selamlarımı sunarım.
Ben Alex, sosyalist devrim için mücadele eden Fransa’nın devrimci bir örgütü olan Devrimci Gençlik Birliği (LJR)’nin bir üyesiyim ve aynı zamanda Georges Abdallah’ın serbest bırakılması için Birleşik Kampanya’nın bir üyesiyim. 8 Şubat 2025’te Paris’te Georges Abdallah’ı desteklemek için düzenlenen bir gösteride Filistin direnişine desteğimi açıkça ifade ettiğim için Fransız burjuva devleti tarafından hukuki ve siyasî olarak yargılanıyorum. Birkaç yıldır bir ortaokulda okul gözetmeni olarak çalışıyorum. Bu olayın ardından, 2026 Ocak ayında yapılacak duruşmamdan önce işimden uzaklaştırıldım. Başlangıçta 2025 Mayıs ayında yapılması planlanan duruşma ocak ayına ertelendi. Ayrıca gözetmenlik sözleşmemizin eylül ayında yenilenmeyeceğini öğrendim. Çünkü gözetmenlerin sözleşmeleri her yıl yenilenir veya yenilenmez, bizler belirli süreli sözleşme (CDD) rejimi altındayız. Ayrıca şu anda ulusal eğitim sisteminde kara listeye alındım ve Lyon akademisinin sorumlusuna gönderilen ve benim de gördüğüm bir adli polis mektubunda, sözleşmemin yenilenmeyeceği belirtiliyor. Dolayısıyla ulusal eğitim sisteminden ve muhtemelen tüm kamu hizmetlerinden ihraç edildim.
Yeni Demokrasi: Seni Filistin davasına bağlayan nedir?
Alex: Devrimci mücadelem 2019 yılından önce, LJR’nin kardeş örgütü ve bugün birleşmiş olan Genç Devrimciler içinde başladı. Filistin halkını ve direnişini destekleme mücadelesi, örgütün merkezinde yer aldı. Bu mücadeleyi her zaman mücadelemizin ana eksenlerinden biri olarak gördük, çünkü Filistin’i desteklemek ve savunmak, proleter dünya devrimini ilerletmek demektir. 7 Ekim’den ve Aksa Tufanı’nın büyük taktik karşı saldırısının başlamasından bu yana Filistin’i savunmak için mücadelemizi yoğunlaştırdık. Her devrimci gibi ben de devrimci mücadeleme başladığım andan itibaren Filistin halkını ve ulusal direnişini savunmaya adadım.
Yeni Demokrasi: Konuşmanın ana hatları nelerdi? Tam olarak nelerden bahsettin?
Alex: Konuşmam Filistin halkına, onun büyük direnişine, silahlı direnişine, ulusal direniş gruplarına açıkça destek verilmesi, 7 Ekim ve Aksa Tufanı’nın Filistin Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nde bir ilerleme olduğu ve dünya halklarının tarihinde mücadele ve zaferin damgasını vuran bir gün olduğu yönündeki ifademdi. Ayrıca, Tufan’ın geri dönmeyeceği ve Filistin’i desteklemenin suç olmadığı gibi kaçınılmaz gerçekleri de hatırlattım. Direnişin büyük komutanlarına borçlu olduğumuz ilerlemeleri sundum ve tüm savaşçılar ile Gazze’deki Filistin halkını selamladım.
Yeni Demokrasi: Hakkında dava açıldığını nasıl öğrendin?
Alex: Protestodaki konuşmanın X’te yayınlanmasının ardından, bir Siyonist grubun ulusal polisi ve Paris valisini etiketlediğini gördüm. Bunun üzerine vali kendisi de bana karşı dava açıldığını belirten bir mesaj yayınladı. Paris valisi eski dışişleri bakanı ve dolayısıyla eski Fransız gizli servis sorumlusu olduğu için bu davanın açılacağı açıktı.
Yeni Demokrasi: Tam olarak neyle suçlanıyorsun?
Alex: “Terör eylemlerini kamuoyunda savunmak”, “gözaltında DNA’mı vermeyi reddetmek” ve “gözaltında telefonumun şifrelerini vermeyi reddetmekle” suçlanıyorum. Fas’tan gelen uçağımdan inerken “Terörle Mücadele” ekibinden on polis tarafından gözaltına alındım. 48 saat gözaltında tutulduktan sonra, 5 Mart 2025’ten 2026 Ocak’taki duruşmama kadar gösteri yapmam yasaklandı.
Yeni Demokrasi: Bugün Fransa’da Filistin’i destekleyen söylemlere yönelik özel bir baskı olduğunu düşünüyor musun?
Alex: Evet, 7 Ekim’den itibaren, sana medyada veya gerçek hayatta Filistin halkını ve direnişini destekleyen herkese yönelik çok sayıda mahkûmiyet kararı verildi. Bunlar arasında Filistin halkını savunduğu için işinden kovulan CGT Kimya sendikası üyesi Timothée Esprit gibi sendikacılar da var. Ayrıca 700’den fazla dava açıldı ve şimdiden yüzlerce mahkûmiyet kararı verildi.
Fransız devleti, soykırıma karşı çıkan sesleri susturmaya ve bastırmaya çalışıyor ve işte burada, örgütlenmenin gerekli olduğunu, demokratik özgürlüklerin savunulmasının bir mesele ve devrimci bir mücadele olduğunu görüyoruz.
Fransız devleti halktan korkuyor ve bunu dile getiren kişileri hedef alarak diğerlerine ibret olacağını düşünüyor. Ancak tam tersi oluyor ve Fransız halkına gerçek yüzünü daha da fazla gösteriyor.
Ayrıca, Şubat sonundan beri Telegram’da Filistin halkını desteklediği için hapiste olan Mahdieh Esfandiari’den de bahsetmeliyiz. O da Lyonlu ve desteklenmesi gereken biridir.
Yeni Demokrasi: Bu dava, aktif mücadelenin suç sayılmasına yönelik daha genel bir saldırının parçası mı?
Alex: Evet, kesinlikle. Fransa’da Müslüman Kardeşler’e ve genel olarak Müslüman topluma yönelik son saldırılar buna örnek. Oysa devletin Müslüman Kardeşler hakkında hazırladığı rapor, bu yapının bir tehlike oluşturmadığını, tehlikeli araçlara sahip olmadığını ve devleti devirmeye yönelik bir irade taşımadığını açıkça ortaya koyuyor. Buna ek olarak son yıllarda birçok örgütün kapatılması — yakın zamanda Jeune Garde’ın feshedilmesi ve URGENCE Palestine’e yönelik tehditler gibi — devletin örgütlenme, ifade ve toplanma hakkına doğrudan saldırılarıdır.
Son tahlilde, bu saldırıların hedefinde proletarya ve yeniden inşa edip geliştirmemiz gereken özerklik bulunmaktadır. Dolayısıyla bunlar, gerçekte devrimcileri hedef alan ve onları tecrit etmeye zemin hazırlayan önlemlerdir. Bu nedenle, gericiliğe ve anti demokratik politikalara karşı birlik içinde ve mücadeleci olmak hayati önemdedir.
Demokratik özgürlükleri gerekli olan her yolla savunmak zorundayız; çünkü henüz faşizm koşullarında yaşamıyoruz ve faşizme giden yolu döşeyen toplumun gericileştirilmesine karşı mücadele etmeliyiz.
Devlet, yaklaşmakta olan krizi sezmektedir. Kriz, sınıf mücadelesinin yoğunlaşmasından başka bir şey değildir. Burjuvazinin proletaryaya yönelik tüm saldırıları, onun korkusunun ve kırılganlığının bir göstergesidir.
Yeni Demokrasi: Bugün senin için “Filistin davasını desteklemek” ne anlama geliyor?
Alex: Filistin davasını desteklemek farklı aşamalardan geçer. Öncelikle, bugün ve on yıllardır silahlı mücadeleyi direnişlerinin merkezi ekseni haline getiren Filistin halkının mücadelesini desteklemek. Yani Filistinlilerin kendilerini, topraklarını ve uluslarını savunma hakkını desteklemek ve savunmak.
Ardından, Filistin halkını, toplu geri dönüş hakkı ile birlikte, denizden Ürdün Nehri’ne kadar tam bir özgürlük için desteklemektir. Bu da doğal olarak, ideolojik bir proje olarak Siyonizm’e karşı mücadele etmek ama aynı zamanda siyasî bir proje olarak da İsrail devletine karşı mücadele etmek anlamına gelir.
Aynı zamanda burada devrim için örgütlenmektir. Çünkü Filistin halkı için sosyalist bir devlet veya sosyalist devletlerden daha büyük bir müttefik ve destekçi olamaz. Bu nedenle emperyalizme karşı mücadele etmek ve onu yıkmak için örgütlenmek gereklidir; çünkü bir sonuca karşı mücadele edip nedeni hedef almamak yeterli değildir.
Bugün Filistin davasını desteklemek ister ulusal kurtuluş ister Yeni Demokratik Devrim, isterse Sosyalist Devrim için olsun, devrimci savaşın her şeye kadir olduğunu kabul etmek ve ilan etmek anlamına gelmektedir.
Bu anlamda, Filistin davasına verilen desteğin ancak devrimci olduğu ölçüde tam ve bütünlüklü olduğunu söyleyebiliriz; çünkü bu destek, kendisini bir bütünün parçası, yani Proleter Dünya Devrimi’nin bir bileşeni olarak gördüğünde gerçek anlamına kavuşur.
Yeni Demokrasi: Bu baskı ile diğer toplumsal veya sömürgecilik karşıtı mücadeleler arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Alex: Devletin de proletaryanın ve toplumsal hareketin de her mücadeleden ders çıkardığını görüyoruz. Bu nedenle doğru bir genel siyasal hattı uygulamak, çelişkileri doğru analiz ederek hareket etmek; kendi güçlerimizi koruyup geliştirirken devleti zayıflatmak hayati önemdedir.
Son on yılda çok şey öğrendik: İş Yasası’na karşı mücadelelerden Emeklilik Reformu’na karşı direnişlere; polis tarafından katledilen genç Nahel’in ardından proleter mahallelerde patlak veren Haziran ayaklanmalarından Sarı Yelekliler hareketine ve bugün Filistin için yapılan yürüyüşlere kadar. Devlet de ders çıkardı; bu hareket sırasında kamuoyunda sesini yükselten militanları, mücadeleyi örgütleyenleri hedef alarak aynı zamanda bizi kamuoyu nezdinde şeytanlaştırarak sert ve hızlı biçimde saldırdı.
Bu, yeni olmayan, iyi bilinen bir tekniktir. Kanaky’de (Yeni Kaledonya) isyan ettikleri için aylarca Fransa’da tutulan Kanak siyasî tutsaklarıyla da bu noktada bir bağ kurabiliriz. Cezayir bağımsızlık savaşına destek mücadeleleri sırasında olduğu gibi insanları Seine Nehri’ne atılmıyor belki, ancak mantık aynı mantıktır. Devlet, her zaman olduğu gibi varlığını ancak halka karşı orantısız güç kullanımıyla sürdürebilmektedir.
Devlet bu biçimde zor kullanmak zorunda kaldığında, proletarya ile devlet arasında tampon işlevi gören tüm yapıların ömrünü doldurduğunun; halk öfkesini bastırma ve onu gerçek hedeflerinden saptırma görevini artık yerine getiremediğinin bir göstergesidir. Böylece burjuvazi ile proletarya arasında son siper olarak, kendisini giderek ulusun dışında konumlandıran ve halk öfkesinin seli tarafından hem kendilerinin hem de efendilerinin süpürülmesinden önceki son güçler haline gelen polis, jandarma ve askerlerden oluşan bir aygıt kalmaktadır.
İşte bu yüzden devlet hızlı ve sert vurur; çünkü yeni dönemin geldiğini o da sezmektedir ve sonunu her ne pahasına olursa olsun geciktirmeye çalışmaktadır. Ancak bunu yaparken aslında kendi sonunu daha da yakınlaştırmaktadır; zira tarihten kimse kaçamaz ve biz onun yazarlarıyız.
Yeni Demokrasi: Bazı kişiler senin konuşmalarının veya bağlılığının siyasi eleştiriyi aşarak antisemitizme dönüştüğünü iddia etti. Bu konuda ne söylersin?
Alex: Bunun tamamen yanlış olduğunu ve bu suçlamaları reddettiğimi söylüyorum. Bu tür saçmalıkları uzun yıllardır mücadele edenlerden, “devrimci” ya da devrimci sendikacılardan bile duydum. Tüm bunları, temelsiz suçlamaların tehlikesini düşünmeye ve bunun burjuvaziye mi yoksa Filistin direnişine mi hizmet ettiğini sorgulamaya çağırıyorum. Cevap açıktır: eğer Filistin direnişini savunduğunu iddia ediyorsan ama bu tür iftiralarla Filistin yanlısı militanlara destek vermeyi reddediyorsan, o zaman direnişi savunmuş olmuyorsun.
Antisemitler, benim örgütümde veya devrimcilerin arasında değil; Fransız burjuva devletinin DNA’sında vardır. Bu devlet, 2. Dünya Savaşı sırasında Vichy rejimi altında Yahudilere yönelik soykırımlara katılmış, Yahudi çocukları Nazilere teslim etmiştir. Bugün, İsrail’deki Siyonist-Nazi unsurlarla ittifak içinde olanlar, Filistinlilere yönelik soykırıma katılmakta ve Siyonistlerle örtüşen çıkarları paylaşmaktadır: Avrupa’yı Yahudilerden arındırmak. Gerçek antisemitizm burada bulunur; Kolonel Fabien’in Komünist Gençliği’nin mirasçıları arasında değil. Kolonel Fabien, ilk Nazi’yi idam eden ve Fransa’da işgalciye karşı silahlı mücadeleyi başlatan kişidir.
Bugün, komünistlerin torunlarını Nazi olmakla suçlamak tarihsel olarak saçma bir hakarettir, aynı zamanda bir dikkat dağıtma ve bölme girişimidir; bu taktik geçmişte işe yaramadığı gibi gelecekte de işe yaramayacaktır.
Yeni Demokrasi: Antisemitizm suçlamasının bazen Filistin ile dayanışmayı meşruiyetini yitirmek için kullanıldığını düşünüyor musunuz?
Alex: Evet, bu suçlama çok sık “sihirli bir kart” veya joker gibi kullanıldı. Filistin’i desteklemek, hemen antisemit olmakla etiketlenmeyi beraberinde getiriyor; aynı şekilde, kendini anti Siyonist ilan etmek de farklı bir şeydir. Bu iki kavram radikal biçimde farklıdır ve hiçbir ortak noktası yoktur. Bu durum onlarca hukuki süreçte kullanılmış ve tüm televizyon platformlarında sürekli pompalanmıştır.
Kendi davam bunun çarpıcı bir örneğidir: Filistin Direnişi’ne ve dolayısıyla Hamas dahil tüm direniş gruplarına verdiğim destek nedeniyle otomatik olarak antisemit olarak görülmem söz konusu olmuş ve dolayısıyla bana destek olmak istenmemiştir.
Yeni Demokrasi: Son olarak ne söylemek isterseniz?
Alex: Son olarak, gazetenize kendimi ifade etme fırsatı verdiği için teşekkür etmek istiyorum. Yeni Demokrasi Gazetesi’nin tüm okuyucularını, özellikle de devrimci mücadeleleri nedeniyle hapiste olanları selamlamak istiyorum. Elbette Filistin Direnişi’ne ve tüm Filistin halkına da selamlarımı sunuyorum.







