Gayrettepe katliamı davası 2 Aralık’a ertelendi
İstanbul’un Beşiktaş ilçesine bağlı Gayrettepe’de 2 Nisan 2024’te tadilat sırasında çıkan yangında 29 işçinin yaşamını yitirdiği Masquerade Club davasının 16’ncı duruşması bugün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. 22 sanığın “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla yargılandığı davada dört sanık tutuklu bulunuyor.
“İHMAL DEĞİL OLASI KAST”
Yaşamını yitiren işçilerin aileleri duruşma öncesinde yağmur altında Çağlayan Adliyesi önünde toplandı. Aileler, yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı “İhmal Değil Olası Kast, Gayrettepe Katliamı için Adalet, #29CanİçinAdalet” yazılı pankartlar açtı.
Açıklamada konuşan ailelerin avukatı Ahmet Ergin, kamu görevlilerinin sorumluluğunu ortaya koyacak bilirkişi raporunun sabah itibarıyla hâlâ dosyaya girmediğini söyledi. Ergin, “Ama elimizde idare mahkemesindeki davalardan kaynaklanan aynı nitelikte bir rapor var. Bu rapor, kamu görevlilerinin sorumluluğunun neredeyse yarı yarıya olduğunu gösteriyor. Bu raporu mahkemeye sunduk” dedi.
“29 KİŞİYİ KATLEDENLERİN TUTUKLANMADIĞI BİR ÜLKEYİZ”
Ergin, tutuklu yargılamanın esas olmadığını avukatlar olarak bildiklerini ancak ülkedeki tabloya dikkat çekmek istediklerini söyledi: “Daha geçen hafta bir bakanı eleştirdiği için iki gencin tutuklandığı, belediye başkanlarının çok kolaylıkla tutuklandığı, bir tweet attı diye onlarca insanın tutuklandığı bir ülkeyiz. Ama 29 kişiyi katledenlerin tutuklanmadığı bir ülkeyiz.” Duruşmaları takip etmeyen belediye başkan yardımcısı ve ruhsat işleri müdürü hakkında zorla getirme kararı verilmesine rağmen adreslerinde bulunamadıklarını hatırlatan Ergin, “Hâlâ tutuklanmamalarını kimse izah edemez. Burada hiçbir kamu görevlisi tutuklu değil. Bu, 29 işçinin canına ne kadar önem verildiğini gösteriyor” dedi. Ergin, davanın yalnızca ailelerin, avukatların ya da birkaç duyarlı sendikanın değil, bütün toplumun meselesi olduğunu vurguladı.
“NEREYE GİDELİM BİZ?”
Aileler adına konuşan Emine Kaya, 16 duruşmadır adliyeye geldiklerini ancak hiçbir sonuç alamadıklarını söyledi. Davanın en baştan bilinçli olarak yanlış suçlamayla açıldığını belirten Kaya, “Bu kadar savcı, bu kadar yetkili, 29 insanın ölümünde olası kast olduğunu bilmiyor mu? Davanın nasıl yürütüleceğine en baştan karar veriliyor” dedi.
Şikâyet edebilecekleri bir yer de bulamadıklarını anlatan Kaya, şöyle konuştu: “Adalet Bakanlığının önüne mi gidelim? Ülkede adalet olsa bu kadar katliam yaşanmaz. Çalışma Bakanlığının önüne mi gidelim? Yılda 2 binin üzerinde işçi katliamı yaşanıyor. Nereye gidelim biz?”
Duruşmada tutuklu sanıkların avukatları tahliye talebinde bulundu. İşletmenin gayriresmî sahibi Şahzade Şekergümüş’ün avukatı, azami tutukluluk süresinin dolduğunu ve kaçma şüphesi bulunmadığını öne sürdü. Tutuklu sanık Çağatay Altunay’ın avukatı, bilirkişi raporunda müvekkilinin kusurunun asli kusurdan tali kusura düştüğünü, kaçma şüphesi ve delilleri karartma ihtimali bulunmadığını belirterek tahliye istedi. Tutuklu sanık İbrahim Bildirici’nin avukatı da aynı gerekçelerle tahliye talep etti.
Adli kontrol altındaki sanıklar ise bilirkişi raporuna dayanarak beraatlerini ve adli kontrolün kaldırılmasını istedi. Sanık avukatları, bilirkişi raporu yeni geldiği için incelemek üzere süre de talep etti. Adli kontrol altındaki sanıklardan Sibel Çelik’in duruşma salonunda olmadığı görüldü.
AİLELER: KİŞİLERE GÖRE Mİ HUKUK UYGULANIYOR?
Ailelerin söz alarak konuştuğu duruşmada, yaşamını yitiren Şivam Doğu’nun kardeşi soruşturmanın genişletilmesini istedi: “Kişilere göre mi hukuk uygulanıyor? Bizim 29 evladımız toprak altında. Neden bütün sorumlular incelenmiyor, neden bu dava bu kadar az kişiyle yürütülüyor? Soruşturmanın genişletilmesini ve gerçek sorumluların bulunmasını istiyoruz. Bir önceki duruşmada sanık avukatları iki işçinin sorumlu olduğunu söylemişti. Biz bütün sorumluların tutuklanmasını istiyoruz.”
Emine Kayabaş ise yargılamanın aralık ayında bitirilmek istenmesine tepki gösterdi: “Bilinçli taksirden dört kişi 5,5 yıl yatıp çıkacak mı? Siz aralık ayında yargılama bitecek diyorsunuz. Buraya mal sahibi, yönetici, iş sağlığı ve güvenliği sorumluları çağrılmadı. Bu dört kişiyle mi bitecek? Kamudan kimse ceza almayacaksa, Çalışma Bakanlığı buraya gelmeyecekse ben hakkımı helal etmiyorum. 29 insanın 5 dakikada katledildiği bir yerde siz araştırma ve keşif yapmadan bu davayı iki ayda bitiremezsiniz.” Kurumların sorumlu tutulmadığını, işletme sahibinin suçlu görülmediğini söyleyen Kayabaş, “Sanık avukatları ceza almayacaklarından o kadar emin ki ar etmiyorlar” dedi. Kayabaş konuşmasının ardından rahatsızlanarak salondan çıktı.
Cengiz Aksoy’un ablası Nurten Aksoy, mahkeme heyetine “Arkanızda ‘Adalet mülkün temelidir’ yazıyor. Siz onları bilinçli taksirle mi yargılayacaksınız?” diye seslendi.
“ÇOCUĞUMUN MEZARINDA ÖZÜR DİLEMEK İSTEMİYORUM”
18 yaşındaki çocuğunu yangında kaybeden Gülşen Aladağ, yeni heyetten adalet beklediğini söyledi: “Umarım adaletli bir mahkeme heyeti gelmiştir. Umarım Kartalkaya’da olduğu gibi sanıklara müebbet verilir. 18 yaşında evladımı ben oraya gönderdim. Çocuğumun mezarına gittiğimde ondan özür dilemek, ‘Adalet yok evladım’ demek istemiyorum. Aileler her duruşmaya geliyor ama sanıklar mahkemeye gelmiyor. Ben ölmeden hepsinin cezasını bulmasını istiyorum.” İşletmenin yasal sahibinin neden yargılanmadığını soran Aladağ, “Yasal patronsa o neden dışarıda? Orada 29 kişiyi diri diri gömdüler” dedi.
Şivam Doğu’nun ablası da mütalaa aşamasına gelinmeden en azından olası kasttan ek savunma alınmasını istedi: “Biz müştekiler olarak her duruşmaya geliyoruz. Yargılamanın sonuna yaklaşıyoruz. Kartalkaya davası bu ülkenin emsal davası olmalı, bize de emsal olsun.” Duruşmaya gelmeyen sanık Yasemin Saral’a da değinen Doğu, “Polis defalarca adresine gitmiş, bulamadık diyor. Bugün de rapor almış, gelmiyor. Bu nasıl bir çelişki?” dedi. Kısa süre önce işletmenin önüne gittiklerini ve kapıda mühür olmadığını gördüklerini anlatan Doğu, “Dava mı bitti hâkim bey? Bize burası açılabilir diyorlar” diye konuştu.
“DÖRT AY ÖNCE DAMATLIK GİYDİRDİM, DÖRT AY SONRA KEFEN”
Yangında yaşamını yitiren Mahmut Emin Kaya’nın annesi Gülşen Kaya ve babası Sami Kaya da söz aldı. Aynı ekipten altı işçinin yangında yaşamını yitirdiğini hatırlatan Kaya çifti, “Oğlumu dört ay önce evlendirdim. Dört ay önce evladıma damatlık giydirdim, dört ay sonra kefen giydirdim” dedi.
Kaya ailesi, işçileri işe alan Ercan Erkan’dan şikâyetçi olduklarını söyledi: “Altı kişinin sorumlusu o, onları işe alan o. Yedi kişiyle girdiği yerden sadece kendisi kurtuldu. Davanın olası kasttan görülmesini istiyorum. Adalete güvenmek istiyorum.”
Onur Aladağ’ın babası Bayram Aladağ da Erkan’ın duruşmada olmamasına tepki gösterdi: “Yedi kişilik ekipten sadece kendisi kurtuluyor. Bugün 16’ncı duruşma, kendisi burada yok. Ben çocuğumu bu insana emanet etmişim. Adalet bu mu? Ercan Erkan hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz.”
“GÜLERKEN BİLE YARALIYIM”
Kardeşini yangında kaybeden Hacer Uzun, 2 Nisan 2024’ten bu yana her şeylerini kaybettiklerini söyledi: “O gün kardeşimin bir ailesi vardı, hayattaydı. Ben gülerken bile yaralıyım. Bayramda, aile buluşmalarında kardeşim yok. Yangın güvenliği önlemleri neden yeterli değildi? Çıkış yolları neden kapalıydı? 29 insanın yaşamını yitirdiği bir yerde bir karar neden iki yıldır sürüyor? Ben sizden teselli, acıma beklemiyorum. Bu soruşturmada sorumlu olan herkesin tutuklanmasını istiyorum.” Uzun, Şırnak’ta yaşayan iki ailenin maddi imkânsızlıklar nedeniyle duruşmalara gelemediğini de anlattı.
Mehmet Okumuş’un kız kardeşi Tuğba Okumuş ise davaya bakan heyetin iki kez değiştiğini hatırlattı: “Siz üçüncü mahkeme heyetisiniz. Şahzade Şekergümüş 30 aylık tutukluluğa dayanarak tahliyesini istemeye başladı. 29 kişinin öldürüldüğü bir yerde tahliye nasıl istenebilir?”
Ailelerin avukatı Ahmet Ergin, yeni bilirkişi raporunun yalnızca sonuç bölümünü inceleyebildiklerini söyledi. Kendilerinin de UYAP üzerinden, esaslı tadilat yapıldığını ve Beşiktaş ile İstanbul belediyelerinin kusurlu olduğunu ortaya koyan bir rapor ilettiklerini belirtti.
Yeni heyete olası kasttan ek savunma alınması çağrısı yapan Ergin, “Bir sinema salonu diskoteğe çevrilmiş. Kamyonlarca moloz çıkan bir yer burası. Bunu bilmeme şansları yok. Yangın söndürme sistemleri iptal edilmiş, kapılar kapatılmış. Deliller ve raporlar ortadayken olası kasttan ek savunma istenmeli. Yeni bir heyetsiniz. İhsas-ı rey oluşmasını istemiyorsanız bu ek savunmanın alınması gerekir” dedi.
SALONA POLİS GİRDİ, AİLELER VE BASIN DIŞARI ÇIKARILDI
Duruşma sırasında sanık yakınlarının ailelere laf atması üzerine salonda kavga çıktı. Salona çevik kuvvet polisi girdi ve duruşmaya ara verildi. Yaşananlar sırasında bazı aile üyeleri fenalaştı. Önce sanık yakınları, ardından aile yakınları salondan çıkarıldı. Aile yakınları, “Biz neden cezalandırılıyoruz?” diyerek tepki gösterdi. Çevik kuvvet, aile yakınlarının yanı sıra duruşmayı takip eden basın mensuplarını da salondan çıkardı. Bir kişinin daha dinlenmesinin ardından ara kararın açıklanması bekleniyor.
DAVA 2 ARALIK’A ERTELENDİ
Bir kişinin daha dinlenmesinin ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu dört sanığın tutukluluk hâlinin ve adli kontrol altındaki sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verdi.
Duruşma 2 Aralık’a ertelendi.
(EVRENSEL)





