Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu tarafından “Emperyalist Talana Ranta ve Madene Hayır!” şiarıyla çağrısı yapılan ekoloji buluşması yüzlerce kişinin katılımıyla Kadıköy’de gerçekleştirildi.
Kadıköy Süreyya Operası önünde toplanan kitle “Dersim’de Talana Ranta Madene İzin Vermeyeceğiz, Biz Kazanacağız, Doğa Kazanacak, Yaşam Kazanacak” yazılı pankart taşıyarak İskele Meydanına yürüyüş gerçekleştirdi.
Islıklar ve alkışlarla düzenlenen yürüyüşte “Dersim’de Maden İstemiyoruz, Dersim Onurdur Onuruna Sahip Çık, Emperyalizm Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak, Maden Yapma Boşuna Yıkacağız Başına, Toprağıma, Suyuma, Havama Dokunma” sloganları atıldı.

“BU YAĞMAYA GEÇİT VERMEYECEĞİZ”
Dersim’in 4’te 3’ünün maden sahalarına çevrilmek istendiği 2025 yılı sonu Dersim’in Hozat-Pertek Sekasur bölgesinde yürütülmesi planlanan pomza maden projesinin bölge halkı ve Sekasur Çevre ve Doğa Platformu’nun 200 günlük çadırlı direnişi sonucunda engellendiği belirtilen açıklamada, “Son olarak Pülümür ilçemizde Hel dağında Bağır dağında Karagöz köyü ve 6 köyü kapsayan bir maden projesi ile karşı karşıyayız. Dağlarımız vahşi madencilikle parçalanıyor, derelerimiz HES’lerle kurutuluyor, topraklarımız JES’lerle zehirleniyor, yaşam alanlarımız RES projeleriyle kuşatılıyor!
“Biz buradan açıkça ilan ediyoruz: Nerede maden, HES, JES, RES varsa; orada direniş var! Nerede talan varsa; biz oradayız! Ve biz bu yağmaya geçit vermeyeceğiz!” denildi.
“KUTSAL MEKANLARIMIZ ŞİRKETLERE KURBAN EDİLİYOR”
Yeraltı ve yerüstü varlıklarının emperyalistlere ve onların yerli iş birlikçilerine peşkeş çekilmek istendiği vurgulanan açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı: “Kutsal mekanlarımız, meralarımız, ormanlarımız ,dağlarımız, vadilerimiz, mezar yerlerimiz yatırım alanı adı altında emperyalist şirketlerin ve onların yerli işbirlikçilerine kâr hırsına kurban edilmek isteniyor. Bu bir kalkınma değil; bir yok oluş, açık bir ekolojik yıkım, kültürel yok etme ve asimilasyon politikasıdır! Bugün yalnızca doğamız değil; hak, hukuk ve adalet de ağır bir saldırı altındadır. Gülistan Doku’nun akıbeti henüz belli değil. Kamu vicdanını halen yaralamaktadır. Hak arayan işçiler, doğasını savunan köylüler, gerçeği dile getirenler baskı ve gözaltılarla susturulmak istenmektedir. Direnen işçilere buradan selam gönderiyoruz; onların mücadelesi bizim mücadelemizdir!”
HAKSIZ SAVAŞLAR HALKLARA AÇLIK, YOKSULLUK VE KAN VADEDİYOR
Basın açıklamasının ardından buluşmaya gelen demokratik kitle örgütlerine, sanatçılara ve doğa savunucularına söz verildi. Buluşmaya katılan Partizan’da burada söz alarak doğası, suyu, toprağı için direnenleri selamlayarak ve 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağını vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:
Emperyalist saldırganlığın her geçen gün arttığı bu günlerde, Filistin halkının direnişi umudumuzu büyütüyor. Haksız savaşların halklara vadettiği şeyin açlık, yoksulluk ve kan olduğunu biliyoruz. Emperyalist politikalara uyumlu olarak egemenler eliyle saldırılar da artmaktadır. İşte iklim yasası, zeytinlik kanunu gibi düzenlemeler; emperyalizme göbekten bağlı, sömürü ve talanı hedefleyen politikaların bir parçasıdır.
Akbelen’den Varto’ya, Varto’dan Dersim’e, Dersim’den Karakaya’ya, Amed’e, Giresun’a kadar saldırı varsa direniş de vardır. Hindistan’da Adivasi köylülerinin direnişini de bu vesileyle bir kez daha selamlıyoruz.
Dostlar, 1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününe sayılı günler kaldı. Ekoloji mücadelesinin sınıf mücadelesinden ayrı ele alınamayacağı bilinciyle ve Ankara da alın teri için günlerdir polis saldırısına rağmen direnen Maden işçilerinin inancıyla tüm bu saldırılara karşı sesimizi daha gür haykırmak için 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz. Tüm halkımızı omuz omuza Taksim’e yürümeye çağırıyoruz.
HAKAN TOSUN DAVASINA ÇAĞRI
Annesinin evine giderken Esenyurt’ta katledilen Gazeteci ve doğa savunucusu Hakan Tosun’un ablası Öznur Tosun da bir konuşma yaptı. 6 Mayıs’ta Hakan Tosun cinayeti davasına çağrı yapan Tosun, “Hakan Tosun kimseyi yalnız bırakmadı. 6 Mayıs’ta Hakan’ı yalnız bırakmayın. Onunla olun” diye konuştu.
(İSTANBUL)








