Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın önderliğinde 24 Nisan 1972 tarihinde kurulan Proletarya Partisi, kuruluşunun 54. yılında açıklama yayımladı.
tkpml6.net internet sitesi üzerinden yayımlanan açıklamada yarım asrı aşkın süredir devrim mücadelesinde şehit düşenler selamlanırken “Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın öğrencileri ve ardılları olarak onun çizdiği kızıl güzergâha sımsıkı sarılıyoruz. Onun düşünsel ve eylemsel hattıyla yarattığı Partimizi kitlelerle bütünleştirmeye, savaş çizgisini geliştirmeye, her türlü saldırılara karşı onu koruyup, güçlendirmeye ve büyütmeye devam edeceğiz” denildi.
“TKP/ML 54. Mücadele Yılında, İbrahim’in Yolunda ve Çizgisinde İlerlemeye Devam Ediyor!” başlıklı TKP/ML Merkez Komite Siyasî Büro imzalı açıklamanın tamamı şu şekilde:
Türk, Kürt ulusu ve çeşitli milliyetlerden emekçi halkımız,
Enternasyonal proletaryanın Türkiye topraklarındaki temsilcisi, Demokratik Halk Devrimi, sosyalizm ve komünizm mücadelesinin isyan ateşi Partimiz TKP/ML 54 yaşında.
Bundan 54 yıl önce, 24 Nisan 1972’de Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya önderliğindeki bir avuç insan, Mustafa Suphi TKP’si sonrası 50 yıllık suskunluğu parçalayarak umudu küllerinden yeniden yarattı. Küllerinden yeniden doğan Umut, 54 yıldır büyük bir mücadele geleneği yaratarak bugünlere taşındı. Yenilgiler de yaşadı, zaferler de elde etti; bir an olsun kızıl bayrak ellerden düşmedi. Karanlığa alışmayarak, diz çökmeyerek, her koşulda mücadele ederek yüründü.
Bu Umut, eylemle büyüdü.
Bu Umut, emeği değersizleştirilen, sömürülen ve sesi bastırılanların devrimci iradesine dönüştü.
Bu Umut, işçi sınıfının önderliğinde halkın kurtuluş umududur.
Halkın devrimci gücünü örgütlü bir güce dönüştürme ihtiyacı kendisini tüm yakıcılığıyla hissettiriyor. Emperyalistler arası hegemonya mücadelesi derinleştikçe, işçi sınıfı ve dünyanın ezilen emekçi halkları daha büyük bir karanlığa sürükleniyor. Sosyalizmin geçici yenilgisinden sonra oluşan kısmi uzlaşma dönemi sona erdi. Yerini uzun süredir devam eden bir kriz ve çatışma süreci aldı. Bu durum, yeni paylaşım savaşlarını daha da yakınlaştırıyor. Bugün bölgesel manevralarla ama bitmek bilmez çatışmalarla ilerleyen emperyalistler arası hegemonya mücadelesi bir “rüyanın” da iflası anlamına gelmektedir.
1990’larda “küreselleşme” adıyla sunulan uzlaşma söylemi bugün çökmüştür. Emperyalistler arası rekabet, artık ekonomik ve politik olduğu kadar askerî bir karşıtlığa da dönüşmüştür. Emperyalist kapitalist sistemin doğasında olan kriz, sadece emperyalistler arasındaki keskinleşen rekabetle değil aynı zamanda dünya halklarına ağır yaşamsal sorunlar olarak fatura edilmektedir. Bir yandan Ukrayna’dan Orta Doğu’ya, Orta Doğu’dan Körfez’e krizin ürünü olarak ortaya çıkan emperyalist rekabetin savaş ayağı, diğer yandan sömürünün derinleşmesi, halkların sosyal, ulusal ve siyasal kazanımlarının pervasız şekilde gasbedilmesi yaşanmaktadır. Ekonomik kriz, yoğunlaşan politik çelişkiler ve tırmanan askerî saldırganlık, faşizan baskıları daha büyük bir ihtiyaç olarak ortaya çıkarmaktadır.
Bu sadece emperyalistler arası çelişkilerin keskin bir mücadeleye dönüşmesini değil, aynı zamanda ve esas olarak emperyalistlerle dünya halkları arasındaki çelişmelerin de keskinleşmesini tanımlamaktadır. Bu nedenle emperyalistler yalnızca kendi aralarındaki rekabeti sertleştirmiyor; esas olarak işçi sınıfının ve halkların devrimci gücünü bastırmaya odaklanıyor. Kendi aralarındaki keskin çelişki içinde dahi uzlaştıkları esas mesele burası olmaktadır. Çünkü emperyalistler ve uşakları bilmektedir ki her keskinleşen çelişki halkların yaşamlarına direkt etkisi boyutuyla devrimci durumu da geliştirmektedir.
Şu bir gerçek ki emperyalistler arası çelişkilerin keskinleşmesi, henüz esas akımın devrim olduğu gerçeğini değiştirememiştir. Bu nedenle bir yandan geniş halk yığınları emperyalistlerin içinde bulunduğu hegemonya mücadelesinde taraf olmaya zorlanırken, diğer yandan mücadele dinamikleri de saldırıların hedefi konumundadır. Yükselen her ses bastırılmaya, kurulan her barikat yıkılmaya, yakılan her isyan ateşi söndürülmeye, halkın değiştirici dönüştürücü gücü dizginlenmeye çalışılmaktadır.
Bu saldırıların hedefinde örgütlü mücadele ve mücadelenin en ileri biçimi olan silahlı mücadeleler yer almaktadır. Bir yandan imha saldırıları, diğer yandan tasfiyeci saldırılarla halkın silahlı iradesi törpülenmeye çalışılmaktadır. Emperyalist hegemonya planlarında dikensiz gül bahçesi isteyen egemenler, dört bir yandan örgütlü mücadeleyi ve silahlı mücadeleleri çembere almakta, onu yok etmeyi hedeflemektedir. Bu aynı zamanda kitlelerin kurtuluş umudunu yok etmeyi, bilinçleri köreltmeyi, kitleleri kendi hegemonya mücadelelerinde birer köle haline getirmeyi hedeflemektedir.
Emperyalistler, örgütsüz olan halkın çaresiz olduğunu bildiği kadar silahlı direniş hattındaki örgütlü mücadelesinin kendi egemenlikleri için esas tehlike olduğunun da farkındadır. Bu tarihsel bilinç, onları bugün karşı karşıya gelirken dahi “halkı örgütsüz ve silahsız bırakma” yöneliminde birleştirmektedir.
HALKA CEHENNEMİ YAŞATANLAR DEVRİMLE YIKILACAKTIR!
Yoldaşlar, dostlar, emekçi halkımız;
Kuruluşu bir manifesto olan Partimiz TKP/ML, emperyalizmin sadık bir uşağı olan Türk hâkim sınıflarının sömürücü düzenine son vermeyi hedefleyen öncülük misyonunu yüklenirken aynı zamanda enternasyonal proletaryanın Türkiye topraklarındaki görevini de üstlenerek mücadeleye merhaba demiştir. Sahip olduğu bilimsel ideoloji olan Marksizm-Leninizm-Maoizm, enternasyonal proletarya ve dünyanın ezilen emekçi halklarının tek ve en gerçekçi çözüm reçetesidir.
Devrim eylemdir, yazılan her reçete eylemin içinde doğmuştur ve yeniden eyleme dökülmek üzere vardır. 54 yıllık tarihinde değiştiren, dönüştüren, yıkarken inşa eden eyleminden bir an olsun tereddüt etmeden kavganın kızıl aleviyle örselenmiş ve çelikleşmiştir. Komprador büyük burjuvazi ve toprak ağalarına vurulan her darbenin, insanlığı yok oluşa sürükleyen emperyalist-kapitalist sisteme bir darbe olduğunun bilinciyle hareket etmiştir, etmeye de devam etmektedir. Denizde bir dalga olduğumuzun bilincindeyiz. Emperyalistleri ve uşaklarını boğacak olan bu denizin halk olduğunu biliyoruz.
Türkiye’deki hâkim sınıflar, uşağı olduğu emperyalistlere daha fazla bağımlı hale gelmekte, krizin tüm faturasını işçi sınıfına ve ezilen halka yüklemektedir. Zaten kırılgan ve zayıf bir ekonomik yapıya sahip olan Türkiye, krizin bu yüküne de ortak olunca halkın yaşamı daha fazla karanlığa itilmeye başlanmıştır. Kâr oranında bitmek bilmeyen iştah, sömürüyü derinleştirmiş, doğa daha fazla talana açılmıştır. Yozlaşan ve çürüyen emperyalizm ve uşakları bunu kitlelere dayatmış ve her türlü araçla yaygınlaştırmıştır. Faşist diktatörlük, yalınkat hale gelen saldırılarıyla kitlelerin nefes almasını dahi zorlaştırırken, onları kör bir şiddetin girdabına doğru sürüklemiştir. Bu süreç, kitlelerde derin bir öfke biriktirmiş, toplum adeta patlamaya hazır bir volkana dönüşmüştür. Bu patlamanın yakıcı, kül edici özelliği törpülenmeye çalışılmakta, kitlelerin örgütlü gücü hedefe konulmaktadır. Tasfiyeci saldırılar dünden daha kapsamlı politikalarla hayata geçirilirken devrimci dinamik yok edilmeye çalışılmaktadır. Partimiz böylesi süreçlerin yabancısı değildir. Kuruluşu sadece mevcut egemen sistemle mücadele içinde olgunlaşmamış, aynı zamanda tasfiyecilikle hesaplaşma ve kopuş temelinde ortaya çıkmıştır.
Kuruluş manifestosu silahlı mücadele, devrim stratejisi Uzun Süreli Halk Savaşı ile parça parça iktidarı ele geçirmek olan Partimiz, bugüne kadar bütün tasfiyeci saldırganlıkla mücadele ettiği oranda çelikleşmiş, sınıf mücadelesinde kalıcı bir yer edinmiştir. Savaşının uzun süreli karakterinin bilincinde olan Partimiz, umutsuzluk ve yılgınlık üreten tüm teorilere, yaklaşımlara karşı da net ve kararlı bir bilince sahiptir.
Eksiklerimizin, yetmezliklerimizin farkındayız. Ancak bunu değiştirecek iradeye, bilince ve eyleme sahibiz. Görevlerimiz dünden daha karmaşık, daha zor ama yerine getirilmesi imkânsız değildir. Devrimci mücadeleye ve sadece devrimin silahlı hattına yönelik fiili saldırılara karşı değil, “olmazlık” teorilerini yayan tasfiyeci saldırılara karşı da konumlanmamız dün olduğu gibi bugün de nettir. Biliyoruz ki karanlığı parçalayacak olan, halka cehennemi yaşatanları yıkacak olan, aydınlığı ve halkın kendi iktidarını yaratacak olan devrimdir. Bu bilinçle Halk Savaşına daha sıkı sarılacak, kitleleri örgütleyip savaşa kanalize edecek olan önderlik görevimizi daha cüretle kuşanacağız.
Demokratik Halk Devrimi mücadelemiz, aynı zamanda emperyalizme karşı bir meydan okumadır. Karanlığın esas sahiplerine devrimin fırtına merkezlerinden vurulacak her darbe, sistemin ana kodlarına vurulacaktır. Devrim hattımız emperyalist saldırganlığın gün geçtikçe koyulaşmaya başladığı bir süreçte tutarlı bir antiemperyalist çizgiyi de tarif etmektedir. Emperyalizmin, emekçi halklara ve ezilen uluslara yönelik savaşı büyüten ve tırmandıran tutumuna karşı antiemperyalist mücadeleyi yükseltirken, tutarlılıktan yoksun kimi gerici egemen güçleri, antiemperyalizmin mevzii olarak gören bilinç bulanıklığına da müsaade etmeyeceğiz. Her “mağdur” olanı ilerici gören, onun sınıfsal niteliğini göz ardı eden yaklaşımlara karşı proletaryanın ittifak politikasını güçlü şekilde savunacağız. Düşman bilincimiz berrak, taktik yaklaşımımız stratejik çizgimizle uyumlu olacaktır.
Ama aslolan bu çizginin kitlelerin maddi yaşamlarında bir güç haline gelmesini sağlayacak eylem hattının örülmesidir. Eksik kaldığımız, bir bütün başaramadığımız budur. Ancak bunu tersine dönüştürecek olan bilime, bize yol gösterecek ideolojiye, kitlelerle bütünleşebilecek eylemsel iradeye sahibiz. Eksiklerimizi aşacak, başarılarımızı büyüteceğiz.
Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın öğrencileri ve ardılları olarak onun çizdiği kızıl güzergâha sımsıkı sarılıyoruz. Onun düşünsel ve eylemsel hattıyla yarattığı Partimizi kitlelerle bütünleştirmeye, savaş çizgisini geliştirmeye, her türlü saldırılara karşı onu koruyup, güçlendirmeye ve büyütmeye devam edeceğiz.
Kuruluşunun 54. yılında Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini rehber edinen, Halk Savaşı çizgisinde ısrar eden, emperyalizme, uşaklarına ve her türden gericiliğe karşı açık bir meydan okuyuş olan Partimize şan olsun!
Kahrolsun Emperyalizm ve Her Türden Gericilik!
Kahrolsun Komprador Büyük Burjuvazi ve Toprak Ağalarının Faşist Diktatörlüğü, Yaşasın Demokratik Halk Devrimi Mücadelemiz!
Partimizin Kurucu ve Kuramcı Önderi İbrahim Kaypakkaya’ya Şan Olsun!
54 Yıldır Mücadelemizin Kızıl Bayrağını Yükseklerde Tutan Şehitlerimize Şan Olsun!
Yaşasın Partimiz TKP/ML, Önderliğindeki TİKKO, TMLGB!
Yaşasın Halk Savaşı!
Yaşasın Marksizm-Leninizm-Maoizm!
Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!
Nisan 2026
TKP/ML MK-SB
(Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist Merkez Komite-Siyasî Büro)
(HABER MERKEZİ)








