25 Mayıs, Pazartesi
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » 2026 1 Mayıs’ından Çıkardığımız Derslerle Yeni 1 Mayısları Örgütleyelim!

2026 1 Mayıs’ından Çıkardığımız Derslerle Yeni 1 Mayısları Örgütleyelim!

25 Mayıs 2026
içinde Yazılar
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram

Geride bıraktığımız 2026 1 Mayıs’ının diğer bölgelerde yapılan kutlamalarından ziyade, esas olarak İstanbul 1 Mayıs örgütlenmesi ve tartışmaları öne çıktı. Yapılan değerlendirmelerin merkezinde de İstanbul yer aldı. Bu durumun elbette anlaşılır yanları vardır. Yürütülen tartışmaların ve açığa çıkan iki ayrı 1 Mayıs kutlamasının; sınıf mücadelesinde yaşanan saflaşmanın, öndelik sorununun ve kitlelerin eğiliminin anlaşılması açısından belirleyici noktalar barındırması, bu tartışmaları önemli kılmaktadır. 

1 MAYIS’A GİDERKEN İŞÇİ SINIFININ MÜCADELESİ

1 Mayıs değerlendirmesi yaparken ilk etapta sormamız gereken soru şudur: Bu yılki mitinglerde işçi sınıfının hangi talepleri, hangi yakıcı sorunları gündeme gelebildi? Ne yazık ki uzun bir dönemdir, gündemine işçi sınıfının doğrudan sorun ve taleplerinin damga vurduğu 1 Mayıs eylemleri örgütlenemiyor. Bu tablonun nedenlerine dair bir dizi tartışma yürütmek mümkün olsa da öne çıkan iki temel etkeni netçe ortaya koymalıyız: Birincisi işçi sınıfının mevcut örgütsüzlüğü, ikincisi ise bu örgütsüzlüğe son verecek devrimci önderliğin öncülük görevini yerine getirmedeki yetersizliğidir.

İşçi sınıfının sistem sınırları içine daha fazla hapsolmasında; onun öz örgütlenmesi olan sendikalara duyduğu güvensizlik, sendikal bürokrasinin sınıfın sorunlarına yabancılaşması, sendikaların gittikçe ekonomizme sürüklenmesi ve devletin artan saldırıları gibi bir dizi yapısal sorun belirleyicidir. Sınıfın taleplerinin gerisine düşen, direnişleri ancak ekonomik taleplerin kısmen karşılanmasıyla sınırlayıp bitiren konfederasyonlar, sınıfı hakları konusunda bilinçlendirme görevini uzun bir süredir rafa kaldırmış durumdadır. Oysa işçi sınıfı, ancak kendi direniş pratiği içinde politikleşebilir; ne var ki günümüz koşullarında bu kendiliğinden bilinç, yalnızca anlık ekonomik hak talepleriyle sınırlı kalmaktadır. Sendikal bürokrasinin devlet ve patronlarla kapalı kapılar arkasında imzaladığı anlaşmalar sınıfı ikna etmese de kitleler ses çıkaracak gücü kendisinde bulamadığı için ne yazık ki bir kabulleniş ve yetinme duygusu gelişmektedir.

Sendikal bürokrasinin sınıfın sorunlarına yabancılaşması, sınıfın da kendi öz sorunlarına yabancılaşmasını ve hakkı olana sahip çıkma noktasında ciddi bir gerilemeyi beraberinde getirmiştir. 1 Mayıs alanlarına işçi sınıfının katılımındaki zayıflığı tam da bu yabancılaşma üzerinden okumak gerekir. Kitlelerin kendi sorunlarına ve kendi kavgasına sahip çıkma bilincinin gerilediği günümüz koşullarında, bu zayıflık ne yazık ki tüm alanlara doğrudan yansımaktadır.

Kuşkusuz beklentimiz, sendikal konfederasyonların bu tabloyu tersine çevirmesi ya da çevirebileceği yönünde değildir. İşçi sınıfının bağımsız militan mücadele hattının çekilmesi, siyasal iktidar hedefli kavganın yükseltilmesi ve ekonomik-demokratik kazanımların bu hedefe bağlı olarak örgütlenmesi ancak ve ancak devrimci-komünist bir önderlikle mümkündür. Bu önderliğin zayıfladığı koşullarda, işçi sınıfının gerçek anlamda hak alma mücadelesinin de kaçınılmaz olarak gerilediği tarihsel bir gerçektir.

Devlet, uzun bir süredir sendikal mücadeleyi hedef alan kapsamlı saldırılar gerçekleştirmiş ve ne yazık ki bu saldırılardan belli oranda sonuç da almıştır. Gelinen noktada, ayrımsız olarak konfederasyonların tümü devletin çizdiği sınırların içindeki bir mücadeleyi kendilerine rehber edinmiş, bu sınırları aşma iddiasını ise büyük oranda kaybetmiştir. Bu uzlaşmacı çizginin dışına çıkanların tutuklanarak hapishanelere konulması tesadüf olmadığı gibi, konfederasyonların bu tasfiye operasyonlarına sessiz kalması da aynı teslimiyetçi çizginin bir sonucudur. 

LOKAL VE PARÇALI DİRENİŞLERLE KARŞILANAN 1 MAYIS!

15 Nisan günü Maraş’ta yaşanan okul saldırısının ardından, KESK’e bağlı kamu emekçileri ülkenin her yerinde seslerini duyurmak için sokağa çıktılar. En kitlesel eylemin gerçekleştiği Ankara’da, kamu emekçileri önlerine dikilen polis barikatını aşarak Tandoğan Meydanı’na çıktılar. Devletin gerici eğitim politikalarını teşhir eden kamu emekçileri, katılım sınırlı kalsa bile uzun bir aradan sonra hakları için güçlü örgütlenmeyle ses yükseltmeyi başardılar.

Bu hareketliliğin akabinde, ödenmeyen alacakları için Bağımsız Maden-İş öncülüğünde Ankara’ya yürüyen maden işçilerinin direnişi gündeme oturdu. Güven Park’ta oturma eylemi ve açlık grevi başlatan madencilerle kurulan dayanışma, son dönemin en canlı sınıf pratiklerinden biri olarak kayda geçti. İşçi sınıfının genel mücadelesini harekete geçirmede henüz zayıf kalsa da bu kararlı direniş, devlete geri adım attırarak onu anlaşma masasına oturtmayı başardı. Kazanılan bu mevzi bugün istenen sıçramayı yaratamamış olsa da yakın sınıf tarihi açısından hayati bir umut ve devrimci bir birikim üretmiştir.

Ne var ki, bu parçalı mücadelelerin 2026 1 Mayıs’ına doğrudan kitlesel bir etki etmemesi nesnel bir gerçekliktir. Lokal kalan ve diğer toplumsal kesimlerle buluşma kanalları henüz zayıf olan bu pratiklerin, tek başına 1 Mayıs’ın çehresini değiştirmesini beklemek yanılgı olur.

İSTANBUL 1 MAYIS’I: İKİ FARKLI ALAN, İKİ FARKLI ÇİZGİ

İstanbul 1 Mayıs örgütlenmesine dair 1 Mayıs öncesi yaklaşımımızı ifade eden açıklamalarda bulunmuştuk. Geçtiğimiz yıl “Eylem Komitesi” ismiyle örgütlenen Taksim 1 Mayıs’ında yaşanan yetmezlik ve eksikler ışığında, 2026 1 Mayıs örgütlenme çalışmalarına başlanmıştır. Geçen yıla oranla daha geniş bir kesime çağrı yapılmış, daha güçlü bir iradenin açığa çıkarılmasının koşulları zorlanmıştır. Bazı kurumların dar grupçuluğa ve benmerkezciliğe yenik düşere İnisiyatif ile hareket etmemeye karar vermeleri, ayrı bir yol izlemek istemeleri, bütünü etkilemese de hedeflenen gücü zayıflatmıştır.

Yine daha önce ilan ettiğimiz gibi, 2026 1 Mayıs’ına sendikal bürokrasinin ne yapacağına takılı kalmadan, bağımsız bir örgütlenme iradesiyle yürüdük. En nihayetinde öngörümüz boşa çıkmadı ve bürokrasi, devletin çizdiği izinli sınırların dışına taşmadı. “Renkli” görüntülerin ardına sığınılan Kadıköy Rıhtım kutlaması oldukça zayıf kaldı; işçi sınıfının yakıcı talepleri kürsüye yansıtılmadı ve alanın ruhu icazetçi sınırlara tamamen boyun eğdi. Sendikal bürokrasinin bu şaşırtıcı olmayan tavrına karşılık; kimi devrimci iddialı kurumların “sınıfla birlikte olmak” veya “toplumsal mücadelenin Taksim’i almaya yetmediği” gibi gerekçelerin arkasına saklanarak Rıhtım’da saf tutması; devrimci iradeyi, sistem sınırlarını reddetme çizgisini ve bürokrasiye karşı mücadeleyi yadsıyan reformist karakterle tam bir uyum içindedir. Kitlelerin gerisine düşen bu kurum ve partilerin tercihleri, her ne kadar “sınıfla buluşma” iddiası taşısa da özünde sendikal bürokrasinin kuyruğuna takılmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir.

MECİDİYEKÖY MEYDANI: HALKIN MEŞRU ÇAĞRIYA YANITI OLMUŞTUR!

Başından itibaren kararlılıkla içinde yer aldığımız 2026 1 Mayıs Taksim İnisiyatifinin güçlü ve net biçimde tarif edilen Taksim iradesi, Mecidiyeköy Meydanı’nda somutlaşmıştır. Geçtiğimiz yıllara oranla kitlelerin alanı sahiplenme düzeyi oldukça yüksekti; devrimci iradeye omuz veren yüzler, devletin tüm engelleme, abluka ve saldırılarına rağmen barikat önünde kenetlenmeyi başardı. Zorbaların “yasakçı” korosuna karşı yürüttüğümüz fiili propaganda kitleler nezdinde karşılık bulmuş; emekçiler, egemenlerin icazetli sınırlarına sırtlarını dönerek meşru 1 Mayıs hattında saf tutmuştur. Mecidiyeköy’de açığa çıkan bu direniş tablosu, önümüzdeki yılın 1 Mayıs’ına nasıl bir hazırlık, cüret ve örgütlenmeyle yürümemiz gerektiğine dair tarihsel dersler ve sarsılmaz ipuçları barındırmaktadır.

Mecidiyeköy’de toplanmaların başladığı ilk saatlerde gözaltı saldırıları devreye sokulmuş, TOMA’lı barikatlarla Taksim’e geçişe izin verilmeyeceği gösterilmiştir. Ancak ne tazyikli sular ne de polis barikatları kitlenin alana akmasını engelleyebilmiştir. Kitle nezdinde açığa çıkan bu kararlılık tablosuna karşın, alanda ciddi bir önderlik zafiyeti yaşandığını somut bir gerçeklik olarak tespit etmek zorundayız. İnisiyatif’in saat 11.00 olarak belirlediği toplanma saati, yarım saat öncesinden Halkevleri tarafından ihlal edilmiş; bu zamansız hamle, kitle henüz tam kenetlenememişken erken bir saldırıyı beraberinde getirmiştir.

Geçtiğimiz yıl da yaşanan ve 1 Mayıs’ın ardından yapılan ortak değerlendirme toplantısında sertçe eleştirilen bu pratik, ne yazık ki bu yıl aynı kurum tarafından aynen tekrarlanmış ve yine bir özeleştiri verilmek zorunda kalınmıştır. Oysa devrimci çizgide özeleştiri, aynı hatanın tekrarlanmaması, yanlışın bilince çıkarılması ve pratikle mahkûm edilmesiyle anlam kazanır. İki yıl üst üste tekrarlanan aynı koordinasyon hatası ve kalıplaşmış özeleştiri pratiği, yanlıştan hiçbir ders çıkarılmadığını açıkça ortaya koymaktadır. 

Dar grup çıkarlarına hizmet eden bu tarz pratiklerin tekrarı ve verilen özeleştiri, “bildiğimi yaparım, özeleştirimi veririm” düşüncesinin hâkim olduğunu göstermektedir.

Kuşkusuz bilinmelidir ki, devrimci teoride eleştiri ve özeleştiri silahı, yılda bir kez 1 Mayıs’ın ardından raftan indirilecek dönemsel bir ritüel değildir. Senede bir yapılan eleştiri, ne liberal pratikleri düzeltmeye yeter ne de devrimci bir iradeyi çelikleştirebilir. Eleştiriyi ve özeleştiriyi şekilsel bir arınma yöntemi olarak görmek, yapısal hataları süreklileştirmekten başka bir işe yaramaz. Bizim savunmamız ve pratikleştirmemiz gereken, bu silahı mücadelenin her gününe yayarak süreklileştirmek, dolayısıyla her düzeyde derinleştirmektir. Devrimci kurumlar, verdikleri sözlerin ve yaptıkları hamlelerin sorumluluğunu sadece kâğıt üzerinde değil, kitlelerin pratik kavgası içinde taşımak zorundadır. Hataları bilince çıkarmak ve tekrarlamamak, ancak bu kesintisiz sorumluluk bilinciyle mümkündür. Bu ilkesel süreklilik sağlanmadığı müddetçe, pratik adımlarımız kendiliğindenliğin sınırlarını aşamaz.

Nitekim alandaki coşkulu kitleyi yönlendirmede İnisiyatifin de iradesi kalmış olması, hazırlıksızlığımızın bir yansımasıdır…

Bu durum, İnisiyatif’in yapısal zaaflarıyla kesintisiz bir ideolojik mücadele yürütme sorumluluğumuza işaret etmektedir. İki yıllık pratik tecrübeden hareketle; İnisiyatif bileşenlerinin disiplinsiz ve dar grupçu yönelimlerine karşı, örgütsel ilişkilerimizi daha mesafeli ve ihtiyatlı bir zeminde sınırlamamız gerektiği açığa çıkmıştır. Kuşkusuz Taksim iradesinin ortak temsiliyeti, kitlelere taşınması ve militan propagandası bakımından İnisiyatif halen dikkate değer bir birleşik zemin olma özelliğini korumaktadır; dolayısıyla 1 Mayıs birliğini orada tanımlamaya ve ortak barikatı büyütmeye açık tutumumuzu sürdüreceğiz. Bununla birlikte, İnisiyatif’in bünyesinde barındırdığı zaafların ve zamansız hamlelerin bizim devrimci pratiğimizi doğrudan etkilemesine, hattımızı felç etmesine izin vermeyecek örgütsel ve taktik önlemleri almak bugün için özel bir sorumluluktur.

Mecidiyeköy alanında açığa çıkan o coşkulu ve kararlı kitleyi yönlendirmede, İnisiyatif esasta iradesiz ve hazırlıksız kalmıştır. Bu eleştiri, kuşkusuz doğrudan kendimize dair de bir özeleştiridir. Devletin Mecidiyeköy’de barikatlar kuracağı bilinmez bir durum değildi; hazırlık toplantılarında bu ihtimal defalarca konuşulmuş ve değerlendirilmişti. Ancak eylem günü bu değerlendirmelerin ürünü bir pratik gerçekleştirilimedi. Bunun yerine kendiliğindeciliğin pratiği hayat buldu. TİP’in daha örgütlü ve önderlikli hareketi meydandaki coşkunun merkezine onların yerleşmesini sağladı. İnisiyatifin o noktadaki tutumu ise buna bağlı olmanın ötesine geçmedi. Kitleyi, oraya geliş amacına uygun bir şekilde barikata yönlendirmek ya da belirli başka bir eyleme hazırlamak yerine dağıtmaya, görevin tamamlandığı gibi olmadık bir sonuca ikna etmeye çalışan İnisiyatif temsilcileri bu tutumla Taksim iradesine sahip çıkamamış oldu.  Biriken kitlenin devrimci dinamizmi doğru yönlendirilemediği için, toplanma alanı gerçek anlamda bir mücadele meydanına dönüştürülemedi. Barikat önünde polisle yapılan pazarlığın ardından, Eylem Komitesi ablukadan çıkmış ve kitle dağılmaya sevk edilerek eylem, üstelik basının da çok zayıf olduğu bir ortamda, kısa açıklamalarla sonlandırılmıştır.

Yaşanan bu plansızlık, koordinasyonsuzluk ve hazırlıksızlık hali, önümüzdeki dönemin mücadelesini örgütlerken bilince çıkarmamız ve hızla aşmamız gereken en temel eksikliğimiz olarak kayda geçmelidir. 2026 1 Mayıs’ı, çıkardığımız dersler ve edindiğimiz tecrübeyle, 2027 1 Mayıs’ının çok daha güçlü, örgütlü, birleşik ve kitlesel bir hesaplaşma alanına dönüşmesinin yolunu açacaktır. Halkın derinleşen yoksulluğa, hak gasplarına ve faşizan saldırılara karşı biriken o muazzam öfkesi ile arayışı, kendisini 2026 1 Mayıs’ında açıkça ortaya koymuştur; barikatları zorlayan Taksim iradesi bunun en somut kanıtıdır. Şimdi görev, bu devrimci arayışa militan bir önderlikle yanıt olmaktır. Halkın haklı öfkesini örgütlemek, sınıfın bağımsız hattını çekmek için daha büyük bir cüret, daha yüksek bir enerjiyle devrimci görevlerimize sarılalım!

Tags: 1 Mayısmecidiyeköy 1 mayıstaksim meydanı
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

Bilgi Üniversitesini kapatma kararı kaldırıldı

Sonraki Yazı

Özşen Madencilik işçileri gasbedilen hakları için yürüyüşe geçti

İlgili Haberler

ÇEVİRİ

Yeni İnsan: İdumal (Hidma)

22 Mayıs 2026
Dünya

Hindistan Halk Savaşının Mimarı Basavaraj

21 Mayıs 2026
KOLEKTİF DOĞRULTU

Şanlı Komünist Önder Devrimin Sönmeyen Meşalesidir

21 Mayıs 2026
Yazılar

Suç-Suçluluk-Ceza Kavramları; Suçu Üreten Sistemin Kendisi Suç Bataklığıdır

17 Mayıs 2026
Yazılar

Teşhir Olan Devlettir

12 Mayıs 2026
POLİTİK - GÜNDEM

Emperyalizme Uşak Halka Düşman!

10 Mayıs 2026
Sonraki Yazı

Özşen Madencilik işçileri gasbedilen hakları için yürüyüşe geçti

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

yd-logo-01 kopyası 2

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com