Üç Emmioğlu: Ölüm Bizi Ayırana Kadar
26 Mayıs sabahı, Ovacık’ta hava henüz aydınlanmadan dürbünü ve silahını kuşanarak keşfe çıktı.
Yağmur yağıyor, ara sıra dolu bastırıyordu. Sis, tepelerin üzerine çökmüştü. Bahar ayında hele de sabahın erken saatlerinde çok soğuk olurdu Ovacık. Muharrem (Ferdi Tosun) soğuktan üşüyen ellerini ovuşturarak dürbünün camını sildi özenle. Bütün araziyi tek tek taradı. Her tepeye, her yamaca, her karartıya uzun uzun baktı. Sis görüş mesafesini etkilese de o, arazide düşman olduğu bilgisini aldığından bu yana kendi içinde onları bulmaya yemin etmişti. O yüzden de her karartıya uzun uzun bakıyor, bir iz arıyordu.
Keşif saatinin sonuna doğru gözlerini yeniden Kalikan Tepesine çevirdi. Bir şey vardı.
Önce karartılar halinde gördü. Dürbünü biraz daha dikkatli ayarladı. Evet, hareket vardı.
Hemen grubun komutanı Taylan’a (Mustafa Sarıca) haber verdi. Bir süre birlikte izlediler. Yağmur ve dolu devam ediyordu. Bu hava, gerillayı gizlemek için bir avantaja dönüşebilirdi. Günlerdir aralıksız çalışan Heronlar bu havada çalışmıyordu. Çalışsa da net görüntü alamadığından kısa süre sonra uzaklaşıyordu. Taylan hemen grubu topladı. Sızma eylemi yapılacaktı.
Kısa sürede Yusuf (İlker Tezer) komutasında bir eylem grubu oluşturuldu. Muharrem de düşmanı ilk gören olarak grubun içindeydi. İçindeki heyecan bütün hareketlerine yansıyordu. 6 Mayıs’ta ölümsüzleşen Sinan (Haydar Ağral) ve Rıza’dan (Murat Tekgöz) sonra bu ana kilitlenmişti. Kendine güveniyordu. Baharın başında ilk göreve çıkarken Sinan’ın söyledikleri geldi aklına: “Bu yıl diğer yıllara benzemeyecek. Çözüm süreci bitti, asıl gerillacılık şimdi başlıyor.”
Sinan ve Rıza yoldaşların Geyiksuyu’nda son mermilerine kadar çatıştıklarını düşündü. Onların ardından başlayan bu baharın, önceki yıllardan farklı olduğunu biliyordu. Şimdi onların hesabını sormak için sıkacaktı silahını.
Yoğun yağmur ve doluya aldırmadan yaklaştılar düşman çadırlarına. Bir süre sonra karşılarındaki askerlerin bütün hareketlerini görebiliyor, kendi aralarındaki konuşmaları bile duyabiliyorlardı. Uygun anı beklediler… Düşmanın hiç beklemediği bir anda Yusuf yoldaşın komutuyla silahlar ateşlendi. Düşman askerleri neye uğradığını şaşırmış sağa sola koşuşturuyordu. Bu eylemde dört asker öldürülmüştü. Eylem hedefine ulaşmış, uzun yıllar sonra Ovacık’ın ormanlarında arazideki düşmana kayıp verdirilmişti. Yusuf’un çekilme komutu geldi. Ama Muharrem için eylem bitmemişti. Onu geri çekilmeye ikna etmek kolay olmadı. Bıraksalar silahını sıkarak karşılarındaki düşman askerlerinin içine dalacaktı.
Muharrem böyle biriydi. Tez canlıydı. Duygularını güçlü yaşar, onları içinde tutamazdı. Birine öfkelenmişse mutlaka onunla konuşurdu. Birini sevmişse ona hemen bağlanır, onun için elinden geleni yapardı. Yoldaşlık onun için yalnızca aynı yolu yürümek değildi; birlikte dolu dolu yaşamak, birlikte mücadele etmek ve gerektiğinde birbirinin yükünü omuzlamaktı. Birlikte aynı depoya kazma sallamak, birlikte yağmur altında üslenim çekmek, birlikte kitleye propaganda yapmaktı. Onun için bir işi birlikte yapmak her şeyden önce gelirdi.
Belki de bu yüzden “Üç Emmioğlu” diye anıldılar. Bakış (Samet Tosun), Samet (Tanju Er) ve Muharrem. Önce Bakış gelmişti gerillaya, ardından Muharrem ve Samet. Gerillada da hiç ayrılmadılar. Hedefleri birdi… Üçü kuzendi. Aynı köyde başlayan çocukluk anıları, aynı mahallede yoldaşlıkla büyümüş, Dersim dağlarının zirvesinde yeniden buluşmuştu. Bu yolda birbirleri için canlarını vermeye hazırlardı. “Üç Emmioğlu” adı onlar için gurur kaynağı olmuştu. Birlikte devrimci mücadeleye başladıkları Sarıgazi onlar için ayrı bir yerdeydi. Sarıgazi’yi bir savaş alanı olarak görür, oraya laf söyletmezlerdi.
Önce Bakış gelmiş olsa da gerillaya, Muharrem kendisini diğer ikisinin abisi ve sorumlusu gibi görürdü. Bir sorun çıktığında hemen yoldaşları harekete geçirmeye çalışır, çözülene kadar da peşini bırakmazdı. Aralarındaki bağ, akrabalığın çok ötesine geçmişti. Birbirlerine sık sık aynı sözü söylerlerdi: “Ölüm bizi ayırana kadar beraberiz.”
İlk ayrılan Bakış oldu.
2016 yılının kasım ayında, Aliboğazı’na yönelik operasyonda hava saldırısında dokuz yoldaş ölümsüzleşti. Operasyon sürerken Aşkın (Hasan Karakoç), Bakış ve Hakan (Ersin Erel) yoldaşlar onların intikamını almak için düşmanın bir koluna eylem gerçekleştirdi. İki askerin öldürüldüğü eylemin ardından çıkan çatışmada Aşkın, Bakış, Hakan ölümsüzleşti.
2017 baharıydı… Gerillalar kış üslenim kampından yeni çıkmıştı. Özgür (Ali Kemal Yılmaz) yoldaş komutanlığında görevlendirilen bir grup gerilla, geçtiğimiz sonbaharda ölümsüzleşen 12 yoldaşa dair operasyon bölgesinde araştırmalar yapıyor, onlara ait bulunan parçalar özenle toparlanıp saklanıyordu. Muharrem de bu gruptaydı.
Çatışma alanında Bakış’a ait eşyalar da bulundu. Kullandıkları silahlara ait mermi kovanlarını tek tek topladılar. Her birine özenle dokundu. Sonra silahına baktı. Bir söz verdi:
“Artık Bakış için de kullanacağım bu silahı.” Her zaman gülen gözleri o gün öfke ve hüzünle doluydu… Görevlerine daha sıkı sarıldı…
Bakış’ın ardından Üç Emmioğlu’ndan Tanju da adını değiştirdi. O zamana kadar gerilladaki adı Berkin’di. Samet adını almak istedi. Bakış’ı yalnızca anılarında değil, adıyla da yaşatacaktı.
Artık Samet, Bakış için de yürüyecekti o dağlarda. Bakış’ın ağız dolusu kahkahası ve her işi hızla yapışı takıldı aklına. Gerillaya geldiği gibi yine hızlı hareket etmiş onlardan önce göğüslemişti ipi.
2018 yılının 5-6 Ağustos günlerinde Mercan-Şahverdi yaylalarında pusuya düşürülen altı kişilik gerilla birliğinin içindeydi Samet. İki gün süren çatışmanın ardından Taylan, Yusuf, Haydar (Zeynel Çakıl), Yetiş (Tarık Akın) ve Mahir (Mehmet Keleş) yoldaşlarla birlikte ölümsüzleşti.
Üç Emmioğlu yine eksilmişti. Operasyon hakkında bilgi almak ve çatışma alanını kontrol etmek için Özgür yoldaşla birlikte Muharrem de bölgeye gitti. Bu kez aklında yalnızca Samet vardı. Hem Bakış’ı hem adını yaşatarak mücadeleyi omuzlayan Samet…
Sarıgazi’de birlikte katıldıkları eylemler geldi aklına. Gazete dağıtırken halkla kurmaya çalıştıkları ilişkiler… Birlikte yürüdükleri sokaklar… En çok da Sarıgazi’deki gençler.
Birlikte güldükleri günler, birlikte büyüttükleri düşler, birbirlerine verdikleri sözler…
Bu sözlerle yürüyüşünü sürdürdü Muharrem. Düşen yoldaşlarının ağırlığı vardı omzunda. Görevlerine dört elle sarıldı.
Süreç ağırdı. Düşman her cepheden saldırısını yoğunlaştırmış, teknik teknolojik üstünlüğünü de kullanarak imhaya yönelmişti. Omuzlarındaki sorumluluk daha da artmıştı. Bu zorlu koşullarda Partinin görevlerini yerine getirmeye çalışıyor, düşmanın tasfiye saldırılarına karşı gerilla savaşına tutunuyorlardı.
2020 yılı haziran, eylül ve ekim aylarında alınan ağır kayıpların ardından Deniz (Cumhur Sinan Oktulmuş) yoldaş komutasındaki gerilla birliğindeydi Muharrem. Aliboğazı’nda kış üslenim hazırlığı yapıyorlardı. Az önce kendilerini ziyarete gelen hevallerle genel politik süreci değerlendirmişler, düşmanın hareket tarzına dair gerillanın son hazırlıklarını planlamışlardı. Hevalleri yolcu ettikten sonra Muharrem de nöbete çıktı. Bir yandan karşı tepelere dürbün atıyor, diğer yandan yakın süreçte verilen kayıplarda gerillanın hareket tarzına ait verilen açıkları düşünüyordu.
Yine düşüncelere daldı… Altı yıllık gerilla yaşamında çok şey biriktirmişti halka, yoldaşlarına, Partiye dair… Gerillaya ilk geldiği gün o kadar tazeydi ki hafızasında. Kendisini almaya gelen yoldaşlarına büyük bir özlemle sarılmış, “Nerde kaldınız, kaç saattir sizi bekliyoruz” diyerek “fırça” atmıştı. Nasıl da hızla adapte olmuştu gerilla yaşamına.
Muharrem bunları düşünürken bombardıman başladı. Tarihler 30 Ekim’i gösteriyordu… Aliboğazı’na bir kez daha savaş uçakları girdi. Bulundukları alan kazan bombalarıyla vuruldu. Bombardıman 9 Kasım’a kadar sürdü. Deniz ve Muharrem yoldaşlar bu bombardımanda şehit düştü.
Gerillada bir yoldaşını kaybetmenin ağırlığını herhangi bir duygu sözcüğüyle anlatmak kolay değildir. Her kayıpla birlikte o ağırlık biraz daha büyür. Acı öfkeye, öfke ise bilince ve bağlılığa dönüşür. Sacco ile Vanzetti’nin söylediği gibi:
“Biz nasıl bilirsek hep bir ağızdan gülmesini, biliriz öylece yaşamasını ve ölmesini; hepimiz birimiz için.”
Üç Emmioğlu da hep bir ağızdan gülmesini bildi. Birlikte yaşamayı, birlikte coşkulanmayı, birbirlerinin yükünü taşımayı bildi. Samet düştüğünde Tanju onun adını aldı. Ferdi silahına daha sıkı sarıldı. Ve geride kalanlar, düşenin bıraktığı yerden yürümeye devam etti…
Bir Yoldaşınız
*Ferdi Tosun, TC’nin 30 Ekim 2020 tarihinde Dersim Aliboğazı’nda başlattığı, 10 gün süren operasyonda Cumhur Sinan Oktulmuş’la birlikte ölümsüzleşti.
*Tanju Er, Dersim Mercan Dağlarında 5 Ağustos 2018’te başlayan ve 6 Ağustos sabahına kadar süren çatışmada 5 yoldaşıyla birlikte ölümsüzleşti.
*Samet Tosun, 24 Kasım 2016’da Aliboğazı’nda hava saldırısında ölümsüzleşen 9 yoldaşının intikamını almak için 28 Kasım 2016’da katıldığı eylemde 2 yoldaşıyla birlikte ölümsüzleşti.
Ölümsüzler hakkındaki daha detaylı bilgiler için psta-online9.net sitesini ziyaret edebilirsiniz.





