21 Ocak, Çarşamba
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » Merkeziyetçilik Anlayışımızdan Öğrenelim

Merkeziyetçilik Anlayışımızdan Öğrenelim

21 Kasım 2025
içinde Yazılar
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram
Google Haberler Google Haberler Google Haberler
ADVERTISEMENT

Komünistler hemen her adımı, her politikayı, her düşünceyi “parti içi demokrasi yoluyla, yani tartışarak belirlemekten yanadırlar. Burada parti içi demokrasi inceleme sürecinin biçimi olarak görülmelidir. Olgular, olaylar, özneler ve hedefler bu süreçte farklı açılardan ortaya konur ve gelişen fikirler etrafında tartışmalar gerçekleşir. Merkezîleşme bu incelemelerin sonucunda ulaşılan bilginin kararlaşmış halidir. Böylece karar, sürecin olabildiğince tüm öznelerinin bilgisine dayanmış olur. Merkezîleşmenin bu özelliği komünist işleyiş bakımından olmazsa olmaz kabul edilir. Hatta faşist örgütlenmelerin temel bir özelliği olarak şefçilik bu tür bir incelemeyi ve ortaklaşmayı özel olarak yadsır; şefin “üstünlüğüne” dayanan bir “merkezîyetçiliği” hayata geçirir. Komünistlerin birliği olarak komünist örgütlenme ise tartışmayı öncelikle inceleme ve sonra da gerçekliğe uygun fikirlerin açığa çıkarılması olarak ele alır. Bu nedenle hiçbir esaslı adımı tartışmasız atmaz, olanak olduğu sürece tartışır ve ortak karar geliştirir. Bu, merkezîyetçiliğin aynı zamanda fikir üretme, kendini geliştirme ve öğrenme süreci olmasıdır.

Farklı örneklerle merkezîyetçiliğin bu özellik ve işlevini açıklamaya devam edelim.

Komünistlerin tarihindeki büyük olaylardan hareketle vereceğimiz örnekler var. Bu örnekler aynı zamanda tarihsel birikim bakımından da yararlı olacaktır. Komünistlerin tarihindeki ilk büyük “bölünme” olan Koordinasyon Komitesi (KK) hizbinin oluşumu ve kopuşu örgütlenmede merkezîyetçiliğin komünist bakış açısından yadsınmasının önemli örneklerinden biridir. 

Komünist Birliğin kurucusu ve teorisyeni olarak önderin yakalanıp işkenceyle katledilmesinin ve önderlikte yer alan diğer yoldaşların da esasen esir düşmesinin ardından komünistler bir kararla, bir örgütlenme politikasının sonucu olarak değil; ama pratik olarak “bölgesel dönem” denen bir sürece girmişler ve önlerindeki temel görev de kurucu ilkelerin ve genel çizginin etrafında “merkezîleşmek” olmuştu. 1970’li yılların ikinci yarısında KK altında bu çalışmaların örgütlenmesi sırasında örgütleyici kadroların önemli bir kısmı genel siyasî çizginin yerine geçirmek üzere revizyonizmden etkilenmiş görüşlerle hareket etmeye başladılar. Bu, parti içi demokrasi yoluyla merkezîleşme yöntemini yadsıyan, kendi görüşünü partinin görüşü yerine tartışmadan, bir oldu bitti yoluyla merkezîleştirme anlayışıydı. Eğer Parti bütününde Genel Siyasî Çizginin doğrultusunda bir direniş olmasaydı Komünist Partisinin genel siyasî çizgisi bu yolla değiştirilmiş olacaktı. Bu bir tür darbecilikti. Bu yolla merkezîleşmek anlayışı Genel Siyasî Çizginin, özgülde komünist çizginin açıktan tasfiyesi anlamına gelir. Komünist Partisi tarihinde KK hizbi olarak tanımlanmış bu tasfiyeci akım dünya ölçeğinde de benzer bir rolde hareket etmiştir. Özgülümüzde darbe yönteminin benimsenmiş olması güçlü bir komünist muhalefetin olmasından çok —bu da olmakla birlikte— bu akımın kolaycı ve kibirli bir karakter taşımasından ve özellikle de önderin belirlemelerinin revizyonist anlayışlara karşı çok güçlü bir muhalefet içermesindendi. Merkezîleşmenin örgütsel zorunluluğu ile genel siyasî çizginin merkezîleşmesi görevinin çakışması söz konusu akımın darbeci yola kolayca sevk olmasını sağladı. Komünist hareketin revizyonist sapmaya karşı dünya çapında geliştirdiği siyasî mücadele ülkemizde de vücut bulmuş ve bu küçük burjuva darbecilik komünist çizgiyi tasfiye edemeden kısa zamanda Parti dışında kalmıştır. Bu süreçte merkezîyetçiliğin tek başına örgütsel bütünleşme, tek merkezli hale gelme olmadığı bundan çok daha önemli olarak çoğunluk tarafından benimsenmiş çizgide, ama elbette olabildiğince doğru bir çizgide merkezileşmek olduğu gerçeği sınanmıştır.

Komünist partilerinde bu çok önemli, ilkesel konu birçok defa daha sınanmıştır. Hatta komünistlerin en önemli ve sıklıkla yaşadıkları problem budur. Bölünmeler, örgütsel dağınıklık, bölgeselciliğe sapma eğilimi vb. merkezîyetçiliğin ideolojik-politik çizgi üzerinde birleşememekle ilgilidir. Komünistlerdeki bölünmelerin, kopmaların bir küçümseme unsuru hatta dalga konusu olması bu bakımdan ibretliktir. Çünkü bunlar genellikle merkezîleşme anlayışını reddetmekten, bu anlamda komünist çizgiyi reddetmekten kaynaklıdır. Parti içi mücadeleyi sınıf mücadelesinin komünist saflardaki yansıması olarak kabul eden komünistler bu kopmalardan, bölünmelerden ötürü hayıflanmazlar; aksine bunları “arınma” olarak kavrarlar. Buna rağmen asıl sorunun önderlik yetmezliği olduğuna inanırlar. Her türden burjuva anlayışın ideolojik-politik merkezîyetçiliğe tahammül edememesi olgunun bir tarafıyken asıl taraf komünist çizginin gerçekleştirilmesindeki başarısızlıktır. Bu başarısızlık bölünmelere de zemin hazırlar. Bunun “çözülemeyen” sorun oluşu temelde önderlik sorunun yoğunluğuna işaret eder. Çoğunluğu belli bir çizgide birleşmesi kaçınılmaz olarak bir önderlik yeteneğidir.

Bunun bir başka önemli örneği merkezin yanlış bir çizgiye savrulmasıyla merkezîyetçilikte 1980’lerin ikinci yarısında yaşanan sorunlardır. Nihayetinde “Komün” olarak ayrışan revizyonist çizginin oluşumu 1970’li yıllardaki savruluşa dayanır. Bu dönemin yanlış ya da çizgi dışı fikirleri hem yeterince mücadele edilememesi hem de devrimci fikrin sürekli üretilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğundaki yetersizliklerin sonucunda merkezî düzeyde savunulmaya başlandı. Bu kez Genel Siyasî Çizgi, merkez tarafından adım adım terk edilerek tasfiye edilmeye çalışılmıştır. Burada da “taban”, bir öncekinde kadrolara verilen tepkiyi bu kez merkeze karşı verdi. Merkezin savruluşu burada merkezîyetçilik konusundaki iki temel noktayı anlamamızı sağlar. Çünkü merkezin kararlarından ileri gelen merkezîyetçilik ile Genel Siyasî Çizgiden ileri gelen merkezîyetçilik burada belirgin biçimde görülür. Merkezin kendisi Genel Siyasî Çizgiden koptuğunda merkezîyetçilik de iki biçim alır. Biri merkezin kararlarından ileri gelen merkezîyetçilik biçimi ve diğeri Genel Siyasî Çizgiden ileri gelen merkezîyetçilik. Bu gibi özel durumlarda “merkezîyetçiliği” nasıl kavrayacağımız ve işleteceğimiz hassasiyet gerektirir. İlke düzeyinde şu söylenebilir: Genel Siyasî Çizginin savunulması temelindeki merkezîyetçilik esas olmalıdır; buna uygun olarak merkezin Genel Siyasî Çizgiye karşı geliştirdiği merkeziyetçilikle mücadele “parti içi demokrasinin” konusu olmalı ve Genel Siyasî Çizgiyi tasfiye etmekte olan merkez olabildiğince parti içi demokrasi yoluyla alt etmek gerekir.

Son örneğimiz komünist partilerinin bir parçası oldukları geniş birliklerdeki merkezîyetçilik biçimidir. 

Bu birliklerde de merkezîyetçilik olmalıdır; fakat bu her zaman somut olarak belirlenmelidir. Örneğin çoğunluğun mu oy birliğinin mi kararlarda belirleyici olduğu önceden netleşmelidir. Hatta bu bazı konular için çoğunluk bazı konular için oy birliği biçiminde belirlenebilir. İkinci biçim her üyenin “veto” hakkına sahip olması ya da karardan muaf kalabilmesi durumudur. Konuya göre biçim ayrışmalarında üyenin benimsediği ilkeleri tartışma konusu yaptırmaması anlayışı vardır. Geniş birlikler komünist birlikler gibi özel birliklere göre daha gevşek örgütlenmelerdir; çok farklı görüşten insanların, hareketlerin üyesi olabilecekleri bu birliklerde üyeler kendileri için “tartışılmaz” olan konuları ortaya koyar ve bu konularda “aykırı” kararlara katılmayacaklarını açıklarlar. Katılmama ya ilgili konularda “karar alınmaması” yani “veto hali” geçerli olur ya da üyenin “kararın uygulanmasından muaf olma hali” geçerli olur. Böylece merkezîyetçilik sınırlı bir biçimde gerçekleşir.

Özetle merkezîyetçilik konusu özde tasfiyecilik konusudur. Tüm tasfiye hareketleri merkezîyetçiliğin bir biçimde “farklı” ele alınmasından kaynaklanır. Komünist partilerinde “tasfiyecilik” tanımının somut karşılığı daima komünist çizginin yerine komünist olmayan çizginin ikame edilmesidir. Bunun örneğin darbe yoluyla gerçekleşmesi darbeci biçimdir. Tasfiyeciliğin darbeci olmayan yolu ise komünist olmayan çizgiyi parti için demokrasiyle merkezîleştirmektir. Her iki durumda da merkezîyetçiliğin önemi açığa çıkıyor. Bu konu disiplin ve güven kadar belirleyici önemdedir. Tarihsel birikimimiz incelenerek bu konuda tecrübe geliştirmek bir öğrenme biçimi olarak zorunludur.

Tags: komünkomünist partimerkeziyetçilik
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

HKP (Maoist): Teslim olmayı reddettiler, katledildiler

Sonraki Yazı

“İzdemir Termik Santrali’nin faaliyetleri derhal durdurulmalı”

Related Posts

Röportaj

Alex anlatıyor: “Filistin’i desteklemek, Proleter Dünya Devriminin bir parçasıdır”

13 Ocak 2026
ÇEVİRİ

Sıkışan canavar, dünya halkları için en kötüsünü hazırlıyor!

11 Ocak 2026
BİLİM

Fas’ta 773 bin yıl öncesine ait insan fosilleri bulundu

8 Ocak 2026
KOLEKTİF DOĞRULTU

Marksizmin Aşılması ve Demokratik Toplum -II

7 Ocak 2026
Güncel

PANORAMA | Savaşla Yönetilen Kriz; Direnişle Yanıtlanan 2025

1 Ocak 2026
BİLİM

Enerji Temel İhtiyaç Mıdır?

31 Aralık 2025
Sonraki Yazı

“İzdemir Termik Santrali’nin faaliyetleri derhal durdurulmalı”

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi | işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com