29 Kasım, Cumartesi
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » Halkın Şekillendirdiği Savaşçı Hidma

Halkın Şekillendirdiği Savaşçı Hidma

24 Kasım 2025
içinde Güncel
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram
Google Haberler Google Haberler Google Haberler
ADVERTISEMENT

Halk mücadelelerinde canını verenlere saygılarımızı sunduğumuzda çoğu zaman “Bir yerde doğdu, bir yerde yetişti, başka bir yere gitti ve son nefesini verdi.” cümlesini söyleriz. Fakat Hidma’nın hikayesi farklı. O, orada doğdu, orada yetişti, orada yükseldi, orada tarih yazdı. Ve sonunda aynı toprakla bir oldu. Bastar toprağı. Srikakulam bölgesindeki Andhra Pradesh’in Doğu Gat Dağları’nda doğan Namballa Keshav Rao (Basavaraj), altı ay önce bu aynı toprakta kanını döktü. Ve 18 Kasım 20205’te, Bastar’da doğmuş Madvi Hidma, Maredumilli bölgesindeki Doğu Gat Dağları’nda son nefesini verdi. Altı aylık bir süre içerisinde Hindistan Halk Savaşı en yetenekli iki komutanını kaybetti.

Hidma’yı anlamadan önce doğup büyüdüğü toprağı, Bastar’ı anlamalıyız. Hidma, aslında Bastar topraklarından çıkan ilk savaşçı değildi. Bastar’daki mücadelenin tarihi de Hidma veya temsil ettiği Maoist Parti ile başlamadı. Yazılı kayıtlara sıkı sıkıya riayet etsek bile 1825’te, Birinci Bağımsızlık Savaşı’ndan otuz yıl önce bir Adivasi zamindarı ilk isyan bayrağını kaldırdı. İngilizlerin desteğiyle Adivasi haklarını bastıran Maratha hükümdarlarına karşı Paralkot İsyanı’na önderlik etti. Zamanın hükümdarları onu astı.

Bu isyanı küçüklü büyüklü birçok ayaklanma izledi. Gunda Dhur’un önderlik ettiği 1910 Bhumkal İsyanı tarihte önemli bir yere sahiptir. Koya, Dorla, Madia, Muria, Gond, Halba, Bhatra gibi birçok kabileyi birleştirip koloni sömürülerine ve İngiliz yasalarına karşı geniş çaplı, örgütlü bir başkaldırıyı yönetti.

Bağımsızlıktan sonra da bir dizi mücadele devam etti. Adivasi hakları için ses çıkartan kral, Praveer Chandra Bhanj Deo, 1960’larda İndira Gandhi’nin hükümet güçleri tarafından vurularak öldürüldü. Katli, “jal‑jungle‑zameen”in (su‑orman‑toprak) uzun süreli mücadele geleneğinin bir parçası olarak görülmelidir.

Bugün, özellikle Telugu toplumunda yaygın tartışmalar mevcuttur: uzun süreli mücadelenin yolunda gidip gitmediği, silahlı yolun hâlâ uygulanabilir olup olmadığı, Çin modelinin mi Rusya modelinin mi uygulanması gerektiği. Fakat sadece belgelenmiş tarihe baksak bile Bastar en az 200 yıllık uzun süreli direnişe şahit oldu ve bir mücadelenin silahlı mı silahsız mı şekillendiğinin kararını halk tek başına almadı. Zamanın koşulları tarafından şekillendi ve sık sık da düşmanları tarafından belirlendi.

Praveer Chandra Bhanj Deo silaha sarılmadı. 1989’da gerilla lider Vijayabhaskar (Sukhdev) Kuzey Bastar’ın Keshkal bölgesine girdiğinde bile Kuve Mari’de boksit madenine karşı direniş başlatan yerli Gond Adivasiler silah taşımadı. Kendisi de bir gerilla olan Sukhdev, onlara silahlanmalarını söylemedi. Onlara bütün yasal caddeleri gösterdi; protesto etmeleri, yürüyüş düzenlemeleri ve gösteri düzenlemeleri için cesaretlendirdi. Onlara ileriye doğru önderlik etmek için “Sange Dakal… Baato Kuve Khadaan Tun Band Kiyaa La” şarkısını kendisi yazıp seslendirdi. Kendi kendilerini “demokratik” ve “anayasal” mücadelelerin şampiyonları ilan edenler öğüt vermeye başlamadan çok önce Bastar halkı çoktan bu biçimdeki direnişlerde uzmandı. Sukhdev silahlandı ama silahlı mücadelenin tek yol olduğunu hiçbir zaman söylemedi. Partisi de söylemedi. Silahlı mücadelenin eninde sonunda nasıl başlıca biçim olduğunu anlamak için tarihte daha da geriye gitmeliyiz.

Hükümet 1993’te bir çelik fabrikası için Mawalibhata’daki Adivasi toprağına el koymaya kalkıştığında, buna karşı bir araya gelen halkın Maoist Parti (o zamanki Halk Savaşı Partisi) ile hiçbir bağlantısı yoktu. Eski Bastar tahsildarı B. D. Sharma, bu mücadeleyi desteklemek adına Jagdalpur’daki köylülerle beraber yürüdüğünde ayakkabılarla bezendirilip yüzü kirletilerek aşağılandı. Meşru, barışçıl, anayasal mücadelelerinin nasıl da vahşi bir baskıyla karşılaştığını halk bizzat kendisi gördü. Bunun sınırlarını öğrendiler.

2000’de, bu sefer Nagarnar’da, Gram Sabha kararına dahi karşı gelerek toprağa tekrar el konulduğunda Adivasiler sopa ve taşlarla direndi. Uzun Süreli Halk Savaşına dair hiçbir şey bilmiyorlardı. Maoist ideolojiye dair hiçbir şey bilmiyorlardı. Bildikleri tek bir şey vardı: direnmedikleri takdirde her şeyi kaybederlerdi.

2005’te Tata, Lohandiguda’da bir başka çelik fabrikası için arazi peşinde koşarken Maoistlerin orada hiçbir örgütsel varlığı yoktu. Halk yine de karşı koydu; zira topraklarını kaybetmek, göçmen işçi haline gelmek ve yoksul bir hayat sürmek demekti. Bununla birlikte yalnızca kurumsal projelerin korunması için değil kefalet karşılığı avans olarak Salwa Judum piyasaya sürüldü. Judum kadroları sivilleri katledip köyleri tamamen yıkıp yerle bir ederken, Batı ve Güney Bastar’da vahşetlere imza atarken Lohandiguda halkı kendilerine yol gösterilmesini istedi. Chitrakot şelalelerinin akıntı yönünde ilerlediler, Maoistlerle iletişime geçtiler ve bağ kurdular. Bu eski değil, yalnızca yirmi yıllık bir tarih.

Hidma, böylesine güçlü mirasa sahip bu topraklarda, Güney Bastar’ın uzak bir köyünde 1970’lerin sonunda doğdu. Köyü Puvarti’nin o vakitlerde dış dünyayla oldukça az ilişkisi vardı. Bütün çocukluğunu halkın mücadelelerinin ortasında geçirdi. İlk başta Orman Bakanlığının sömürüsüne karşı mücadeleler baş gösterdi. Sonrasında Adivasi toprak ağalarına karşı Parti’nin önderlik ettiği toprak mücadeleleri geldi. Hidma büyüyünceye kadar neredeyse her bir köy, bu mücadeleler sayesinde toprak kazanmıştı. Orman ürünlerinin fiyatları, abanoz ağacı yaprağı toplayıcıları için adil ücretler gibi bu kazanımlar halka belli bir özgürlük ölçüsü sundu.

Ancak hükûmet, 1990-1992’de toprak ağalarının azalan gücünü korumak ve bu hareketleri kırmak için Jan Jagran Abhiyan’ı öne sürdü. Hareket, bu girişimleri de bozguna uğrattı. Hidma, bu çalkantılı vakitlerde yetişkinliğe adım attı.

Yaklaşık aynı dönemde köy kooperatifleri ve sonrasında Devrimci Halk Komiteleri (Grama Rajya Komiteleri – sonraları Janatana Sarkar’ın, halk hükümetinin organlarını oluşturdular) kuruldu. Yerli sınıf düşmanlarını yenen halk, kendi kalkınmalarına yön vermeye başladı: tohum bankaları, kooperatif tarım, gölet inşaatı, balık yetiştiriciliği, sebze yetiştiriciliği, sağlık ekipleri, okullar. Halkın özyönetimi kök salıyordu.

Gayet doğal şekilde, o jenerasyonun birçok genci gibi Hidma da 1996-97 civarlarında gerilla güçlerine katıldı. Biraz eğitim almıştı ve öğrenmeye karşı doyumsuz bir merakı vardı. Kendi bölgesindeki Basaguda ekibinde çalışırken Dandakaranya’ya alan araştırması için gelip sonrasında ekibe katılan meşhur devrimci entelektüel Anuradha Gandhi ile tanıştı. Bulduğu her vakitte kendisine İngilizce okuma ve yazmayı öğretmesi için ısrar etti. Yalnızca İngilizce değil, fen bilimleri, matematik ve dış dünyaya dair birçok şey. Polisin ekibe saldırdığı bir seferde Anuradha’nın güvenli tahliyesini sağlayan güvenilir genç yoldaş Hidma’ydı.

Sonrasında Parti onu Dandakaranya’da kurulan ilk müfrezeye seçti. Fakat yaralı ayağı onu geride kalmaya zorladı. Onun yerine silah tamiri ve üretiminden sorumlu teknik kanata atandı. Bir iki yılda silahlar ve mühimmattan bunların sınırlarına ve mekanik inceliklerine değin her şeyi öğrendi.

Daha sonra Jegurugonda ve Kunta bölgelerinde çalışan Güney Bastar bölüğünde örgütsel sorumluluklara geri alındı. 2005’te Bastar’ın tarihini, Halk Savaşını ve Hidma’nın hayatını sonsuza dek değiştiren Salwa Judum patlak verdi. Haziran 2005 ile 2006’nın sonuna kadarki süreçte insan hakları örgütlerinin tahminlerine göre Judum 640’tan fazla köyü yakıp kül etti ve bin 200’den fazla insanı öldürdü. Yüzlerce Adivasi kadını, oldukça ağır cinsel şiddete maruz kaldı. Bebeklerden yaşlılara her yaştan insan öldürüldü. Binlercesi zorlayıcı “yardım kamplarına” sürüldü. Tüm bu esnada hükûmet, bütün haberleri susturarak, topyekûn yayın yasağını dayatarak ve eşi benzeri görülmemiş faşist baskıları uygulamaya koyarak Judum’u Maoist vahşete karşı spontane bir Adivasi ayaklanması olarak öne sürdü.

Bu bağlamda, 24 CRPF’nin (Merkez Rezerv Polis Güçleri) öldürüldüğü Eylül 2007 Urpalmetta saldırısı, Hidma’yı ilgi odağı haline getirdi. 200-300 civarında polis evleri yakıp köylüleri dağıtarak Urpalmetta’ya ve yakınlardaki köylere saldırdı, Hidma ve 60-70 civarındaki güçlü ekibi, bu polisleri kuşatmak için 4-5 kilometre koştular. Birçok asker kaçtı fakat 24 tanesi kapana kıstırılıp öldürüldü.

Bu saldırı, halkın inancını tazeledi. Hidma’ya, kadrolara ve Parti’ye Halk Savaşını ilerletmek için güven verdi.

Hükûmete bir köle gibi hizmet eden medya, şimdi Hidma’yı Tadimetla’da öldürülen 76 askerin “katili” olarak resmediyor. Ancak Hidma bir katil olarak mı doğdu? Başkasının toprağını mı işgal etti? Binlerce CRPF’nin, Naga ve Mizo taburlarının o ormanlarda ne işi vardı? Kimin emirleri üzerine, hangi yasalar altında köyleri yanıp kül olmuş çöllere dönüştürdüler? Kadınları neden kaçırdılar? Neden gördükleri herkesi öldürdüler?

10 Nisan 2010’da 4 saat süren şiddetli Tadimetla savaşında köylüler bizzat kendileri yorgun gerillalara yulaf lapası vermek için savaş alanına koştu. 20’den fazla yaralı savaşçıyı ve 12 ölü gerillayı derme çatma sedyelere taşıdılar. Hidma’yı savaşın ortasına dek korkusuzca takip eden bu savaşçılar kimdi? Hemen hemen hepsi Judum’un kundakladığı kulübelerinin yanışını izleyen insanlardı. Neredeyse hepsi Judum’un katliamlarında aile üyelerini kaybetmişti. Savaş, onların arzusu değildi, yalnızca bir gereklilikti. İşte böyle savaşçı oldular ve Hidma onların lideri oldu. Bu, tarihin yön verdiği bir evrimdi.

Gerillalar 2005-2006’ya kadar büyük oranda mayınlara bel bağlıyordu. Gitgide düşmanı kuşatmaya ve silahlı çatışmalar yoluyla zarar vermeye doğru yöneldiler. Hidma, bu taktiksel değişimin öncülerindendi. Sonraki saldırılardan birçoğunu planladı ve onlara cepheden önderlik etti. Yakından tanıdığı topoğrafyaya derinlemesine kök salmış kendi savaş tarzını geliştirdi. Nerede hangi taktiğin başarılı olacağını ölçüp tartabiliyordu. Her bir yoldaşın kuvvetli yönlerini ve zaaflarını biliyordu ve onları buna uygun şekilde konuşlandırıyordu. Nerede hangi silahın kullanılacağını biliyordu. Hangi topluluklara ne derecede güvenebileceğini biliyordu. Maoist Halk Savaşı teorisini yerel bölgeye ve toplumsal temellere tam anlamıyla uyarladı.

Halk, Hidma’nın gücüydü. Hidma, onlarındı. Bu onun gücüydü. O zamanki Halk Savaşının tekrar tekrar başarı elde etmesi işte bu sebeptendi. Halkın bizzat kendisinin Hidma’yı yarattığını söylemek hiç de abartı olmaz. Onun gözleri, kulakları, bacakları ve elleri gibi iş gördüler. Onda, köylerini yaktıkları, kadınlarına tecavüz edip çocuklarını ve yaşlılarını öldürdükleri için Judum eşkıyalarını ve devlet güçlerini cezalandırabilecek kahramanı gördüler. Onda, köylerini, yaşamlarını, ormanlarını, akarsularını, yani vatanlarını koruyan kahramanı gördüler.

Ölümünden sonra birçok köylü ve akrabası, medyaya bunun sahte bir çarpışma olduğunu, yakalanıp öldürüldüğünü söyledi. Birçoğu onu şahsen hiç görmemiş bile olabilir. Suçlamaları, polisin şüphesini değil, Hidma’nın doğrudan savaşta öldürülemeyeceğine dair kendilerine ait inançlarını yansıtıyor. Kimsenin onu birebir savaşta mağlup edemeyeceğine dair inançlarını.

Ancak işte o Hidma, bir ihanet ağına yakalanarak hayatını kendi topraklarında kaybetti. Onunla açık açık yüzleşmeye asla cesaret edememiş güçler, anca silahsız olduğunda onu yakalamayı başardı. Teslim olursa onu bağışlayacaklarının sözünü verdiler, yalnızca düşman değil, zamanında yanında yürüyen dönekler bile bunu tekrarladı. Fakat Hidma, bir kahraman gibi ölmeyi tercih etti. Son nefesine dek bir savaşçı olarak kalmayı seçti.

Cenazeyi birkaç saat içinde bitirmeleri için ağır kısıtlamalara ve katı emirlere rağmen, yüzlerce Adivasi, Puvarti’ye ulaştı. Hidma ve yoldaşı Raje’nin bedenlerinin yanında yas tutanların arasındaki çoğunluk kadındı, belki de birçok erkek, önlem olarak gelememişti. Bu kadınların birçoğu Hidma’yı muhtemelen bir kez bile görmedi. Belki de sadece ismini biliyorlardı veya askerî başarılarıyla ilgili hikayeler duymuşlardı. Birçoğu çocuklarını kucaklarında taşıyarak yürüdü. Bu annelerin, ağlayan çocuklarına ne dediklerini, o ufak gözlerde nasıl bir imge oluştuğunu veya hangi jenerasyonun bir gün Hidma’nınki gibi yükseleceğini kimse bilmiyor. Fakat kesin olan bir şey var: Hidma’nın mirası, yakın bir vakitte sona ermeyecek. Onun geçmişi asla yok edilemeyecek.

Yazan: Samita
Çeviri: Yeni Demokrasi Gazetesi

Tags: cpı maoisthidmaHindistannaxalnaxalbariplga
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

Delhi’de hava kirliliği protestolarında Hidma sesleri

Sonraki Yazı

Belçika’da 3 günlük grev

Related Posts

Güncel

Dilan Karaman toprağa verildi

29 Kasım 2025
Güncel

Kartal Halk İnisiyatifi: Sefalet ücretine karşı 7 Aralık’ta buluşalım

29 Kasım 2025
Güncel

“Suriye’de Alevi katliamı var! Durdurun!”

29 Kasım 2025
Güncel

Sekasur’da işaretleme yapan maden şirketine köylülerden tepki

28 Kasım 2025
Güncel

Saraçhane eylemleri davasında 87 kişi beraat etti

28 Kasım 2025
Güncel

Tahir Elçi katledilişinin 10. yıl dönümünde anıldı

28 Kasım 2025
Sonraki Yazı

Belçika'da 3 günlük grev

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi | işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com