Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishanesindeki devrimci tutsaklar maruz kaldıkları hak gasplarına ilişkin açıklama yaptı.
Gazetemize mektup yollayan tutsaklar, hapishane idaresinin anti demokratik uygulamalarla tutsakların kitap, haberleşme, sohbet ve tahliye haklarının engellediğini aktardı.
Tutsaklar iç postanın da ücretli hale getirildiğini, farklı örgütlerde örgütlü tutsakların ise yüz yüze sohbet hakkının da gasbedildiğini aktardılar.
“Karşı karşıya kaldığımız bir diğer anti demokratik uygulama da müddetnameye göre tahliye olması gereken arkadaşlarımızın tahliye edilmemeleridir. Hükümlü arkadaşlarımızın hapishanede tutulma sürelerinin hapishane idaresi-gözlem kurulunun inisiyatifine bırakılması keyfiyetçi bir tutum yaratmıştır.” diyen tutsaklar bu uygulamanın kabul edilemez olduğunu belirttiler.
Tutsakların mektubunun tamamını kamuoyunun bilgisine sunuyoruz:
Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde bulunan biz politik tutsaklar maruz kaldığımız kimi hak gasplarını sizin aracılığınızla kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.
Son zamanlarda dozu giderek artırılan anti demokratik uygulamalarla karşı karşıyayız. Hücrede bulundurulacak kitap sayısı, kişi başına 50 kitapla sınırlandırılmış bulunmaktadır. Oysa, süreli ve süresiz kitap, dergi, gazetelere iki nedenle sınırlama getirilebilir:
- Mahkemelerce yasaklanmış olması,
- Hapishane-eğitim kurulunun o süreli veya süresiz yayın için kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan bir yayın olduğuna karar vermesi.
Bu iki neden dışında süreli ve süresiz yayınları hücrede bulundurma hakkı vardır. Kanun, tüzük, yönetmelik hücrede bulundurulacak yayınların sayısına herhangi bir kısıtlama getirmemektedir. Böyle bir sınırlama varmış gibi sınırlamaya gitmek açıktır ki; anti demokratik bir uygulamadır. İfade yeteneklerini geliştirmek ve bilgilerini artırmak bakımından da engelleyici bir uygulamadır.
Bir diğer anti demokratik uygulama ise, iç postanın ücretli hale getirilmesidir. Hapishane idaresi: “6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun 6. maddesinde belirtilen posta tekelinin ihlal edilmemesi amacıyla hükümlü ve tutukluların bulundukları kurum içindeki diğer hükümlü ve tutuklulara gönderdikleri mektup niteliğindeki yazılı iletilerde mektup okuma komisyonunca incelendikten sonra ücretleri kendilerince karşılanmak üzere posta yoluyla gönderilir.” Kararına dayanarak bunu uygulamaya başlamıştır. Çok açık olarak bu bir hak gasbıdır. Oysa iç posta, sohbet ve diğer etkinlikler gibi bir iletişim hakkıdır. Bu hak ağır tecrit koşullarının bir ürünüdür. Özellikle aynı hapishanede bulunan ama CİK’in 63-3. Maddesine göre “kadınların-erkeklerin (…) bir araya gelmelerine ve bağlantı kurmalarına izin verilmez” denildiği bir durumda kullanılması elzemdir ve ücretlendirilemez! Bu hakkın ücretsiz kullanılması, posta tekelinin ihlal edilmesi olarak görülemez: Kaldı ki hapishane idaresi hiç postayı ücretli yapmadığı için posta tekelini ihlal etmiş olmuyor.
Posta idaresinin bu hakkın kullanımını yani iç posta iletişimini “Posta Tekelinin İhlali” olarak görmesi ve ücretlendirilmesi, hapishaneyi ticarethane biçiminde görmesi anlamına gelmektedir. Benzer bir görüş daha önce elektrik dağıtım şirketi tarafından da savunulmuş, elektrik tarifeleri, ticarethanelere uygulanan tarifeler üzerinden belirlenmiştir. Yapılan itirazlar neticesinde uygulamadan vazgeçilmiş, hapishaneler ticarethane statüsünden çıkarılmıştı. Şimdi benzer yanlışı posta idaresi yapmakta ve hiç postayı ücretlendirmektedir.
Öyle anlaşılıyor ki Posta İdaresi kendisine yeni bir sömürü alanı açmak istemekte ve yasal silahlarını kuşanarak bir hakkın kullanımını saldırmaktadır. Cezaevleri Genel Müdürlüğünün de iş birliğiyle tutsaklar bir taraftan ağır bir mali yükün altına sokulurken öbür taraftan tam hak ihlali yapılarak ağır bir tecridin içine atılmaktadırlar.
Posta İdaresi ve Ceza Evleri Genel Müdürlüğü iş birliğinde devreye konulan bir diğer uygulamada “aynı hücrede bulunanların aynı zarfta mektup gönderemez” kararıdır. Bu karar anti demokratik olup iletişim hakkının sınırlandırılması anlamındadır. Posta idaresine yeni bir sömürü alanı yaratmak demektir. Anayasal bir hak olan “Haberleşme kapsamında, bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerin gizliliğini sağlanması gerekir.”
Hapishane idaresi, bilgisayar çıktısı, el yazması gibi basılı olmayan gönderileri alıcısına vermeyip göndericisine iade etmekte, tutsakların hem haberleşme hakkını ihlal etmekte hem de posta idaresine yeni bir sömürü alanı açmaktadır. Nitekim karardaki şu hükümler bundan başka anlama gelmemektedir: “İçeriği bakımından suç teşkil etmeyen ancak kuruma sokulmasına izin verilmeyen gönderiler hakkında posta veya kargodan alındığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde ilgili hükümlü ve tutukluya yazılı bilgi verilir (…) İnfaz Hakimliğine şikâyet hakkını kullanmadığı takdirde gönderi göndericiye veya hükümlü ve tutuklunun belirleyeceği kişiye iade edilir.” Kendi içinde çelişkili olan bu karar bir taraftan “içeriği itibarıyla suç teşkil etmeyen” diyerek gönderiyi kabul etmekte ama öbür taraftan “kuruma sokulmasına izin verilmeyen” diyerek gönderiyi göndericisine iade etmektedir.
Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüler sohbet ve diğer etkinliklerden yararlanamamakta, çeşitli biçimlerde yararlanmaları engellenmektedir. 46-1 Nolu Genelgenin 3. bölümünün B-2 şıkkının A kısmında bu hak; “ağırlaştırılmış müebbet cezası almış hükümlüler (…) İdare ve gözlem kurulu kararıyla sadece kendileriyle aynı ünitede kalan hükümlülerle birlikte grup halinde eğitim-öğretim, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerden yararlandırılacaktır” denilerek “ünite” ile sınırlandırılmaktadır. Zira “aynı koridordaki tek kişilik odaların bulunduğu alanın ve-veya aynı havalandırma bahçesini kullanan oda ve koğuşların ünite olarak” değerlendirmektedir. Bu durumda aynı ünitede bulunmayan başka ağırlaştırılmış müebbet hükümlüler ile bir araya gelmeleri engellenmiş, sosyalleşmelerinin önü alınmış olmaktadır.
Yine aynı şekilde hapishane idaresi gözlem kurulu aynı koridorda bulunan ve fakat aynı örgüt mensubu olmayan (misal PKK – TKP/ML) ağırlaştırılmış müebbet hükümleri birlikte sohbet ve diğer etkinliklere çıkartmamakla bu hakkı hepten gasbetmektedir.
Karşı karşıya kaldığımız bir diğer anti demokratik uygulama da müddetnameye göre tahliye olması gereken arkadaşlarımızın tahliye edilmemeleridir. Hükümlü arkadaşlarımızın hapishanede tutulma sürelerinin hapishane idaresi-gözlem kurulunun inisiyatifine bırakılması keyfiyetçi bir tutum yaratmıştır. Hapishanede tutulmayı gerektiren süreyi tamamlayan arkadaşlar “örgütle bağını kesmedi” ya da başka sudan gerekçelerle tahliye edilmeyerek tutulma süreleri uzatılmaktadır.
Sonuç olarak: Kandıra 1 Nolu Hapishane İdaresi-Gözlem Kurulu hukuka, yasaya, usule uygun bir şekilde temel ve hak hürriyetlere saygılı, demokratik toplum düzeniyle ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşır bir şekilde davranmadığını sizin aracılığınızla kamuoyu bilgisine sunuyoruz.
(İSTANBUL)








