İstanbul’un su kaynaklarını ve akciğerlerini barındıran Kuzey Ormanları’ndaki yapılaşma, madencilik faaliyetleri ve orman sınırlarının değiştirilmesi kararlarına karşı hukukçular ile bilim insanları Kuzey Ormanları’nda bir araya gelerek yürüyüş gerçekleştirdi.
İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu ile Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi çağrısıyla bir araya gelen doğa savunucuları Polonezköy Tabiat Parkı’nda önceki gün yürüyüş gerçekleştirdi.
Yürüyüşte Cumhurbaşkanı kararlarıyla orman dışına çıkarılan alanlara, maden şirketi kuşatmalarına ve ormanların ‘‘karbon yutak ormanları kuruyoruz’’ adı altında metalaştırılmasına karşı tepki gösterdi.
SÜREKLİ RUHSAT BASKISI ALTINDA KRİTİK BİR ALAN
İstanbul Barosu Çevre Komisyonu Üyesi Av. Esmanur Çağlak, Beykoz bölgesindeki ormanlık alanların son dönemde karşı karşıya kaldığı yapısal ve yasal tehlikelere dikkat çekti. İstanbul’un su ve nefes kaynağını savunmak adına her alanda kararlılıkla duracaklarını vurgulayan Çağlak, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün İstanbul Barosu olarak İstanbul’un su ve nefes kaynağı olan ormanlarımızı savunmak için buradayız. Özellikle içinde bulunduğumuz Beykoz ormanları, son yıllarda Cumhurbaşkanı kararlarıyla orman alanı olmaktan çıkarılan çok sayıda bölgeyi barındırıyor. Aynı zamanda bu hat, maden şirketlerinin de doğrudan odağında bulunan, sürekli ruhsat baskısı altındaki kritik bir alan. Hukukçular olarak hem ekolojik dengenin korunması hem de anayasal bir hak olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının tesisi için bu talan politikalarına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Ardından söz alan TOD Marmara Şubesi Başkanı Sezai Kaya ise ormanları koruma bilincini yaygınlaştırmak amacıyla İstanbul Barosu ile birlikte Aydos, Belgrad Ormanı ve Şile’nin ardından dördüncü ortak saha etkinliğini gerçekleştirdiklerini belirtti. Polonezköy Tabiat Parkı’nın iyi bir koruma örneği teşkil ettiğini ancak mülkiyet sorunları ile kıyılardan ormana sızma girişimlerinin sürdüğünü belirten Kaya, “Kuzey Ormanları’nın her bir parçası bir bütündür ve taviz verilemez” diyerek iş birliğinin süreceğini vurguladı.
TELAFİSİ İMKANSIZ BİR DARBE
Buluşmada konuşan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bir ormanı yok ettiğinizde sadece onun gelecekte depolayacağı karbondan vazgeçmiş olmuyorsunuz. Bir de yangın ihtimalini düşünün; yangın çıktığında hem karbonu depolayan canlı sistem yok oluyor hem de o ağaçların içinde on yıllardır birikmiş olan devasa karbon stoğu yanarak salım halinde atmosfere geri salınıyor. Yani atmosfere çift taraflı, telafisi imkansız bir darbe vurulmuş oluyor.” diye konuştu.
Doğru bilinen yanlışlar olduğunu da belirten Tolunay, fotosentezin ağaçların nefes alması değil “yemek yemesi” olduğunu, bu süreçten kalan şekerin oduna ve biyokütleye dönüştüğünü anlattı. Ormandaki dökülmüş yaprakların ölü örtünün ve devrilmiş yaşlı ağaçların ölü ağaçların sadece zengin bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapmadığını, aynı zamanda devasa birer karbon deposu olduğunu belirten Tolunay, “Dünya genelinde ağaçlar üstünde 500 milyar ton karbon depolanırken, orman topraklarında bu miktar 2 trilyon tondur. Yani asıl karbon deposu, ağaçların 4 katı kapasitesiyle orman toprağıdır” dedi.
(HABER MERKEZİ)








