13 Şubat, Cuma
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » Dışarıda Saldırı İçeride Baskı: ABD Emperyalizminin ICE Yüzü

Dışarıda Saldırı İçeride Baskı: ABD Emperyalizminin ICE Yüzü

25 Ocak 2026
içinde Dünya, Yazılar
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram
Google Haberler Google Haberler Google Haberler
ADVERTISEMENT

2026 yılı vahşeti, emperyalist saldırganlığı ve halklara yönelik imha politikalarını geçmiş yıllardan devralarak ilerliyor. Yılın daha ilk günlerinden itibaren çatışmaların, ülkelere dönük doğrudan ve dolaylı saldırıların, askerî ve siyasal gerilimlerin artarak gündeme gelmesi bu sürekliliği açık biçimde ortaya koyuyor. Suriye’de yaşanan son çatışmalar, Venezuela Devlet Başkanı’nın kaçırılması ve Filistin’de kesintisiz biçimde sürdürülen görünmez soykırım, emperyalist saldırganlığın ulaştığı boyutları gözler önüne seriyor.

Bu tabloya yakından bakıldığında, ABD emperyalizminin gerileyen hegemonyasının saldırganlıkla tahkim etmeye çalıştığı; çatışmaları derinleştirerek, kriz bölgelerinde kendisine bağlı yeni müttefikler ve bağımlı rejimler yaratma arayışını hızlandırdığı görülüyor. Emperyalistlerin kendi oluşturdukları uluslararası hukuk dahi hiçe sayılıyor. Ulusal egemenlikleri ayaklar altına alan bu yaklaşım sistemik bir zorunluluğun ifadesidir.

Yıkıcı bir çizgide ilerleyen barbar ABD emperyalizmi, içeride de halkına yönelik vahşetten geri durmamaktadır. Göçmenlere karşı yürütülen baskı politikaları, göçmen polisinin (ICE) artan yetkileri, ulusal muhafızların sokaklara sürülmesi ve protestoların askerî yöntemlerle bastırılması, bu sürekliliğin iç cephedeki yansımalarıdır. Emperyalist şiddet yalnızca sınırların ötesinde üretilmiyor aynı zamanda kendi coğrafyalarında genel krizin yansıması görülüyor. Kriz derinleştikçe de ülke içinde yönetim baskı politikaları artmaya başlıyor. Bunun en çarpıcı örneği 7 Ocak tarihinde ABD’ninMinneapolis kentinde 37 yaşındaki Renee Good adlı kadının ICE polisi tarafından vurularak katledildi. 7 Ocak’ta bu yana ABD’nin birçok kentinde ICE’nin (Göç ve Gümrük Muhafaza) artan saldırganlığına karşı binlerce kişi sokağa çıktı. Bu protestolardan biri de yeniden Minneapolis’te düzenleniyordu. 24 Ocak’ta 37 yaşındaki Alex Jeffrey Pretti, ICE polisleri tarafından gözaltına alınmak istendiği sırada “direndiği” iddiasıyla vurularak katledildi. Trump tarafından doğrudan desteklenen ve katliamları ABD yönetimi tarafından meşrulaştırılan ICE, devam eden protestolara yanıt olarak ev baskınları, gözaltılar ve halka yönelik şiddeti artırıyor. ICE, yönetimden aldığı güçle saldırılarını gözaltı ve işkenceyle sınırlı tutmayarak, protestolara katılanlara ve kendisine direnen herkese ateş açacak noktaya kadar şiddetlendirdi.

EMPERYALİZMİN SOPASI: ICE

11 Eylül saldırılarının ardından “ulusal güvenlik” gerekçesiyle kurulan ICE, bugün Trump yönetimi altında göçmenlik yasalarını uygulayan bir kurum olmanın ötesine geçmiş, iç cephede emperyalist zorun asli aygıtlarından biri hâline gelmiştir. Kitlesel gözaltılar, sokak baskınları ve ölümcül güç kullanımının sıradanlaştırılması, ICE’yi fiilen yarı askerî bir yapıya dönüştürmüştür.

Derinleşen ekonomik kriz, barınma sorunu, güvencesiz çalışma ve artan işsizlik karşısında ABD devleti, toplumsal öfkeyi yönetmek için göçmenleri hedef hâline getirmektedir. Göçmenlere yönelen zor, krizin gerçek sorumlularını gizleyen bir sis perdesi işlevi görmekte; devletin şiddet aygıtları emperyalist düzenin bekçiliğini üstlenmektedir.

ICE’nin bu dönüşümü, tesadüfi bir yetki aşımı ya da “sert güvenlik politikası” tercihi olarak okunamaz. Aksine bu durum, emperyalist devletin kriz anlarında başvurduğu klasik yönetim refleksinin güncellenmiş bir biçimidir. Hukukun askıya alındığı, keyfi gözaltıların ve ölümcül gücün normalleştirildiği bu alan, yalnızca göçmenlere değil, tüm emekçi sınıflara dönük bir gözdağının parçasıdır. Bugün göçmenlere yönelen zor, yarın grev yapan işçilere, protesto eden gençlere ve muhalefet eden toplumsal kesimlere yönelme potansiyelini içinde taşımaktadır.

ICE’nin sokaklarda artan görünürlüğü ve askerî operasyonları, ABD devletinin kendi meşruiyet krizini yönetme biçimini de açık etmektedir. Ekonomik krizin derinleştiği, toplumsal eşitsizliklerin keskinleştiği ve siyasal temsil mekanizmalarının giderek işlevsizleştiği bir tabloda, devlet rızayı değil korkuyu örgütlemeyi tercih etmektedir. Ulusal muhafızların kent merkezlerine konuşlandırılması, göçmenlik operasyonlarının fiilen askerî yöntemlerle yürütülmesi ve protestoların bastırılmasında sert güç kullanımının devreye sokulması, bu tercihin somut göstergeleridir.

Bu süreçte “ulusal güvenlik” söylemi, hem içeride hem dışarıda işlevsel bir ideolojik araç olarak kullanılmaktadır. Dış politikada askerî müdahaleleri, rejim değişikliği girişimlerini ve uluslararası hukukun ihlalini meşrulaştıran bu söylem, içeride ise göçmenleri ve yoksul halk kesimlerini potansiyel tehdit olarak kodlamaktadır. Böylece emperyalist şiddet, hem sınırların ötesinde hem de ülke içinde süreklilik kazanmakta; devletin zor aygıtları birbirini besleyen bir bütün hâline gelmektedir.

Minneapolis’te Renee Good ve Alex Jeffrey Pretti’nin katledilmesi münferit bir olay değil, sistematik bir şiddet rejiminin parçasıdır. Olayın ardından yükselen kitlesel protestolar ise bu sistemin toplumsal karşılığının giderek zayıfladığını göstermektedir. Halkın sokağa çıkarak ICE’yi ve devlet şiddetini hedef alması, emperyalist merkezin kalbinde dahi bu politikalara yönelik bir meşruiyet krizinin oluştuğuna işaret etmektedir. Ancak devletin bu tepkilere yanıtı, geri adım atmak değil, daha fazla baskı ve zor kullanımı yönünde olmaktadır.

ABD emperyalizminin bugün izlediği çizgi, krizi yönetmekten ziyade derinleştiren bir karakter taşımaktadır. Dışarıda saldırganlık artıkça, içeride baskı yoğunlaşmakta; içeride kriz büyüdükçe, dışarıda yeni çatışma alanları yaratılmaktadır. Bu kısır döngü, emperyalist sistemin yapısal tıkanmışlığının açık bir göstergesidir. Hukukun askıya alındığı, insan hayatının değersizleştirildiği ve zorun temel yönetim aracı hâline getirildiği bu düzen, sürdürülebilir değildir.

Sonuç olarak Minneapolis’te yaşananlar, ABD’de göçmenlik politikalarının geldiği noktayı aşan bir anlam taşımaktadır. Renee Good ve Alex Jeffrey Pretti’nin katledilmesi, “demokrasiyle övünen” emperyalist ülkelerde şiddetin olağanlaştığını ve “demokrasi”, “özgürlük”, “hukuk devleti” söylemlerinin gerçekte içinin boş olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Emperyalizmin barbarlığı, tüm ezilen halkların üzerine kâbus gibi çökerken; bu gerçeklik, onun yalnızca uzak coğrafyalarda değil, kendi ülkesinde de bir ölüm düzeni kurduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bugün sokağa dökülen halkın temel talepleri, emperyalist saldırganlığın sona ermesi ve halk için gerçek bir demokrasinin tesis edilmesidir. Ancak bu dünya düzeninde demokrasi, halka bahşedilen değil, halkların kendi elleriyle kazanmak zorunda olduğu tarihsel bir ihtiyaçtır. Günümüzde siyasal süreçler, halkın talepleri doğrultusunda değil, büyük ölçüde halka rağmen işletilmektedir. Anti emperyalist, halkların çıkarlarını esas alan ve komünist bir çizgi inşa edilebildiği ölçüde, halklar için gerçek bir demokrasiden söz etmek mümkün olacaktır.

Tags: abdalex jeffret prettiICErenee good
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

Almanya ve İsviçre’de on binlerce kişi Rojava için sokağa çıktı

Sonraki Yazı

İHD’den Rojava’daki çocuklar için acil çağrı

Related Posts

Kadın

New York, Dilovası, Trikala… Yanarak Can Veren Kadın İşçiler

13 Şubat 2026
Dünya

Hindistan’da milyonlarca işçi ve köylü sokağa çıktı

13 Şubat 2026
Dünya

HKP (Maoist) Politbüro Üyesi Pramod Mishra süresiz açlık grevinde

12 Şubat 2026
MEŞA AZADÎ

Rojava’da Son Süreç: SDG İle Entegrasyon Anlaşmasına Dair

12 Şubat 2026
Dünya

Milei hükümetinin çalışma reformu Buenos Aires’te protesto edildi

12 Şubat 2026
Dünya

San Francisco’da 46 yıl sonra öğretmenler greve çıktı

11 Şubat 2026
Sonraki Yazı

İHD’den Rojava’daki çocuklar için acil çağrı

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi | işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com