“Su, Orman ve Toprak üzerindeki tüm haklar yalnızca Adivasilerindir (yerli halkındır) diyerek, sınıf mücadelesinde kızıl bayrağı sonuna kadar yükseklerde tutan cesur savaşçı, Gundadhur’un varisi Madvi Idumal ölümsüzdür!” – Reshma
Madvi Deval (Yoldaş İdumal olarak), devrimci yaşam içinde Parti, kadrolar ve halk için güvenilir ve sevilen bir lidere dönüştü. Medyada adı Hidma olarak duyuruldu. Salwa Judum, Green Hunt, Samadhan Operasyon, faşist “Kagaar” operasyonları ve halk hareketinin iniş çıkışları boyunca dimdik ayakta kalarak yoldaşlarına destek olan, adanmış bir halk lideri haline geldi. Halk Savaşında Bolşevik bir kararlılıkla ezilen sınıfların yanında yer aldı, düşmanların yüreğine korku saldı ve halk hareketini koruyan bir komutan oldu. Güney Bastar ve Dandakaranya’dan Hindistan devrimci sınıf mücadelesine uzanan yolda ‘Büyük Bhumkal Gundadhur’un (Mahan Bhumkal Gundadhur) varisi olarak şekillenen yeni bir insandı İdumal. Sonuna kadar sınıf mücadelesinin kızıl bayrağını yükseklerde tutan komünist kahraman savaşçı Yoldaş Madvi İdumal’e (Deval) devrimci saygılarımı sunarken, bazı anılarımı okuyucularla paylaşıyorum.
Yoldaş İdumal, Dandakaranya’daki Chhattisgarh eyaleti, Sukma bölgesi, Konta ilçesi (taluka), Puvvari köyünde (Koya dilinde Puvarti denir) yoksul bir Muria Adivasi (yerli) köylü ailesinde doğdu. Dantewada, Sukma ve Bijapur bölgelerine kadar uzanan Bailadila (öküz omzu şeklinde) bölgesindeki muazzam maden zenginliğini egemen sınıfların Japon emperyalistlerine peşkeş çekmesiyle, nesillerdir orada yaşayan Gaderaju, Kuvvakonda ve Malinger ile birlikte 12 köyün yerli halkı yerlerinden edildi. Bu aileler Konta bloğu (Andhra-Telangana sınırı) bölgesine göç ettiler. İdumal’in ailesi de onlardan biriydi. Puvvari’ye gelip köyün ileri gelenleri tarafından gösterilen araziyi (ormanı) düzleyerek Kola (cin darısından daha küçük bir darı türü) ve biraz pirinç (yağmura dayalı) ektiler ve yılın altı ayını orman ürünlerine bağlı olarak geçirdiler. İki, üç ay boyunca da Khammam bölgesindeki toprak ağalarının yetiştirdiği tütün ve biber gibi ticari ürünlerin hasadında tarım işçisi olarak çalışıp kazandıkları parayla kıyafet alırlardı. O hasatların ardından tarlalarda kalan döküntüleri (tütün, biber) toplayıp getirmek ve bunları bir yıl boyunca özenle kullanmak, Bastar halkının yoksulluk içindeki yaşamlarına ayna tutan bir gerçektir.
İdumal’in babasının adı Madvi Bandi, annesinin adı ise Madvi Pozje idi. 5 çocukları vardı: oğulları Madvi Nandal, Madvi Admal, Deval (İdumal) ve kızları Madvi Budri, Madvi Develu. Bunlardan Madvi Nandal, egemen sınıflar tarafından yürütülen Samadhan Operasyonunun faşist saldırıları sırasında DRG çeteleri ve polis tarafından sahte bir çatışmada öldürüldü. O sırada Yoldaş İdumal büyük bir üzüntüyle şöyle demişti: “Abim ve ben çok iyi avlanırdık. Abim beni çok severdi. Ancak, tıpkı birçok aile gibi, abim de kaybettiğimiz ve buraya gelmemize neden olan aynı topraklar için, tıpkı bugünkü Bastar halkı gibi şehit oldu. Tarih, savaşmaktan başka bir yol olmadığını tekrar tekrar kanıtlamıyor mu?”
İDUMAL’İN ÇOCUKLUĞU
İdumal 1970 yılında doğdu. Puvvari köyündeki toprak ağasının ve rahibin (Koya dilinde Peddal ve Gayatal denir) Bandi Peddal’in izniyle bir ev inşa eden aile; gösterilen bu arazide büyükler ve çocuklar olarak hep birlikte çok çalışarak tarım yaptı. Ancak elde ettikleri az sayıdaki hasadın bir kısmını “tohumluk” olarak saklamak zorunda kalan, geriye kalan tahılla da yarı aç yarı tok büyüyen kalabalık ve yoksul bir aileydi. Anne, pişirdiği pirinci aile üyelerine doppallo (yapraklardan yapılmış kase) içinde dağıtır ve üzerine Bendajomma (Gongura adı verilen ekşi bir yaprağın biraz tuz ve biberle kaynatılmasıyla yapılan su) dökerdi. Bu, karın doyurmadığı için, tıpkı çoğu Bastar Adivasi (yerli) halkında olduğu gibi, ambali (Koya dilinde java – tahıl çorbası/lapası) içip üzerine biraz pirinç yiyerek karınlarını doyurmaya çalışırlardı. İdumal’in ailesi de işte böyle hayatta kalıyordu.
Babası (Bandi Dada) şifalı bitkileri çok iyi bilirdi. Etrafta doğru düzgün tıbbi imkân olmadığı için, köylüler ve komşu köylerden birçok insan ona gelirdi. Bitkisel tedavinin yanı sıra Odde (Morungana / mantra söylemek, geleneksel şifacılık) yapardı. Bandi Dada’nın bitkisel ilaçları birçok hastalığı iyileştirdiği için insanlar ona büyük bir güven duyar; karşılığında tavuk ve palmiye şarabı (kallu) getirirlerdi. İdumal küçük yaşta babasıyla ormana gidip şifalı bitkiler toplar, onları ezip toz haline getirir, yapraklardan özütler çıkararak bu konuları görerek öğrenirdi. Babası kendi işiyle meşgul olup ormana gidemediği zamanlarda şifalı bitkileri oğluna getirtirdi. Ancak babası Odde (şifacılık) işiyle çok meşgul olduğundan, İdumal’in annesiyle olan bağı daha güçlüydü. En küçük oğul olduğu için annesi onu el üstünde tutardı. Sevgi ve şefkatle ona “Papa” (Koya dilinde ‘papa’ oğlum demektir) diye seslenirdi. İdumal sıska bir bedeni, esmer teni, hafif oval yüzü ve parlayan gözleriyle çok çevik bir çocuktu. Annesiyle birlikte tarla işlerinde, ev işlerinde, orman ürünleri toplamada, hayvan gütmede, odun taşımada ve balık tutmada hep ona yardım eder, destek olurdu. Yeni şeyler öğrenme hevesiyle doluydu. Kuş avlama ve balık tutma konusunda kendi yaşıtlarından çok daha öndeydi. “Adivasiler için avlanmak hayatın bir parçasıdır” (Adivasi erkekleri veya kadınları; ormana, komşu köylere veya pazara nereye giderlerse gitsinler, korunmak için ellerinde (Kaiyyu) balta veya bıçak (silah) taşımaları nesilden nesile aktarılan bir gelenektir). İdumal boş zaman buldukça bambudan ok ve yay, gunnel (sapan) yapar; balta ve bıçakları parlayana kadar bilerdi.
Köyün ileri gelenleri, Gayatal (rahip), orman ve gelir dairesi yetkilileri; vergi (şistu/patti), arazi vergisi ve ev vergisi tahsilatı bahanesiyle Patwari, Gram Sevak ve orman muhafızlarını kullanarak halkı taciz ve tehdit ederlerdi. Halkın binbir zorlukla kazandığı parayı, yetiştirdiği keçileri, tavukları ve Mahua (ippa) çiçeği şarabını zorla alıp götürürlerdi. Karşı çıkanları veya veremeyenleri sahte dava bahaneleriyle alıp götürmelerini ve dövmelerini İdumal küçük yaşta kendi gözleriyle gördü. “Bizim kendi yiyeceğimiz bile yokken zorlukla geçiniyoruz. Bize böyle zulmeden bu insanlar da kim?” diye düşünüp anlam veremez, kendi içinde öfke ve çatışmalar yaşardı.
O sıralarda Dandakaranya’ya yeni yeni yayılan devrimci hareket; halkın sorunlarını öğreniyor, onlarla kaynaşıyor, kültürlerini inceliyor; geceleri genç kadın ve erkeklerin şarkılarına ve danslarına tüm silahlı birlik (dalam) katılıyordu. Bununla birlikte, halka eziyet eden orman korucularından ve muhafızlarından köy halkının önünde hesap soruyorlardı: “Bu orman üzerinde sadece Adivasilerin hakkı var. Siz kimsiniz? Buraya gelip insanları taciz etmeniz; keçileri, tavukları, paraları zorla almanız büyük bir yanlış. Halka özür dilemeli ve zararlarını tazmin etmelisiniz!” diyerek sert bir dille karşı durdular. Bir daha yapmayacaklarına dair yetkililere halkın önünde özür dilettirdiler ve bazılarını döverek kovdular. Bunca zamandır o yetkilileri görünce “kaplan görmüş gibi korkan” halkın, o gün onların kendileri için “ayağı yanmış kedi gibi çaresizce beklediğini” görmesi; İdumal ve birçok aile ile gençler için unutulmaz bir sahneydi. “Hareket bizim için geldi, bunlar bizim insanlarımız” diyerek onlara büyük bir inanç ve güven aşıladı. Böylece köyün despot ileri gelenlerini kontrol altına alıp, yoksul ailelerin safında, sınıfsal temelde devrimci hareket çalışmaya ve kitle örgütleri inşa etmeye başladı. İşte bu süreçte, Basaguda birliğinin komutanı Yoldaş Bhadranna, İdumal’i henüz 13 yaşındayken çocuk örgütüne (Balala Sangham) dahil etti.
Devrimci hareket köylere gelmeden önce, köyün ileri gelenleri anlaşmazlıkları çözmek bahanesiyle sözde mahkemeler (panchayat) kurar ve halktan zorla haraç veya ceza parası toplarlardı. Hareket köye gelip halk arasındaki sorunları barışçıl bir şekilde çözmenin yanı sıra, çocukların eğitim alması gerektiğini vurgulayarak köyde bir gece okulu kurduklarını duyurdu. Büyüklere, “Çocuklarınız gündüz sizinle birlikte çalışacak, gece ise iki saat okuyacaklar” diyerek durumu anlattı ve çocukları okumaya teşvik etti. Mevcut öğretmenlerle görüşüp onlara maaş bağlayarak onlarca okul açtı. İdumal da bu okullardan birinde beşinci sınıfa kadar okudu. Çok hevesliydi; okumayı öğrenmek, yeni şeyler keşfetmek ve ava çıkmak onun en sevdiği işlerdi. Ancak utangaçtı, çok fazla konuşmazdı. Silahlı birliğin (dalam) söylediği şarkıları dinlemeyi çok severdi ama kendisi söylemezdi.
İdumal, devrimci hareketin verdiği mesajları, hareketin gelişinden sonra orman yetkililerinin yaşattığı zulmün azalmasını ve köy ağalarının eskisi gibi zorla ve ücretsiz çalıştırma (vittekam / vetti chakiri) uygulamalarının sona ermesi gibi büyük değişimleri çok iyi idrak etti. 1987 yılında yağmur yağmaması nedeniyle Bastar bölgesindeki halk için içme suyu ve (hayvanlar ile ekinler için) ciddi bir kuraklık sorunu baş gösterdi. Su seviyesi artırılmalıydı. Bunu yapabilmek için ise halkı harekete geçirmek gerekiyordu. Birçok miting düzenlenmesine ve hükûmet yetkililerine dilekçeler verilmesine rağmen hiçbir yanıt alınamamıştı. Halkın yiyecek yemeği, içecek suyu yoktu. Bu kuraklık sorunu derhal çözülmeliydi. Devrimci yapı, bu sorunu çözmek için doğrudan halka gitmeye karar verdi ve bir kampanya başlattı. Halktan gelen fikirler doğrultusunda ilçe düzeyindeki tüccarlardan/tefecilerden kuraklık yardımı olarak pirinç ve biraz para toplandı. Bu parayla levyeler ve kürekler alınarak Basaguda bölgesinde (şimdiki Bijapur ilçesi) Lingagiri köyü yakınlarındaki Koteru (Kotacheruvu) göletini kazmayı ve genişletmeyi planladılar. (Bu gölet, Kakatiya dönemindeki krallar tarafından yaptırılmıştı). Hareket, halkın güvendiği saygın kişilerle bir “Kuraklık Yardım Komitesi” kurdu. Bu gölet sayesinde 9 köyün tarlalarına su sağlanacaktı. Ayrıca gölet, birçok köyde yeraltı su seviyesini yükseltecek ve 25-30 köyün hayvanları için su kaynağı olacaktı. Puvvari köyü de dahil olmak üzere 40-50 köyden her yaştan yüzlerce insan, bir aydan fazla süren kolektif bir çalışmaya katıldı. Bu çalışmaya katılan herkese Kuraklık Yardım Komitesi (İdumal gibi küçük çocukların bile çalışmak zorunda kaldığı kadar acımasız bir kuraklık durumuydu bu) günlük bir bardak pirinç verdi.
Yıllar boyunca bu devrimci yapı, Dandakaranya’daki Adivasi (yerli) ve Adivasi olmayan halkın karşılaştığı her sorunu çözerek; hayatlarındaki sömürüye ve baskıya bizzat kendilerinin direnmesini sağladı. Ancak Bastar bölgesinde Mahendra Karma gibi toprak ağaları ve köyün despotları; güç ve batıl inançlar adına yaptıkları sömürü ile zorla çalıştırma düzenine devrimci yapının engel olduğunu gördüler. Gelenekler bahanesiyle eski feodal bağları artık sürdüremeyeceklerini anlayarak, hareketin güçlenmesini ve kök salmasını engellemek gibi kötü bir niyetle Mahendra Karma’nın liderliğinde iki kez Jan Jagaran (harekete karşı halkı kışkırtma/örgütleme) kampanyası yürüttüler. Fakat gerçekleri fark eden genç kadın ve erkekler akın akın devrimci yapıya katılmaya başladı. İlk nesilde Yoldaş Bhadranna, Şehit Vijay Dada (Karungad köyünden/Güney Bastar Bölge Sekreteri), Yoldaş Bhimanna (DRG çeteleri tarafından sahte bir çatışmada öldürüldü), Yoldaş Radhakka, Yoldaş Kamalakka (Şehit) gibi isimler öne çıktı. Bu devrimciler sadece sınıf mücadelesi siyasetiyle kitle tabanını büyütmekle kalmadılar; bizzat yerel halkın liderlik görevlerini üstlenmesi, halk arasında “Hareket demek onlar demek, onlar demek biz demek” duygusunu yarattı ve devasa bir etki bıraktı. Halk devrimci hareketi tamamen benimsedi. İşte bu ortamda, Basaguda komutanı Yoldaş Bhadranna, 1991 yılında İdumal’i Balala Sangham’dan çıkarıp aktif hareketin (silahlı mücadelenin) bir parçası yaptı.
İDUMAL’İN DEVRİMCİ ÖRGÜT İÇİNDEKİ GELİŞİMİ
Örgüte katıldıktan sonra Deval, adını “İdumal” olarak değiştirdi. Evdeyken gece okulunda aldığı eğitime daha fazla odaklandı; okuyup yazmaya ağırlık vererek Telugu ve Hintçe dillerini iyi öğrenmek için büyük bir kararlılıkla çalıştı. Ayrıca ilaç isimlerini anlayabilmek için İngilizce alfabeyi (ABC) öğrenmeye gayret ediyordu. 1997 yılında hareket, yeni bölgelere yayılma programı başlattı. O dönemde oldukça aktif ve militan bir ruh halinde olan İdumal, Güney Bastar Bölge Komitesi tarafından Balaghat’ta görevlendirildi. Oraya “Vilas” takma adıyla giderken düştü, bacağından yaralandı ve ameliyat olması için bölge dışına gönderilmek zorunda kaldı. Bu duruma çok üzülmüştü. Hareketin ona güvenerek bu görevi verdiğini ancak artık askerî alan için bir işe yaramayacağını düşünerek üzüntüsünü dile getirirdi. Dinlenmek ve iyileşmek için bir süre Teknik Departman’da (Yoldaş Devender Reddy / Masa Dada’nın yanında) kaldı. Orada silah yapımı, el bombası üretimi ve silah tamiri hakkında bilgi edindi. Adivasilerin en başından beri avlanma ve silahlarla koparılamaz bir bağı vardır. O da üretim sürecine kendi inisiyatifiyle katıldı ve hevesle yeni yöntemler öğrendi.
Daha sonra Bastar’a döndüğünde, 2002 yılından itibaren Sukma ilçesinin Konta bölgesinde (Konta Taluka) sorumluluklar üstlendi. Konta bölgesi; Andhra Pradesh, Telangana ve Chhattisgarh sınırlarının kesiştiği bir noktada yer alır. Aynı zamanda hükûmet faaliyetlerinin, toprak ağalarının ve kabile reislerinin güçlü bir hakimiyete sahip olduğu bir bölgedir. Bu yüzden orada sınıf mücadelesi ve devlet baskısı o kadar şiddetliydi ki, halk arasında “Konta nedir? Biberin ateşidir (acısıdır)!” sözü yaygınlaşmıştı. Yoldaş İdumal burada bir süre Bölge Komitesi üyesi ve komutan olarak çalıştı, daha sonra ise Bölge Sekreteri olarak görev yaptı.
İdumal, fikirlerini komitede tartışmak ve kolektif kararlara bağlı kalarak çalışmak gibi bir disipline sahip olmasının yanı sıra, zaman zaman inatçı bir tavır da sergilerdi. (Bu inatçılığı, kendi hayatını feda etmesine kadar giden telafisi imkânsız, trajik bir olaya dönüşmüştür). Cengiz Han, Ömer Muhtar, Che Guevara ve Mao’nun savaş taktikleri ile Parti politikalarını derinlemesine inceler, tartışırdı ve komitedeki diğer yoldaşlarına da okuturdu. Bir plan veya program belirlendikten sonra, tamamlanana kadar şartlar ne kadar zor olursa olsun, “çok çalışma ve başarma” ruhuyla hareket ederdi. İşlerin nasıl yapılması gerektiğini anlamak isteyen herkes için Yoldaş İdumal’in pratiği ve direnişi, bugün bile kusursuz bir örnek teşkil etmektedir.
İDUMAL’İN HALKLA VE KADROLARLA OLAN İLİŞKİSİ
Çocukluğundan beri zorlukları bilen çok yoksul bir aileden gelen Yoldaş İdumal, devrimci yapının kendisine kazandırdığı sınıf mücadelesi ve siyasî bilinçle her konuyu halka anlatır, onların olup biteni kavramasını sağlardı. Onları tartışmalara katarak içlerindeki düşünce ve duyguları dinlerdi. Hareketin programlarını halkın duygularıyla bütünleştirerek ve onların onayını alarak; Salwa Judum döneminde yakılan ve yıkılan evleri, tahrip edilen tarlaları binlerce insanın kolektif emeğiyle yeniden yaşanabilir hale getirdi.
Aynı şekilde, halka yönelik saldırıların ancak direnişle durdurulabileceğini ve halkın bu direnişe bizzat ortak olması gerektiğini belirterek, “Hepimiz Komaram Bheem, Gundadhur, Alluri Sitarama Raju gibi hazırlıklı olmalıyız” diyerek genç kadın ve erkekleri teşvik ederdi. Ayrıca halkı, sahip oldukları toprak ve su sorunlarını çözmek için örgütler, Partinin aldığı kararları ve programları halka taşırdı. Ailelerinin dertlerini ve sıkıntılarını dinleyip bunlara çözümler üretir; eğitim ve sağlık konularıyla yakından ilgilenirdi.
Polis saldırılarında yaşamını yitirenlerin ailelerine veya yaralanan halka ve kadrolara her türlü tıbbi bakımı (ilaç ve yiyecek) sağlar, özel koruma düzenlemeleri yapardı. Onların iyileşip tekrar savaş alanına dönebilmeleri için hem fiziksel hem de siyasî olarak yeniden ayağa kalkmalarını sağlayan kusursuz bir yöntemi vardı. Tabur düzeyindeki direnişler sırasında verdiği motivasyonu sadece çatışma anında bırakmaz, sonrasında da yoldaşları ve halkla koordineli bir şekilde sürdürürdü. Bir Maoist militan olarak Yoldaş İdumal’in diğer yoldaşlarıyla bir arada olma ve dayanışma şekli örnek teşkil ederdi.
Kadrolarla kaynaşır, onların çalışma yöntemlerini gözlemlerdi. Kişisel ve ailevi sorunlarını çözmenin yanı sıra, onları siyasî ve örgütsel düzeyde geliştirmeye çalışırdı. Yoldaşlarının sağlık sorunlarıyla bizzat ilgilenir, bildiği bitkisel ilaçlar ve homeopati yöntemleriyle onları tedavi eder veya gerekli tedaviyi almalarını sağlardı.
Böylece kadrolar arasında güvenilir bir işçi sınıfı devrimci lideri olarak yükseldi. Bugün düşmanın kurduğu ağa düşerek, ihanete uğrayıp Maredumilli ormanlarında egemen sınıfların eliyle katledilmiş olsa da; o, Adivasilerin yaşam kaynağı olan Jal, Jangal, Jameen (Su, Orman, Toprak) uğruna “Büyük Bhumkal Gundadhur Mücadelesinin Varisi” olarak tarihi yeniden yazan bir şehittir.
Madvi İdumal, kırk yıllık bir tecrübeye sahip olan ve Merkez Komite seviyesine kadar yükselen eşsiz bir halk lideriydi.
YOLDAŞ RAJE İLE EVLİLİK
Yoldaş Raje, Sukma ilçesine (eskiden Dantewada ilçesiydi) bağlı Konta ilçesinin (taluka) Veerapuram köyünde doğdu. Raje’nin ailesi orta sınıfa mensup bir Muria Adivasi Madkam ailesiydi. Devrimci hareket; kadınların zorla evlendirilmemesi, kadın ve erkeğin eşit görülmesi, evliliklerin kişilerin kendi rızaları alınarak yapılması, nesillerdir süregelen akraba evliliklerinin doğru olmadığı, kadınların örgütlenerek karşılaştıkları sorunlara ve ataerkil zihniyete karşı topluca mücadele etmeleri gerektiği yönünde kampanyalar yürütüyordu. Sadece bu propagandalarla kalmayıp kadınların sorunlarının bizzat çözülmesi, devrimci siyasetin halk üzerindeki etkisi ve duyulan güvenle Madkam Raje, 2000 yılında Kistaram örgütlenmesine katıldı. Konta ve Kistaram komite yapılarının düzenli olarak bir araya gelmesi sayesinde Yoldaş İdumal ve Yoldaş Raje tanıştılar. Birbirlerini seven bu iki genç, evlilik isteklerini devrimci harekete bildirdiler. Komite bu talebi onayladı ve 2002 yılında evlendiler. Yoldaş Raje, Gollapalli yerel bölgesinde sorumlu olarak çalışıyordu. Devrimci yapı, Yoldaş Raje’deki militan ruhu görerek ona daha üst düzey sorumluluklar verdi. Yoldaş İdumal’in 3. Bölüğe görevlendirilmesinin ardından Yoldaş Raje de 3. Bölükte görevlendirildi.
3. Bölükte devrimci yapının kendisine verdiği görevleri büyük bir titizlikle yerine getirirken, her şeyi öğrenme arzusu ve hevesi içindeydi. Yoldaş İdumal’in siyasî örgütlenme konusundaki teşvikleri, Raje’nin gelişiminde büyük rol oynadı. Hareketin 2004 yılında başlattığı ataerkillik karşıtı kampanyanın Dandakaranya’daki (örgütlenmenin olduğu) köylerin çoğunda yürütülmesiyle kadınların harekete katılımının gözle görülür şekilde arttığı söylenebilir. Bu kampanya sürecinde Raje önce bir öğrenciydi, sonrasında “öğretim yöntemlerini” öğrenerek kadrolara hem temel eğitim hem de siyasî konuları öğreten bir öğretmene dönüştü. Sıradan bir Adivasi kadınının sınıf mücadelesindeki gelişim süreci işte böyleydi. Yoldaş Raje bilmediği şeyleri sorup öğrenmekten çekinmez, herkese karşı sevgi dolu, şefkatli ve cana yakın davranırdı. İdumal ve Raje, yoldaşlık bağıyla kenetlenmiş, dostane ve uyumlu bir çiftti. Tabi bu, komite toplantılarında birbirlerini eleştirmedikleri anlamına gelmiyordu; kişisel görevlerin yerine getirilmesindeki eksiklikleri eleştirmek ve birbirlerine tavsiyelerde bulunmak, devrimci hareket içinde tavizsiz uygulanması gereken bir kuraldı. Bu çift sonuna kadar örnek bir duruş sergiledi ve şehit düştü.
Faşist BJP egemen sınıfları Bastar’ı askerî bir kışlaya çevirerek, mücadele bölgelerine tıpkı düşman bir ülkeye saldırırmışçasına yüz binlerce asker yığdı; bölgeyi İHA (dron) gözetimleri ve silah sesleriyle bir savaş alanına dönüştürerek Puvvari’yi, çevre köyleri ve ormanı 3-4 farklı polis kampından birliklerle kuşatma altına aldılar. Böylesi ağır bir kuşatma altında bile, 2 Kasım’da her ikisinin cenazeleri bütün gece aynı köydeki polis kampında tutulmasına rağmen; sabah olduğunda binlerce insan, aktivist Soni Sori ile birlikte, sevgili halk önderlerini son bir kez dünya gözüyle görebilmek için akın akın oraya geldi. Adivasi geleneklerine göre onları sevgiyle öperek… Yoldaş Madvi İdumal ve Madkam Raje’nin cenazelerinin üzerine yeni kıyafetler, en sevdikleri kızıl elbiseler ve kızıl bayrak serdiler; onları “Papa” (Oğlum), “Noni” (Kızım) diyerek öptüler. Polislerin varlığına aldırış etmeden “Ölümsüzdür! Ölümsüzdür!”, “Johar! Johar!” (Devrimci Selam) sloganlarıyla onlara saygılarını sundular. İdumal’in annesinin, onları bir daha göremeyeceği gerçeğiyle cenazelerin yakılacağı odun yığınının üzerine defalarca çıkarak çocuklarını öpmesi; her iki cenazeyi de aynı ateşin üzerine koyarak cenaze merasimleriyle onlara veda ettiği o an, oradaki herkeste derin bir duygusal infiale ve tarifsiz bir acıya neden oldu.
Yazar: Reshma
Çeviri: Yeni Demokrasi







