18 Şubat, Çarşamba
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » Suriye’de Yeni Dizayn, Emperyalizmin Yeni Kıskaçları

Suriye’de Yeni Dizayn, Emperyalizmin Yeni Kıskaçları

6 Aralık 2025
içinde Yazılar
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram
Google Haberler Google Haberler Google Haberler
ADVERTISEMENT

Suriye’deki “yeni dönem” dinamikleri, salt bir iç yeniden yapılanma süreci veya “barış” zemini arayışı değildir. Bu süreç emperyalistler ve yerli iş birlikçilerin çıkarlarının/çelişkilerinin kesiştiği, bu kesişmeyle birlikte kaynakların yeniden paylaşımının, emperyalistler arası çekişmede tahsis edilmesi ya da var olanın güçlendirilmesi ana eksen olduğu bir mühendislik sahnesine dönüşmüştür.

10 Kasım 2025’te Trump ile Colani Beyaz Saray’da bir araya geldi. Bu, bir Suriye liderinin 1946’dan bu yana ABD başkanlık makamında ağırlanmasının ilk örneğiydi. Görüşmede ele alınan konular arasında Sezar Yasası kapsamındaki yaptırımların kademeli kaldırılması, Suriye’nin IŞİD karşıtı koalisyona “resmî katılımı”, Kürt güçlerin (SDG) Suriye ordusuna entegrasyonu ve Siyonist İsrail ile güvenlik anlaşmaları yer aldı. Görüşmenin ardından Colani’nin “ABD ile birçok çıkar noktasında buluştuklarını” açıklaması bir nevi kendi dileğini gösterse de ABD açısından daha temkinli yaklaşıldığı görülmektedir. Bu temkinlilik hali, Suriye gibi aktörlerin, çelişki ve çıkarların sürekli değiştiği bir coğrafyada pazarlıkların da sürekli değişebileceği ve derinleşebileceği ihtimalinden doğmaktadır. ABD’nin Orta Doğu üzerindeki planlamalarının en büyük aktörü olan Siyonist İsrail’in bölgede daha hâkim hale getirilmesi, en kötü her zamankinden daha meşru görünmesi için çaba da sürmektedir. Abraham Anlaşmaları’yla başlayan süreç bölge devletlerinin bir biçimde bu “normalleşme” ve meşrulaştırılmaya yedeklenme çabası sürmektedir. Trump-Colani görüşmesinde İsrail’le ilişkilerin normalleşmesi, Siyonist rejimin tanınması gibi bir “bedel” de ABD tarafından istenmiştir. Colani uluslararası meşruiyet kazanma karşılığında kendisini ve yönetimini ABD’nin stratejik ve ekonomik çıkarlarına bağlama niyetini; ABD ise Suriye’yi bir “yeni müttefik” olarak kullanarak bölgedeki etki alanını yeniden dizayn etme fırsatını görüyor. Emperyalizm masasında işlenmiş bir plan, Colani eliyle Suriye’ye dayatılıyor.

Yine aynı görüşme sonrası ABD, yaptırımlarda 180 günlük bir “askıya alma” kararı aldığını açıkladı. Sezar Yasası olarak bilinen yaptırımların yalnızca Suriye içindeki aktörleri değil, Suriye ile iş yapan yabancı şirketleri, bankaları, enerji firmalarını ve inşaat sektörünü hedef aldığı bilinmektedir. Esad rejimi döneminde gerçekleşen yaptırımların resmî olarak tamamen ortadan kaldırılmaması ve böylesi süreçlerde geçici askıya almalarla ilerlenmesiyle ABD, Colani dahil Suriye aktörleri ve bölge devletlerini tavize zorlama hedefi gütmektedir. Tam bu askıya alma kararı arifesinde TC, Katar ve ABD konsorsiyumundan Suriye’de 7 milyar dolarlık enerji yatırımının gündeme gelmesi, sadece enerji alanında bir gelişme olarak görülmemelidir. ABD, Suriye’ye dönük olarak hâlâ bölgesel hegemonyasını tesis etmeyi, Rusya ve Çin’in etkisini dengelemeyi ve kendi enerji tekellerini Orta Doğu’da güvence altına almayı hedeflemektedir. Katar, görece daha küçük ama agresif bir finansal güç olarak hem ekonomik hem de siyasî nüfuzunu artırmayı, TC ile ortaklık kurarak bölgede kendi çıkar alanlarını genişletmeyi amaçlamaktadır. TC ise yarı bağımlı karakteri gereği hem ABD ve Batı ile hem de bölgesel aktörlerle çelişkili bir denge politikası izlemekte; emperyalistlere hizmet eden bir “yatırımcı” olmaktadır. Bu türden projeler, özellikle dört doğal gaz ve birkaç güneş santrali üzerinden sunulan “kalkınma” ve “ekonomik toparlanma” söylemleriyle meşrulaştırılmaktadır. ABD’nin yatırım güvenliği vurgusu, TC’nin “stratejik iş birliği” söylemleri, Katar’ın sermaye katkısı; bütün bunlar halkın elektrik ihtiyacı ya da kalkınması için değil, sömürü ve emperyalist hakimiyetin pekiştirilmesi içindir. Projede vurgulanan “bölgesel iş birliği” ve “yatırım güvenliği” gibi söylemler, özünde emperyalist güçlerin çıkar çatışmalarını ve TC’nin de bu çatışmalar içindeki denge arayışını gizlemeye yönelik ideolojik kılıflardır. Suriye’deki enerji altyapısının yeniden inşası, yalnızca altyapının onarılması değil aynı zamanda ülkede emperyalist etki alanlarının kalıcılaştırılması anlamına gelmektedir.

Bölgede yine önemli bir aktör olan ve özellikle ABD’nin ilişki ve görüşmelerini sürdürdüğü bir diğer güç ise SDG’dir. Özellikle Colani sonrası “yeni Suriye”de SDG’nin hangi konumda yer alacağı önemli bir tartışma konusu olmuştu ve bu süreç devam etmektedir. Rojava’nın stratejik avantajlarını elinden alma, özerk gücünü zayıflatma ile ABD’nin Rojava’yı pazar olarak kullanma hamlesi sürmektedir. Esasta SDG’nin orduya entegrasyonu üzerinden süren tartışma ve görüşmeler sıklaşırken kısa vadede ABD ne Colani ne de SDG’den vazgeçmek isteyecektir. Tam bu noktada geçtiğimiz günlerde Rojava’nın Qamışlo bölgesinde Words Warriors isimli ABD’li danışmanlık şirketinin açıldığı açıklandı. IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon’un eski sözcüsü Myles Caggins’in genel müdürü olduğu şirket, hem petrol-gaz hem de inşaat alanında faaliyetler planlıyor. Caggins, projelerin çoğunun yerel halk tarafından gerçekleştirileceğini ve SGD ile güçlü ilişkilere sahip olduklarını, bu bağlantılardan yararlanarak yabancı şirketlerin Rojava’da iş kurmasına aracılık edeceklerini söyledi. Bu girişim, “yerli özerklik ve yabancı sermaye” olarak idealize edilmiş bir formülü ve bunun tuzaklarını göstermektedir. Bahsi geçen özerklik, bölgenin emperyalist entegrasyonun bir parçası haline getirilmesi amacından başka bir şey değildir. Halkın emek gücü yabancı sermaye için kaynak, ekonomik projeler ise büyük yatırımcıların kâr alanı olacaktır. 

ABD’nin Orta Doğu’yu ekonomik çıkarlarına ve diğer emperyalist güçlerle rekabetinde sorunsuz bir yarı sömürge haline getirme yönelimi çok yönlü ilerlemektedir. Hem Suriye bütünlüğünü korumaya hem de olası bir parçalanmada tüm güçleri kendi ekseninde tutmaya odaklı bir yaklaşım içindedir. Kürt-Türk barışı, Kürt-Şam entegrasyon çabaları Kürt ulusunun bağımlı yapısını sürdürmeye odaklanmaktadır. Bunu yaparken Kürtlerin düne göre daha güçlü bir aktör olarak oluşacak yeni duruma razı ettirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Ancak Orta Doğu’daki ulusal, mezhepsel ve sosyal çelişkilerin derinliği emperyalist planların zorluk yaşamasını getirmektedir. 

Suriye’deki gelişmeler, emperyalist ve bölgesel iş birliği ağlarının halkın çıkarlarını yok sayarak tamamen kendi çıkarlarına göre şekillendiğini göstermektedir. Trump-Colani görüşmesi, Suriye’ye dönük yaptırımların askıya alınması, Words Warriors’ın açılışı ve SDG’nin entegrasyon çabaları, bir kurtuluş perspektifi değil; emperyalizmin kontrolünün sürdürülmesi anlamına gelmektedir. Bölge halklarının gerçek kurtuluşu, bölgeye kâbus gibi çöken emperyalizmin defedileceği anti emperyalist mücadeleden geçmektedir. Emperyalizm ve yerli iş birlikçilerinin doğurduğu krizin etkileri sürmeye ve büyümeye devam edecektir. Bununla doğru orantılı olarak Suriye’ye dönük planlarını sürdürmeye ve büyütmeye de devam edeceklerdir.  

Tags: emperyalizmRojavasuriye
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

Eğitim Sen Amed Şubeleri: “MESEM tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmalıdır”

Sonraki Yazı

İsviçre’de Devrimci Tutsaklarla Dayanışma Platformu kuruldu

Related Posts

KOLEKTİF DOĞRULTU

İsyanın Koşulları Olgunlaşırken

15 Şubat 2026
Kadın

Ateş Çemberinden Geçen Kürt Kadınlar

14 Şubat 2026
Kadın

New York, Dilovası, Trikala… Yanarak Can Veren Kadın İşçiler

13 Şubat 2026
MEŞA AZADÎ

Rojava’da Son Süreç: SDG İle Entegrasyon Anlaşmasına Dair

12 Şubat 2026
ÇEVİRİ

İran’daki Protestolar: Güvenlikçi Fanteziler Değil, Toplumsal Nedenler*

27 Ocak 2026
KOLEKTİF DOĞRULTU

Çağımızda Ulusal Egemenlik Sorunu ve Savaş Politikaları

26 Ocak 2026
Sonraki Yazı

İsviçre'de Devrimci Tutsaklarla Dayanışma Platformu kuruldu

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi | işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com