Munzur Gözeleri için başlatılan hukuk ve çevre mücadelesi sonuç verdi. Bölgenin koruma statüsünü düşüren Bakanlık kararı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından açılan dava sonucunda, bölgenin koruma statüsünü düşüren Bakanlık kararı yargıdan döndü.
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi, Munzur Gözelerinin koruma statüsüne ilişkin kritik bir karara imza attı. Mahkeme, alanın bir bölümünün “nitelikli doğal koruma alanı” olarak bırakılmasını hukuka aykırı buldu ve iptal etti. Böylece Munzur Gözelerinin tamamına yakınının “kesin korunacak hassas alan” statüsünde değerlendirilmesi gerektiği yargı kararıyla ortaya konmuş oldu.
“DOĞA KENDİ DÖNGÜSÜ İÇİNDE KORUNMALI”
Dosyaya giren bilirkişi raporlarında, Munzur Gözelerinin yüksek biyolojik çeşitlilik barındırdığı, endemik türler açısından kritik önemde olduğu ve sulak alan ekosistemi bakımından son derece hassas bir yapıya sahip bulunduğu vurgulandı. Raporda ayrıca bölgede hayata geçirilen rekreasyon projeleri ve çeşitli yapılaşma faaliyetlerinin ekosisteme zarar verdiği, koruma-kullanma dengesini bozduğu açık biçimde tespit edildi. Bu yönüyle alanın yalnızca doğal değil, aynı zamanda ekolojik ve kültürel bir bütünlük taşıdığına dikkat çekildi.
Mahkeme kararında, Munzur Gözelerinin bir kısmının daha düşük koruma statüsünde bırakılmasının insan faaliyetlerini artıracağı, doğal yapıyı tahrip edeceği ve kamu yararına aykırı sonuçlar doğuracağı ifade edildi. Bu nedenle söz konusu alanın “nitelikli doğal koruma alanı” statüsünde tutulmasının hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldı. Kararda, bu tür alanların piknik ve rekreasyon faaliyetleriyle değil, doğanın kendi döngüsü içinde korunması gerektiği vurgulandı.
“MUNZUR BÜTÜNÜ İLE KORUNMALI”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı istinaf başvurusu da mahkeme tarafından reddedildi. Kararın oy birliğiyle ve kesin olarak verildiği belirtildi. Böylece ilk derece mahkemesinin iptal kararı hukuken de kesinleşmiş oldu.
Bu karar, Munzur Gözelerinin yalnızca Türkiye açısından değil, küresel ölçekte korunması gereken bir doğa mirası olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, doğa ve yaşam savunucularının uzun süredir dile getirdiği “Munzur bütünüyle korunmalı” talebini de güçlü bir hukuki zemine taşımış oldu.
(HABER MERKEZİ)







