7 Mart, Cumartesi
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » Demokrasi Maskesi ile Kürt İnkârının Sürdürülmesi

Demokrasi Maskesi ile Kürt İnkârının Sürdürülmesi

4 Aralık 2025
içinde POLİTİK - GÜNDEM, Yazılar
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram
Google Haberler Google Haberler Google Haberler
ADVERTISEMENT

Sözcülüğünü ve yekvücut savunusunu Devlet Bahçeli’nin üstlendiği “terörsüz Türkiye” etiketli “barış”, Kürt Ulusal Hareketi açısından tek taraflı ilerleyen bir yapıya dönüşmüştür. Faşist diktatörlük ise PKK’nin atacağı adımlardan çok, Suriye’deki ama özellikle de S. Kürdistanı’ndaki gelişmelere odaklanmış durumdadır.

“Tek Kanatlı Barış”

PKK, silahlı mücadeleyi bıraktığını ve kendisini feshedeceğini açıkladı. Ardından 12. Kongresiyle bu tutumunu resmîleştirdi ve örgütsel varlığına son verme kararını duyurdu. Haziran ayında sembolik olarak bir grup gerilla silahlarını yaktı. Son olarak da 27 Ekim’de, T. Kürdistanı’ndan güçlerini çekmeye başladığını, Türk devletine karşı tüm saldırı koşullarını ortadan kaldırmış olduğunu ortaya koymuş oldu. 

Bu adımlar, günümüz Kürt Ulusal Hareketi açısından stratejik bir dönemece işaret eder. Onun gelişiminin tüm dinamikleri bu adımlarla birlikte niteliksel bir dönüşüme uğramıştır. Bu dönüşüm Abdullah Öcalan’ın “demokratik mücadelenin esas” olduğu yönündeki tutumunun pratikleşmiş bir yansımasıdır. 

Kuşkusuz bu hamleler, bir süredir devletle yürütülen görüşmelerin açık izlerini taşımaktadır. Devletin onay vereceği bir “demokrasi” sürecine hazırlanan Ulusal Hareket, devlet karşısında kendisine dair bir tür teminat sunmakta ve güvenilir bir partner olduğunu göstermeye de çalışmaktadır. Silahlı mücadelenin devre dışı bırakılması, Abdullah Öcalan ve PKK açısından demokratik dönüşümün önünü açacak bir adım olarak görülse de Ankara’nın perspektifinde bu durum, ABD’nin bölgeye ilişkin stratejik düzenlemelerinde Türkiye’nin rolünü daha işlevli kılmaya hizmet etmektedir. “Demokratik dönüşüm” ya da “demokrasi süreci” kitlelerdeki beklentiye karşılık gelen bir oyalama retoriğidir. Samimiyetle buna inanmak için tek bir sebep olabilir: umudunu yitirmiş olmak. Ne yazık ki Ulusal Hareketin bütününe sirayet eden şey esas olarak budur. 

Ankara ABD emperyalizmi karşısındaki bölgesel yükümlülüklerine hazırlanırken Ulusal Hareket demokrasi yoluna girilmesini ummaktadır. Bu nedenle tarafların hedeflerinde belirgin farklar bulunmaktadır. Tarafların amaçlarındaki bu ayrışmanın gelecekte değişebileceği ihtimali de vardır. Eğer bir ortaklaşma mümkün olacaksa bunun Kürt ulusunun demokratik kazanımlarını genişletecek veya ülkenin bütünlüklü bir demokratik dönüşümüne yol açacak biçimde olması tarihsel ve siyasal gerçeklikle hiçbir şekilde örtüşmemektedir. Devlet açısından “demokrasi kriteri” Ulusal Hareketin siyasetini Meclis içinde temsil edenler için bazı engellerin hafifletilmesinden ibarettir. Yani “Meclis’te konuş, hatta çok konuş, elbette Türkçe konuş” demokrasisinden ibaret bir açılımdır sözü edilen.

Barış Süreci ile Köpürtülen Şovenizm

Kürtlerin ulusal haklarına dair en sınırlı talepler ve hatta bir genel af tartışması dahi devlet nezdinde “infial” sebebidir. “Kürtler vardır ama tanımlanmış Türk halkı kimliği içindedir” şeklindeki inkârcı yaklaşım, sürecin “papazı” konumundaki Bahçeli ve çevresindeki hukukçu çizgi tarafından sert biçimde dile getirilmektedir. Feti Yıldız ise Anayasa’nın ilk dört maddesini bir kenara bırakalım Türklük tanımının kaldırılmasını devlet bütünlüğüne tehdit olarak sunmaktadır.

Devlet ve onun sözcüleri bu gidişatı “terörsüz Türkiye” söylemiyle çerçeveliyor. Parantez içinde ise Kürtlerin ulusal haklarının konuşulmasının mümkün olmadığı bir “kardeşlik ve barış” tarifini benimsiyorlar. Kürtlerin taleplerini içeren bir tartışma zemini açmak şöyle dursun, bu taleplerin dile getirilmesinin bile süreci zehirleyeceği iddia ediliyor.

Kürtçe eğitim talebi “süreci bozan” bir hamle olarak sunuluyor. Özerklik arayışı “toplumsal hassasiyetleri kışkırtmak” şeklinde damgalanıyor. Kültürel haklar dahi Öcalan referans gösterilerek reddediliyor. Hak talebi içeren sloganlar “sorunu karmaşıklaştırmak”, genel af talebi “şehit ailelerini rencide etmek”, siyasal özgürlükleri gündeme almak “teröre kapı aralamak”, kayyım eleştirisi ise “gidişat daha olgunlaşmadı” gerekçesiyle bastırılıyor. Tüm bu tutumlar, şoven ulusal refleksleri diri tutmayı ve Kürt karşıtlığını sürdürmeyi hedefleyen yaklaşımlardır. Bir uzlaşma ve barış arayışından çok Kürtlere Türklerin hassasiyetini yani egemen ulus olma şartlarını dayatmayı içeriyor.

Kürt Legal Siyasetinin Felci

Bu çerçevede DEM Parti ve İmralı Heyeti, mevcut tabloya uyum sağlama konusunda büyük bir çaba içindedir. Heyetin yeni bileşeni Mithat Sancar’ın “kendini fesheden örgütleri kapsayacak bir af yasası için uygun bir formül bulunabileceği” yönündeki açıklaması, devletten beklenen adımın neyle sınırlı olduğunu göstermektedir. Selahattin Demirtaş’ın “ortak maçlar, İstiklal Marşı okunması, Anıtkabir ve Çanakkale ziyareti” önerileri ise Türk egemenliğinin çıkarlarına hizmet eden ve Kürtlerin tarihsel-demokratik taleplerinden uzaklaştıran daha kapsamlı tavizler olarak ortaya çıkmaktadır. Legal siyaset, “müzakere hattının korunması” adına adeta felç olmuş durumdadır. Bu da Kürt ulusuna bir umut değil, bir çaresizlik duygusu vermektedir. Tutuklu vekiller ve belediye başkanları serbest bırakılmamış, kayyımlar görevde kalmış, baskılar hafiflemediği halde gidişat PKK’nin tek taraflı bir ilerleyişine dönüşmüştür. Bu tablo içinde Ankara’da dengeyi sağlayan tek unsur, Bahçeli’nin her hafta yaptığı fakat pratiğe yansımayan grup konuşmalarıdır. 4 ve 11 Kasım’da yaptığı grup konuşmalarında AİHM kararına atıfla Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğini ve İmralı’ya belirlenen heyetin gitmesi gerektiğini söylemiş olsa da hiçbir adım atılmamıştır. Devlet, her geçen günü kendi lehine kazanca dönüştürmekte, sorunu özünden uzaklaştırmakta ve şoven çizgisini güçlendirmektedir.

Devlet İçin Düğüm Noktası ve ABD’nin İstediği Hizalanma

Faşizm için Kürt sorunu bölgede Türk, Kürt ve Arap ittifakı ile belirli bir eksende konumlandırılması hedefinin parçasıdır. Bu ilişki, ABD’nin bölgesel planlarıyla uyumlu şekilde ilerlemektedir. Faşist diktatörlük bu nedenle dört parça Kürdistan’daki gelişmeleri doğrudan kendi politikasına bağlamıştır. Kürt Ulusal Hareketinin stratejik merkezi konumundaki Rojava’nın Suriye hükûmetiyle anlaşma yapıp yapmayacağı, devlet açısından asıl belirleyici konudur. Trump ve Tom Barrack ile yürütülen temasların temelinde de Suriye’nin bu doğrultuda şekillenmesi bulunmaktadır. Hakan Fidan’ın 11 Kasım’da Trump–Colani görüşmesinin bir bölümünde bulunması da bunun bir sonucudur. SDG ile HTŞ arasındaki 10 Mart mutabakatının ilerletilmesine ilişkin çalışmalar Beyaz Saray’da sürdürülmüştür. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “Suriye bir eşikte; ya uzlaşma olacak ya iç savaş çıkacak” açıklaması, oradaki çelişkilerin derinliğini göstermektedir. Bu derinlik, Ankara’nın Kürt sorununa yaklaşımını doğrudan etkilemektedir.

Bölgesel Savaş için Barış

Devam eden süreç, Kürt meselesini bir demokrasi sorunu olarak ele almak yerine, Türk egemenliğinin devamını esas alan bir dayatma biçiminde şekillendiriyor. TC ve ABD’nin istediği, dünden daha katı bir inkâr olmasa da Kürtlerin ulusal haklarına gerçek bir karşılık verilmesini kesinlikle kapsamamaktadır. Bu gidişat, Türk toplumunda eşitlik bilincini güçlendirmek yerine milliyetçi tepkileri yoğunlaştırmaktadır. Kürtlerde ise özgürleşme umudunu büyütmek yerine, temel haklardan mahrum bırakılmayı normalleştiren bir tablo yaratmaktadır. Bu çözümsüzlük, mevcut çelişkileri daha da derinleştirecektir. Bölgenin yeniden düzenlenmesi ve buna göre inşa edilen “uzlaşı” planı, gerçekte büyük çaplı bir bölgesel savaşın hazırlığıdır. Bu savaşın zeminini oluşturan ittifak girişimleri, özellikle Kürt ulusu ve bölgedeki diğer ezilen halklar açısından ağır sonuçlar doğuracaktır.

Bu nedenle demokrasi söyleminin aldatıcı yüzünü açığa çıkarmak devrimci bir sorumluluktur. Türk halkındaki milliyetçi baskı söylemine karşı mücadele ederken, Kürtlerin tam hak eşitliği ve özgürce ayrılma hakkı (gönüllü birlik) gerçek çözüm olarak anlatılmalıdır. “Kürtler ayrılmak istemiyor, silahlı mücadele bitti, haydi ortak demokratik mücadeleye yöneliyoruz” gibi yaklaşımlar özgürlüğü reddeden bir uzlaşmayı ifade etmektedir. Bu demokrasi şekerine bulanmış zehir hem Türk halkına hem Kürt ulusuna kabul ettirilmemelidir.

Tags: demokrasipolitik gündemYeni Demokrasi
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

Hitit Seramik konkordato talebinin ardından iflas etti

Sonraki Yazı

Hapishaneler, Birlik ve Direniş: Filistin Esir Hareketinin Stratejik Gücü

Related Posts

KOLEKTİF DOĞRULTU

Hindistan’da Komünist Çizgi Diridir, Teslimiyetçiliğin Gidecek Yolu Yok

2 Mart 2026
KOLEKTİF DOĞRULTU

Koşullar Olgunlaşırken Halkların Devrimci Özneye Yönelimi

1 Mart 2026
ANI - ANLATI

Kulhadi Ghat Ormanında 72 saat – Phoenix

28 Şubat 2026
Dünya

Bu Bir Psikolojik Savaştır – Musafir

27 Şubat 2026
Dünya

Yaptırımların Hedefindeki Küba Yeni Bir Eşikten Geçiyor

27 Şubat 2026
KOLEKTİF DOĞRULTU

İsyanın Koşulları Olgunlaşırken

15 Şubat 2026
Sonraki Yazı

Hapishaneler, Birlik ve Direniş: Filistin Esir Hareketinin Stratejik Gücü

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi | işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com