Çanakkale’de Cengiz Holding’e ait CENAL Kömürlü Termik Santrali’nde kapasite artırma projesine karşı çevre örgütleri, meslek odaları ve bölge halkı “Kömürsüz Çanakkale” çağrısıyla önceki gün halk forumu düzenledi.
Çanakkale Halk Bahçesi’nde düzenlenen forumda 1050 megavatlık yeni ünite eklenmesini öngören projenin “kapasite artışı” adı altında fiilen yeni bir ithal kömürlü termik santral anlamına geldiği belirtilerek izin sürecinin durdurulması istendi. Forumda ayrıca projenin iklim, halk sağlığı ve bölgenin geleceği üzerindeki etkileri ele alındı.
Ayrıca forumda Türkiye’nin 2026 yılında COP31 İklim Zirvesi’ne başkanlık yaptığı bir dönemde yeni ithal kömür yatırımlarının gündeme gelmesinin uluslararası iklim taahhütleriyle çeliştiği de vurgulanarak projenin derhal iptal edilmesi talep edildi. Katılımcılar, yaşam alanlarını, sağlığı ve iklimi ilgilendiren böylesine önemli projelerde halkın karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanmasının demokratik bir gereklilik olduğunu vurgulayarak, projeye karşı hukuki ve toplumsal mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.
3 BİN 167 ERKEN ÖLÜM
Forumda söz alanlar, Çanakkale’nin hâlihazırda Türkiye’de kömürlü termik santrallerin en yoğun bulunduğu illerden biri olduğunu anımsattı. İl sınırları içinde faaliyet gösteren beş kömürlü termik santralin bugüne kadar hava kirliliği nedeniyle 2020 yılına kadar en az 3 bin 167 erken ölüme yol açtığının, sağlık etkilerinin ekonomik maliyetinin ise yaklaşık 7 milyar dolar olarak hesaplandığının altı çizildi. Çanakkale Tabip Odası’ndan Ayşe Güneş, santrallerin sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Kömürlü termik santrallerin saldığı gazlar ve partiküller vücudumuza girerek bizi zehirliyor. Vücudumuzun bu zehirlere karşı bir korunma mekanizması yok. Bu sebeple de kömür bölgelerinde yaşayanlarda kanser, KOAH, astım gibi birçok hastalıkta artışı var. Tüm dünyada kömürden çıkış kararları verilirken biz neden yenilerini yapıyoruz.”
“YENİ ÜNİTENİN YAPILMAMASI İÇİN SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan, COP31’e ev sahipliği yapan Türkiye’nin bir yandan iklim liderliğinden söz ederken diğer yandan yeni bir kömürlü termik santral projesini gündeme getirmesi çelişkili olduğunu vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: “Çanakkale’de daha önce Çırpılar Termik Santrali projesini muhtarlarımızla, yerel ve ulusal sivil toplum örgütleriyle omuz omuza vererek durdurduk. Ancak CENAL’de aynı sonucu alamadık. ÇED olumlu kararının iptali için dava açtığımızda şirket santralin inşaatını çoktan tamamlamıştı. Sonuçta antik bir kentin yanı başında, derin deniz deşarjıyla denizi kirleten ve tarımı olumsuz etkileyen bu santrale engel olamadık. Ama yeni ünitenin yapılmaması için sonuna kadar mücadele edeceğiz. COP31’e ev sahipliği yapan Türkiye’nin bir yandan iklim liderliğinden söz ederken diğer yandan yeni bir kömürlü termik santral projesini gündeme getirmesi büyük bir çelişkidir. Bu çelişkiyi kabul etmiyoruz; Karabiga’nın havasını, suyunu ve toprağını birlikte savunacağız.”
“HALK BİR ARAYA GELDİĞİNDE EN BÜYÜK PROJELER BİLE DURDURULABİLİYOR”
Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat da Afşin ve Elbistan’da 2 yeni ek üniteyi iptal ettirdiklerini hatırlatarak “Afşin ve Elbistan’da mücadeleye, arkadaşlarımız birer birer kanser olduktan sonra başladık. O günlerde bir şeyi değiştirebileceğimize dair umudumuz çok azdı. Ama yıllarca süren mücadelemizin sonunda önemli bir zafer kazandık. O zafer bize bir şeyi gösterdi: Halk bir araya geldiğinde, vazgeçmediğinde en büyük projeler bile durdurulabiliyor. Bugün aynı dayanışmayı büyütmek için Karabiga’dayız. Çünkü biliyoruz ki Karabiga’nın mücadelesi sadece Karabiga’nın değil; temiz havayı, sağlıklı yaşamı ve çocuklarımızın geleceğini savunan herkesin mücadelesidir” diye konuştu.
(HABER MERKEZİ)







