Munzur Çevre Derneği ve Polen Ekoloji bugün İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube’de “Ekoloji Savunucularına Özgürlük” şiarıyla basın toplantısı gerçekleştirdi. Açıklamanın yapıldığı salona “Ekoloji Savunucularına Özgürlük” yazılı pankart asıldı.
Munzur Çevre Derneği ve Polen Ekoloji 1 Mayıs’ta gözaltına alınarak tutuklanan üyesi Sevil Doğan ve dün (14 Mayıs) Dersim’de gözaltına alınarak tutuklanan üyesi Erhan Doğru’nun ve diğer ekoloji savunucularının serbest bırakılmasını talep etti.
Polen Ekoloji Kolektifi Üyesi Derya Sever, arkadaşlarının gerekçesiz boş nedenlerle tutuklandıklarını ve iktidarın yargıyı bir sopa olarak kullandığını belirtti. Derya Sever, buna karşı birleşik mücadele ile sonuç alınabileceğini ifade etti.
Kapitalist-emperyalist sistemin doğaya yönelik saldırılarının her geçen gün şiddetlendiği, buna karşı örgütlü mücadeleyi büyüten Sevil Doğan, Erhan Doğru, Cemil Aksu, Cemre Nayır, Pınar Gayıp ve Yağmur Apa’nın, ayrıca Bakırtepe Çevre Platformu’ndan Aytaç Sarıkaya ve Aynur Ergül’ün tutuklandığı belirtildi. Egemenlerin böylece, ekoloji mücadelesini cezalandırmak istediği vurgulanarak basın metni okunmaya başlandı.
DOĞA TALANINA KARŞI ÇIKTIKLARI İÇİN TUTUKLANDILAR
Basın metnini Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen okudu. Ekoloji savunucularının tutuklanmasının nedeninin sermayenin doğa talanına karşı direnmeleri olduğunu ifade eden Hatun Esen, “Arkadaşlarımız, Akbelen’de, Dersim’de, Lice’de köylülerin, İliç’te, Soma’da işçilerin, Kazdağları’nda, Şırnak’ta, Cerattepe’de ormanların, yabanın, suyun yanında saf tuttukları, halkların ekoloji mücadelesinde bir köprü oldukları, şirketleri ifşa ettikleri ve tüm bu yıkımlara karşı korkmadan, yılmadan direnişi sürdürdükleri ve büyüttükleri için hedef alınmışlardır. Bugün, tüm bu fiili meşru mücadeleleri nedeniyle kriminalize ediliyorlar” dedi.
devamında şu ifadelere yer verildi: “Öyle ki onlar gittikleri her yerde, bulundukları her direnişte halkın kazanmaya olan umudunu daha da büyütmüşlerdir. Direnişe omuz vermeyi, onun sesi olmayı ve yaymayı görev edindikleri için bugün halktan kopartılmak istenmektedirler. Cemil’in, Cemre’nin, Yağmur’un, Pınar’ın Aytaç’ın Aynur’un ve Sevil’in mücadelelerinin tanıklarıyız; onlar yanarak can veren hayvanların, kökünden sökülmek istenen ağaçların, maden hırsına yerinden edilen, geçimlikleri ellerinden alınan köylülerin, kölelik koşullarında çalışan, katledilen ve yavaşca meslek hastalıklarıyla öldürülen işçilerin sesidir. Onlar omuz başındadırlar.”
Devamında Esra Işık’ın “Beni hakkını arayan herkese gözdağı vermek için tutukladılar.” ifadesiyle tutuklamaların Esra Işık’ın dediği gibi mücadele edenlere, kitlelere gözdağı verilmek istendiği için yapıldığı vurgulandı.
TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK
Açıklamanın sonunda mücadele çağrısı ve devrimci, politik, hasta tutsaklara özgürlük talebinde bulunularak şu ifadelere yer verildi: “Tüm Türkiye’de ekoloji mücadelesi tarihimizde onlarca kez katledildik, tutuklandık, sürgün edilmek istendik. Biz artık bu ülkeye kök saldık, yerinden bir milim kıpırdatılamayacak kadar sağlamız. Tutuklamayla, katletmeyle bitmeyeceğimizi, tükenmeyeceğimizi hâlâ anlamadılar.
“Cemil, Cemre, Pınar, Yağmur, Aynur, Aytaç ve Sevil derhal tahliye edilmelidir. Tüm demokrasi güçlerini, emekçileri ve doğa savunucularını birleşik mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Tüm tutsak ekoloji savunucularına ve tüm Devrimci, Politik, Hasta Tutsaklara Özgürlük!”
DÜZGÜN BABA OCAĞI’NA YAPILAN SALDIRI KINANDI
Hatun Esen konuşmasının sonunda Dersim’de dün akşam Düzgün Baba Ocağı’na yapılan saldırıyı nefretle ve öfkeyle kınadıklarını belirtti. Kutsal mekanlara ve halkın yüz yıllardır inancı, hafızası ve direnişinin sembolü olan Düzgün Baba Ocağı’na yapılan saldırının tesadüf olmadığı belirtildi. Esen, inanç merkezlerini hedef almanın, bir halkı sindirme, susturma ve yok sayma girişimi olduğunu söyledi.
(İSTANBUL)







