28 Mart, Cumartesi
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » Onların “Ucuz Elektriği” Halka Ağır Faturalar Çıkarıyor!

Onların “Ucuz Elektriği” Halka Ağır Faturalar Çıkarıyor!

28 Mart 2026
içinde Çevre, Yazılar
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram

Son yıllarda enerji santrallerinin inşası hızlı bir şekilde artıyor. Bunların varlığını ise ancak direniş hareketleriyle öğreniyoruz. Kervanpınar ve Varto köylülerinin direnişiyle gündeme gelen santralleri inceleyelim. Uzun bir inceleme metodu kullanmayacağız. Temel sorumuz şu olacak: Bu santraller kimin çıkarı için kuruluyor? Bu soruyu cevaplarken iki konuya değineceğiz. Bunlardan ilki inşa süreci ve şirketler olacak.

KÂR KAPISI SANTRALLER

Enerji santrallerinden söz ettiğimizde, “yenilenebilir enerji kaynaklarını” da göz önünde bulundurmak gerekir. Bunlar; Jeotermal Enerji Santrali (JES), Güneş Enerjisi Santrali (GES), Hidroelektrik Santrali (HES) ve Rüzgâr Enerjisi Santrali (RES) olarak sıralanabilir. Su, rüzgâr ve güneş gibi doğal enerji kaynaklarından yararlanılarak kurulan bu santrallerde elektrik üretimi sağlanır. Ülkemizde en çok santralin kurulduğu ve elektrik üretiminin sağlandığı alanlar su, rüzgâr ve güneştir. 

Bizim için temel bir soruyla devam edelim. Neden enerji santrallerinin inşasında bu kadar artış var?

Birçok sektörde uygulanan teşvikler, faizsiz krediler ve kâr garantili sözleşmeler, enerji santrallerinin kuruluşunda da karşımıza çıkıyor. “Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi” adı altında birçok sektöre sunulan teşvikler, santral inşasına niyetlenen şirketlerin iştahını kabartıyor. Bu teşvikler, halkın ekonomik krizle boğuştuğu ve yoksulluğun arttığı bir ortamda, şirketler için adeta “mükemmel” bir kâr kapısı aralıyor.

İnşalar için gerekli koşullar şirketler için eksiksiz hazırlanıyor: Anlaşmalı bankalardan faiz veya kâr payı desteği sağlanıyor, vergi indirimleri yüzde 40–60’lara kadar çıkıyor. Yurt dışından temin edilecek makine ve teçhizatlar gümrük vergisinden muaf tutuluyor. 1. ve 5. bölgelerde çalışan işçilerin sigorta primlerinin yüzde 50’si, 6. bölgede ise tamamı devlet tarafından karşılanıyor.

Şirketlere sağlanan kolaylıkların en kârlı yanını ise (yatırımlar için “acele kamulaştırma kararları” ve “üretilen elektriğe garanti alım” desteği) sona bırakalım. Bu noktaya kadar şunu iyi anlamak gerekiyor: Yatırım teşviklerinin tümünün amacı, yüklü para girişini ve döviz akışını sağlamak. “Yeşil Enerji” başlığı altında yapılan projelere Avrupa’dan ciddi fonlar aktarılıyor. Bu santral inşalarına düşük faizli milyarlarca avro kredi sağlanıyor. Öne çıkan bankalar arasında EBRD (Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), KfW (Alman Kalkınma Bankası) ve AFD (Fransız Kalkınma Bankası) yer alıyor.

Tüm bu destekler, şirketler için egemen sınıfların lehine hızlı kazanç sağlarken, halkın cebine zam ve zarar olarak dönüyor. İşte enerji santrallerinin kuruluş sürecinde şirketlere sağlanan bu “yardımlar”, inşaların artışını doğrudan açıklıyor. Sonuç, oldukça basit bir denklem: Yağmaya açık ol, yatırımı teşvik et, kârını hesapla.

DİRENİŞİN ORTAK SÖZÜ: “DEFOL”

Enerji santrallerinin inşa sürecinde birçok köylü direnişine tanık olduk, oluyoruz. En son Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Kervanpınar köyüne yapılmak istenen ZENKAR-1 GES projesine bir bakalım. Bu proje aslında birçok bölgedeki inşanın özeti niteliğinde. 

ZENKAR-1 GES projesi, köyün mera alanına inşa edilmek isteniyor. Proje sahibini incelemeye kalktığımızda ise pek bir bilgiye ulaşamıyoruz: İnternet sitesi yok, kamuya açık detay bulunmuyor. Fakat “ÇED Olumlu” raporunu görebiliyoruz. Bu tür “ÇED Olumlu” raporları neredeyse tüm projelerde karşımıza çıkıyor. Bu onay raporları halkın katılımını içermiyor, yaşam alanlarını incelemiyor ve çok rahat bir şekilde şirket için inşa izni sağlıyor. Zenkar Enerji de bundan faydalanmış; mera alanındaki yaşam ve tarihî değerler gündeme bile gelmemiş.

Proje alanı, köylülerin hayvancılıkla geçimini sağladığı merayı kapsıyor. Üstelik alanda, 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiş “Antik Ğirap Şehri” de bulunuyor. Ancak mesele kâr olduğunda, arkeolojik değerlerin önemi pek kalmıyor. Köylüler on yıllardır burada tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlıyor; antik şehir ve köylüler yüz yıllardır iç içe yaşıyor. Bu proje, köylülerin doğrudan yaşamına ve kültürüne yönelik bir saldırıdır: Önce ekonomik geçim kaynağını, ardından da antik şehirle iç içe olan kültürü yok edecek.

Kervanpınar köylüleri, yaşam alanlarının talana açılmasına, geçim kaynaklarının yok edilmesine ve kültürlerinin imhasına karşı direnişini sürdürüyor. 25 Şubat’ta proje alanında eylem yapmak isteyen köylülere jandarma saldırdı ve 13 köylü gözaltına alındı. Bilindik bir sahne: Haksızlığa uğrayan halk karşı çıkar, jandarma-polis halka saldırır. Kâr şirketlere, sopalar halka yönelir—tıpkı ülkemizdeki diğer direnişlerde olduğu gibi. 

Kervanpınar’da GES projesi, Varto’nun Çallıdere köyünde başlatılan ve 16 köyü doğrudan etkileyen JES projesi, Aydın Atça’daki JES projesi, Muğla’daki RES projesi, Erzurum Aşkale’deki GES projesi, Antalya Çaltı köyüne HES projesi, Samsun Havza’daki RES ve GES projeleri ile Antep, Mardin, Şırnak ve Urfa’daki diğer santral projeleri… Bunlar, son iki yılda gündeme gelen projelerden birkaçı.

Tüm bu projelerde ortak bir talan politikası göze çarpıyor. Acele kamulaştırmalarla alanlar şirketlere kiralanıyor ya da satılıyor; bu alanlar genellikle köylülerin geçim kaynaklarını oluşturuyor. Üstelik tüm projelere “ÇED Olumlu” kararı veriliyor. Bu kararlar çok hızlı ve sessizce alınmakta ve inşa süreci başladığında halk tarafından öğreniliyor. Yani halkın söz hakkı baştan yok sayılıyor!

Santrallerin doğaya vereceği zararları konuşabiliriz; hatta konuşmak zorundayız. Ancak asıl cevaplanması gereken soru şudur: “Kimin yararına?” Bu soruya yanıt ise oldukça açık: Tabii ki şirketlerin. İnşa edilen santrallerden elde edilen elektriğin halkın yararına kullanılmadığı açıktır. Bunu elektrik faturalarındaki zamlar ve vergilerden görebiliyoruz. Bu santraller ne tarımsal üretime katkı sağlıyor ne de haneleri aydınlatıyor. Santrallerin kuruluşunda devlet, şirketlere kWh başına alım garantisi sağlıyor. Buradaki temel amaç, yatırımları artırmak ve inşayı cazip kılmaktır. Basit bir örnekle açıklayalım: Diyelim ki 1 kWh elektrik için garanti edilen fiyat 3 lira. Piyasadaki elektrik fiyatı ise 2 liraya düşüyor. İşte burada alım garantisi devreye giriyor: Devlet, şirkete söz verdiği 3 lirayı ödemek zorunda. Aradaki 1 liralık fark ise faturalara (YEKDEM bedeli) yansıtılıyor.

İşte basit bir sömürü örneği: Ucuza elektrik yok, üstüne bir de fazladan ödeme var!

“YERLİ” YALANI, “İSTİHDAM” VAADİ

“Türkiye Yüzyılı” propagandalarına konu edilen projelerde “yerlilik” öne çıkarılıyor. Yerli araba, yerli sanayi, yerli uçak, yerli baş şeyler… Herhangi bir şirketin Türkiye’de kurulması ya da şirketin sahibinin Türkiyeli olması onu yerli mi yapıyor? Bunu şirketlerin sadece tabelalarına bakarak anlayamayız. Emperyalizmle olan ilişkisine, iş birlikçi yapıya ve hangi bölgelerde yoğunlaştığına bakmalıyız. Sadece enerji santralleri üzerinden bu yapıyı ortaya kurmak mümkün. Hadi sadece tabelaya bakalım: 

Enerjisa. Bugün enerji santrali yatırımlarında öne çıkan isimlerden sadece biri. Sabancı ve E.ON (Almanya) ortaklığıyla faaliyet gösteren şirket, en büyük yatırımların aktörüdür. Devletin Sabancı’ya sağladığı bürokratik kolaylıkları yukarıdaki örneklerden görebiliyoruz: Acele kamulaştırmalar, “ÇED Olumlu” raporları ve yerel toprak sahipleriyle iş birliği… Sabancı, sadece 2023 yılında EBRD’den 110 milyon dolar kredi aldı. Strateji açık: Önce inşa et, kârını al, sonra emperyalizme devret ve “küçük” pay ortağı olarak kal. İşte bağımlılığın özeti. Daha geniş bir tablo çizersek: 2025 yılında enerji alanındaki birleşme ve satın alma işlemlerinin yüzde 42’si yabancı yatırımlar tarafından gerçekleştirildi. Garanti sözleşmeli ve uzun vadeli santrallerin kârı emperyalistlere, kârdan payları ise iş birlikçilere gidiyor.

Bir de “yerliliğin” istihdam alanına bakalım. Santral vb. projeler ucuz iş gücün ve göçmen işçiliğin merkezidir. Bu projelerdeki işçiler çoğunlukla bölge halkından gelmiyor. Gelse dahi kısa vadeli bir iş sürecine dahil oluyor. Geri kalan süreçte zaten geçim kaynağı yok olan alanda ucuz iş gücüyle yok pahasına çalışıyor. Buralarda da hak gaspları, enflasyon ve ekonomik kriz derken halkın kazancı yok oluyor. Türkiye’de enerji santrallerindeki yüksek kârlılık emperyalistlere ve onların yerli iş birlikçilerine akıyor. Halk ucuz elektriğe kavuşamıyor, kavuşamadığı gibi yaşam alanları talan ediliyor. Talana direnirse de polis jopuyla, biber gazıyla karşılanıyor. Devlet tarafından sunulan projelerdeki tüm kâr kapılarını ve iş birlikçiliği görmemiz gerekiyor. Neye karşı çıkılacağı ise açık: Emperyalist yağmaya, iş birlikçi şirketlere ve yaşam alanlarını talan eden bu sisteme!

Tags: GEShesjeskervanpınarresvarto
ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

Tutsaklarla dayanışma gecesi Fatih Kaymakamlığı tarafından yasaklandı

Sonraki Yazı

Newroz sonrası ev baskınında işkence yapıldığı ortaya çıktı

İlgili Haberler

İZLENİM

Faşizmin Kuşatması Altındaki Bir İsmin Halkın Dilinde Sloganlaşması

27 Mart 2026
Kadın

YDK Çalıştayında Buluşalım Gelişelim, Geliştirelim!

27 Mart 2026
Çevre

Varto Ekoloji Platformu: “Varto’yu yıkımlara ve sürgünlere teslim etmeyeceğiz”

24 Mart 2026
Çevre

Kınık’ta köylüler meraya yapılmak istenen OSB’ye karşı direniyor

23 Mart 2026
Çevre

Sivas’ta köylüler maden projesine karşı direniyor

21 Mart 2026
Çevre

Karakaya köylüleri direniyor: ÇED olumlu raporunun iptal davası görüldü

17 Mart 2026
Sonraki Yazı

Newroz sonrası ev baskınında işkence yapıldığı ortaya çıktı

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

yd-logo-01 kopyası 2

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com