İçeriğe geç
Abone ol
Son Haberler

Dilovası Katliamında yaşamını yitiren işçiler anıldı

Dilovası’nda 8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik’e ait parfüm imalathanesinde çıkan yangında yaşamını yitiren 3’ü çocuk 7 işçi, katliamın 1. yılında anıldı.

Aileler, bir yıl önce yakınlarını kaybettikleri fabrikanın önünde bir araya gelerek davada verilen tahliye kararlarına sert tepki gösterdi. İş yerindeki denetimsizliğe ve alınmayan güvenlik önlemlerine dikkat çeken aileler, belediye ve ilgili kamu kurumlarının sorumluluğunun da açığa çıkarılmasını, katliamda payı bulunan herkesin yargılanmasını istedi. 1 yıldır adliye koridorlarında ve sokaklarda adalet aradıklarını belirten aileler, sorumlular hesap verene kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Dilovası Kent Meydanı’nda bir araya gelen aileler, işçiler, örgüt temsilcileri, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri yangının yaşandığı fabrikaya yürüdü. Yürüyüş boyunca “Katil Sermaye, İş Birlikçi AKP” ve “Katillerden Hesabı Emekçiler Soracak” sloganları atıldı.

Dilovası’ndaki yürüyüşe Beşiktaş Gayrettepe’deki eğlence mekânında çıkan yangında yaşamını yitiren işçilerin aileleri de katıldı.

Fabrikanın önünde yapılan anmada aileler, yakınlarını kaybettikleri günü ve ardından geçen 1 yılda yaşadıklarını anlattı. Konuşmalar sırasında sık sık “Dilovası İçin Adalet, Herkes İçin Adalet” sloganları yükseldi.

“7 AİLENİN OCAĞINA ATEŞ DÜŞTÜ”

Katliamda yaşamını yitiren Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, aileler adına yaptığı açıklamada, geçen bir yılın acılarını hafifletmediğini söyledi.

Taşdemir, “Biz evlatlarımızı kaybettik, 7 insan yanarak hayatını kaybetti. 7 hayat yarım kaldı. 7 ailenin ocağına ateş düştü. Bizim acımız tarif edilemez. Evlatlarımızın yeri hiçbir zaman dolmayacak” dedi.

Yangının yaşandığı iş yerinde neden yeterli güvenlik önlemlerinin bulunmadığını soran Taşdemir, yangın söndürme sistemleri ve diğer iş güvenliği tedbirlerinin yokluğuna dikkat çekti. Belediye ve ilgili kamu kurumlarının sorumluluğunun da araştırılmasını isteyen Taşdemir, yalnızca iş yeri sahiplerinin değil, ihmali bulunan herkesin yargılanmasını talep etti.

Taşdemir “Evlatlarımızı unutmadık, unutmayacağız. Adalet yerini bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

“AYNI ACIYLA YAŞAYACAĞIZ”

Yangında henüz 15 yaşındayken yaşamını yitiren Nisanur Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir de kızını kaybettiği yerde konuştu.

Katliamın ardından yaşadıklarını anlatan Taşdemir, “Biz burada 7 tane canımızı kaybettik. Bu 7 canı kaybederken bunları kömür olarak yerde topladık, toprak olarak. Bugün yine aynı yerdeyiz. Aynı acı, aynı duygu, aynı his hâlâ devam ediyor. 1 sene değil, bin sene geçse aynı acıyla yaşayacağız” dedi.

Kızının çocuk yaşta çalışmak zorunda kaldığını anlatan Taşdemir, kendi sağlık sorunlarına da değindi. “Ben kanserle uğraşırken bunlar benim evladımı benden aldılar” diyen Taşdemir, “Benim kızım daha 15 yaşındaydı” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Mahkeme sürecini takip etmek için Kandıra’ya gitmek zorunda olduklarını belirten Taşdemir, tahliye kararlarına tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı, bakanlar ve milletvekillerine seslenerek katliamın bütün yönleriyle araştırılması için Meclis’te komisyon kurulmasını istedi. “Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?” diye soran Taşdemir, mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

“DELİLLERİ KARARTMAKTA USTALIK GÖSTERDİLER”

Katliamda yaşamını yitiren Tuncay Yıldız’ın eşi İlknur Yıldız da yangının yaşandığı fabrikaya 1 yıl sonra ilk kez geldiğini anlattı.

Yıldız eşini son kez işe gönderdiği sabahı anlatırken şu ifadeleri kullandı: “Benim kocam o gün sabah işe giderken sarıldı, öptü. Yavrum, ben işe gidiyorum dedi. Bir daha gelemedi. Siz her gün çoluğunuzu çocuğunuzu işe gönderiyorsunuz. Döneceklerinin garantisi var mı? Niye sessiz kalıyorsunuz?”

Yangının ardından delillerin yeterince korunmadığını ileri süren Yıldız’ın eşi, olay yerindeki durumun kendisinde soru işaretleri yarattığını söyledi. “Nasıl başardılarsa bir cam kırığı dahi göremedim ben ya. Delilleri karartmakta ustalık gösterdiler” diyerek olay yerindeki delillerin karartıldığını iddia etti.

Belediye görevlilerinin iş yerini yeterince denetlemediğini belirten Yıldız denetimlerde yalnızca ruhsat kontrolü yapılmasını eleştirdi. “Ya denetimde ruhsat sormak mı senin görevin? Bir içeride gir, bir yangın tüpü var mı, bir yangın acil çıkış kapısı var mı? Bir havalandırma var mı? Bir bak oraya.”

Yangının ardından hastaneye gelen yetkililerin daha sonra ailelerle yeterince ilgilenmediğini belirten Yıldız “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan geldi bir poz verdi gitti” dedi.

Tahliye kararlarına tepki gösteren Yıldız’ın eşi, yaşadıkları kaybın hiçbir zaman telafi edilemeyeceğini söyledi. “Benim kızım sarılarak birbirimize ağlıyoruz. Geçmiyor acımız” diyen Yıldız’ın eşi, fabrikadaki koşulları bilmesine rağmen sessiz kaldığını düşündüğü kişilere de seslendi: “Burayı görüp bilen duyan, sessiz kalan, hiç kimseye hakkımı helal etmiyorum.”

Yıldız’ın eşi, “Bütün ihmali, sorumluluğu olan herkes yargılansın istiyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

“1 SENE OLDU, ÇALMADIĞIMIZ KAPI KALMADI”

Yangında yaşamını yitiren Esma Gikan’ın eşi Aytekin Gikan ise Türkiye’deki adalet sistemine yönelik tepkisini dile getirdi. “Ben bugün adaletten bahsetmeyeceğim. Çünkü bugün adalet Türkiye’de 1 sene oldu, adalet yok” diyen Gikan, ailelerin 1 yıldır sorumluların cezalandırılması için mücadele ettiğini söyledi.

“GECEMİZ GECE DEĞİL, GÜNDÜZÜMÜZ GÜNDÜZ DEĞİL”

Yangında kızı Cansu Esetoğlu’nu kaybeden İbrahim Esetoğlu da belediyenin fabrikadan haberdar olmadığı yönündeki açıklamalarına tepki gösterdi.

Fabrikanın 2021’deki açılışına belediye yetkililerinin katıldığını ileri süren Esetoğlu, bu iddiasına ilişkin fotoğrafları mahkemeye sunduklarını söyledi.

Esetoğlu, zabıta görevlilerinin iş yerinden parfüm aldığına ilişkin iddialarını yineleyerek denetim süreçlerinin araştırılmasını istedi. Katliamın ardından ailelerin yaşamlarının değiştiğini belirten Esetoğlu, “Biz şu anda 7 aile acılar içindeyiz. Bizim gecemiz gece değil, gündüzümüz gündüz değil” dedi. Tahliye kararlarını eleştiren Esetoğlu, “Çünkü patronları koruma yasası var. Patronları koruyorlar” ifadelerini kullandı.

“ONUN ÇOCUĞU KIYMETLİYSE BİZİMKİLER DE KIYMETLİ”

Yangında yaşamını yitiren Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut da tahliye kararlarına tepki gösterdi.

Sanıkların aileleriyle birlikte olma taleplerinin gündeme gelmesine karşılık, yakınlarını kaybedenlerin acısının görmezden gelindiğini belirten Bulut, şöyle konuştu: “Onun çocuğu kıymetliyse bizim de insanlarımız kıymetli. Bizimkiler nerede? O dört aylık çocuğunu bırakamıyorsa biz de sevdiklerimizi bırakmak istemiyoruz.” Kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılmasını isteyen Bulut, Cumhurbaşkanı ve ilgili bakanlıklara da seslendi. Bulut, “Ya adaleti sağlayacaklar, buradan sesleniyorum. Ya bizim sevdiğimiz yedi canı geri bize geri verecekler” dedi.

SONRAKİ DURUŞMA 23 MART’TA

Dilovası Katliamı davasındaki tutuklu sanık sayısı 6’ya düştü. Davanın bir sonraki duruşması 23 Mart’ta görülecek.

1 yıldır adalet arayan aileler ise sorumluların tamamı yargılanıp hesap verene kadar mücadelelerini sürdüreceklerini belirtiyor.

(HABER MERKEZİ)