22 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla, kurucu vakfına daha önce kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni kaldırılarak üniversite kapatıldı.
İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2019 yılında Can Holding bünyesine geçti. Can Holding’e yönelik yürütülen soruşturma kapsamında holdinge bağlı şirketlerin yönetimi TMSF’ye devredilirken, üniversitenin kurucu vakfına da kayyım atandı. Kurucu vakfına kayyım atanan vakıf üniversitelerinin faaliyet izinlerinin kaldırılmasını öngören mevzuat gerekçe gösterilerek İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni Cumhurbaşkanı Kararıyla kaldırıldı.
MEVZUATA GÖRE ÖĞRENCİLER GARANTÖR KURUMDA EĞİTİME DEVAM EDECEK
Vakıf yükseköğretim kurumları mevzuatına göre, faaliyet izni kaldırılan üniversitelerin öğrencileri ve arşivi, kurumun yasal himayesini üstlenen “garantör üniversite”ye devrediliyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin garantör kurumu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ).
Fakat iki kurum arasındaki kontenjan, kampüs ve bölüm farkları öğrencileri bir kaosla karşı karşıya bırakıyor. Öğrenciler tedirgin bir biçimde okuldan bir açıklama bekliyor.
Üniversitenin kapanmasından bir darbe de, başta akademik kadro olmak üzere üniversite personeli alıyor. Vakıf Üniversitesi personelinin yasal olarak devlet kadrosuna doğrudan geçiş hakkı bulunmadığı için mevcut akademik ve idari kadronun iş sözleşmeleri yasal olarak sona erecek.
“KONTENJAN YOK, YER YOK”
Bir öğrenci röportajında da Bilgi Üniversitesi öğrencileri geleceksizlikle baş başa bırakıldığını belirtiyor. Bu kararın bilinçli bir şekilde bayram tatili öncesi çıkarılarak tepkilerin önüne geçmek istendiğini ifade eden bir öğrenci, “Mimar Sinan küçücük bir okul, Bilgi ise kocaman. Biz oraya nasıl sığacağız? Daha da kötüsü, Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü İstanbul’da sadece bizim okulda ve bir de vakıf okulu olan Koç Üniversitesi’nde var. Benim puanım ya da not ortalamam oraya yetmiyor. Biz şimdi ne yapacağız? Sırf okul kapatıldı diye istemediğimiz, geleceğimizin olmadığı bölümlere mi zorlanacağız?” ifadeleriyle duruma tepki gösterdi.
Bilgi Üniversitesi öğrencileri, bu kararın sadece idari bir karar olmadığını, doğrudan eğitim hakkına vurulmuş bir darbe olduğunu belirtiyor.
(HABER MERKEZİ)








