Zürih SEM (İsviçre Federal Göçmen Sekreterliği) önünde “İltica Temel Bir Haktır!” şiarıyla basın açıklaması gerçekleşti.
Cemal Toydemir’in Türkiye’ye iade edilme tehlikesine karşı yapılan açıklamada iltica talebinin derhal kabul edilmesi istendi.
İTİF, İDHF, İGİF, BİR-KAR, İHDD’nin ortak düzenlediği basın açıklamasına Partizan ve Kolektif Mücadele Platformu da destek verdi.
Eylemde konuşan Toydemir, bu karara tepki göstererek tehlike durumunun göz ardı edildiğini ve Türkiye’de geçmişten günümüze birçok devrimcinin, demokrat ve aydının benzer tehdit ve baskılar sonucunda öldürüldüğü ya da ağır işkencelere maruz kaldığını belirterek Türkiye’ye geri gönderilmesi durumunda benzer durumlarla karşılaşacağını belirtti.
Toydemir böyle bir durumda doğacak sonuçlardan İsviçre devletinin ve SEM’in sorumlu olacağını belirtti.
Kurumlar adına yapılan ortak açıklamada ise “Siyasî faaliyetleri nedeniyle 7 yıl hapis yatmış birinin siyasî profilini yetersiz bulmak, en basit deyimle keyfîdir, insanların yaşadıkları zorlukları ve baskıları anlamamak, umursamamaktır. Bu keyfîliğin kabul edilir bir yanı yoktur.
“İsviçre, siyasî nedenlerle zulüm gören kişilere sığınma hakkını garanti eden 1951 Cenevre Mülteci Sözleşmesi’ne taraf bir ülkedir. Bu sözleşme, İsviçre’de ve diğer ülkelerde mültecilerin korunmasının temelini oluşturmaktadır. İsviçre, Sözleşme’nin kapsamını genişleten 1967 tarihli Ek Protokolü de onaylamıştır. Ancak İsviçre devleti iltica sürecini ilticacılar için adeta bir işkenceye çevirmektedir. Yıllarca kamplarda kötü koşullarda yaşamak zorunda kalan insanlar, her an geri gönderilme tedirginliği içinde psikolojik baskıya maruz kalmaktadırlar. Son birkaç yılda iltica kamplarında yaşanan hak ihlalleri ve intihar vakaları koşulların ağırlığını göstermektedir.
“Biz, aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak, İsviçre’nin uluslararası yükümlülüklerine ve Cenevre Sözleşmesi’ne uygun davranmasını; Cemal Toydemir’in Türkiye’ye iade edilmesi halinde yaşam hakkının ciddi biçimde tehlikeye gireceğinden iltica başvurusunun kabul edilmesini talep ediyoruz.” denilerek basın açıklaması sonlandırıldı.
Basın açıklamasının ardından SEM’in bürosuna gidilerek ilgili dosya verildi.
Eylemde sık sık Almanca “Yaşasın Uluslarası Dayanışma” sloganları atıldı.
NE OLMUŞTU?
Cemal Toydemir ise ve üniversite yıllarından itibaren demokratik ve sosyalist düşünceler doğrultusunda faaliyet yürütmüş. İşçi ve emekçilere yönelik hak gasplarına, kadınlara yönelik şiddete, Kürt ulusu ve Alevi toplumunun haklarının engellenmesine karşı mücadele etmiş, gençlerin eşit, parasız, bilimsel ve anadilde eğitim hakkını savunmuştur. Cemal Toydemir henüz genç yaşında yürüttüğü faaliyetler nedeniyle tutuklamış ve 7 yıl hapishanede kalmıştır. Hapishaneden çıktıktan sonra faaliyetlerini sürdürdüğü için Türkiye’de polis ve MİT tarafından sürekli tehdit edilmiş, takibe alınmış ve ajanlık dayatmalarına maruz kalmış, ölümle tehdit edilmiştir ve akabinde İsviçre’ye gidip siyasî sığınma talebinde bulunmuştur. Fakat SEM bu iltica talebini “siyasi profili düşük” diyerek reddetmiştir.
(AHM)







