23 Nisan, Perşembe
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler
Yeni Demokrasi Gazetesi
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Anasayfa » 1 Mayıs’ta Öfkemizi Emperyalizme ve Faşizme Yöneltelim!

1 Mayıs’ta Öfkemizi Emperyalizme ve Faşizme Yöneltelim!

23 Nisan 2026
içinde POLİTİK - GÜNDEM, Yazılar
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsappTelegram

İşçi ve emekçiler; mücadelenin ve birliğin sembolü olan 1 Mayıs’a bu yıl, tüm dünyayı kuşatan emperyalist askerî saldırganlığın tırmandığı koşullar altında girmektedir. ABD emperyalizmi, Trump yönetimiyle birlikte; dünyadaki temel kuralların, diplomatik ilişkilerin ve yerleşik dengelerin kökten değiştiğini Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya uzanan saldırı dalgasını büyüterek ilan etmiştir. ABD, dünyayı kasıp kavuran ekonomik krizin faturasını, hegemonyasını pekiştirip etki alanını genişleterek telafi etme peşindedir. Bu bağlamda, “güç yoluyla barış” maskesi altında ezilen halkları ve ulusları siyasî köleliğe mahkûm etmeye, rakip emperyalist odakları ise zayıflatarak kendi liderliğine tabi kılmaya çalışmaktadır.

Öte yandan, dünya halklarının ve ezilen ulusların, körüklenen bu savaş iklimine duyduğu öfke de aynı oranda artmaktadır. Bu öfke; bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde, başta ABD olmak üzere bir bütün olarak emperyalist sisteme yöneliktir.

Bu koşullarda emperyalist saldırganlığa karşı “tutarlı ve kararlı bir antiemperyalist mücadeleyi” büyütmek 1 Mayıs’ın temel ekseni olacaktır.

Trump’ın Şahbazı

ABD emperyalizminin ve Siyonist İsrail’in İran’a yönelen saldırganlığı, sürecin tüm siyasî gelişmelerini ve yönünü etkileyen ve yönlendiren, kitlelerin çelişkilerine tesir eden bir özelliğe sahiptir. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı geçişlere kapatarak enerji kartını devreye sokmasıyla, ekonomik krize eklenen yeni halka ve oluşan enflasyon dalgası, işçi ve emekçileri emperyalistlerin saldırganlığına karşı yönlendiren bir etken olarak ortaya çıkmıştır.

ABD emperyalizmi ve Siyonist İsrail’in yaklaşık 40 gün boyunca İran başta olmak üzere Lübnan ve Irak’ı hedefleyen barbar saldırganlığında, özellikle İran’ın askerî tesisleri, üniversiteleri, okulları, hastaneleri, enerji kaynakları, üretim tesisleri ve bilimsel araştırma merkezleri hedeflenerek binlerce insan katledilmiştir. İran’ın dinî, askerî ve siyasî liderliği bu 40 gün boyunca vurulmuştur. İran ile birlikte Irak ve Lübnan’da “direniş ekseninin” parçası olan güçler, bu saldırılara karşı büyük bir direnç sergilemiş; dağılmak bir yana, saldırılar karşısında daha da kenetlenmiştir. ABD’nin bölgedeki askerî üsleri, radar sistemleri, uçak ve helikopterleri; İsrail’e ait yerleşim alanları, stratejik limanlar, nükleer tesisler ve askerî karargâhlar İran ve Hizbullah tarafından etkili bir biçimde vurulmuştur.

Trump, mart ayı sonundan itibaren İran’a bir ültimatom verip Hürmüz Boğazı’nın 8 Nisan’a kadar açılmaması durumunda “bir medeniyetin yok edileceği” tehdidini savururken sistematik bombardımana devam etmiştir. Nihayetinde 8 Nisan’da, İran ile ABD emperyalizmi arasında iki haftalık bir ateşkes sağlandığı duyuruldu. Bu duyuruyu da Afganistan ve Hindistan’a yönelik saldırgan politikalarıyla bilinen, bu vesileyle utanmazca “barış güvercini” rolüne bürünen Şahbaz Şerif yaptı!

Ateşkes ile Soluklanmak ve Daha Büyük Saldırı Hazırlığı

Trump; İran’ın sunduğu 10 maddelik önerinin müzakereler için temel teşkil edeceğini, 11 Nisan itibarıyla İslamabad’da görüşmelerin başlayacağını duyurdu. Ancak bu ilandan hemen bir gün sonra yardımcısı Vance, İran’ın taleplerini “çöpe attıklarını” açıklayarak diplomasi masasının henüz kurulu olmadığını açıklamış oldu. Eş zamanlı olarak İsrail; ateşkes kapsamındaki Lübnan’a saldırmış ve bir gün içinde yüzlerce sivili katletmiştir. Bu da ABD ve Siyonizm’in, ateşkesleri, askerî saldırganlığı ve psikolojik savaşı derinleştirmek için bir kılıf olarak kullandığını kanıtlamıştır. Bir yandan iç kamuoyundaki savaş karşıtı baskı hafifletilmek istenmiş diğer yandan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla oluşan krize karşı zaman kazanmak hedeflenmiştir. ABD, daha bugünden anlaşmanın tıkandığını öne sürerek, çok daha kapsamlı ve büyük bir saldırının sinyalini vermektedir.

İran’ın, ABD’nin dayattığı koşulları karşılaması veya savaş gerekçesini ortadan kaldıracak bir uzlaşmaya gitmesi mevcut şartlarda düşük bir olasılıktır. Çünkü ABD, basit bir uzlaşı değil; kayıtsız şartsız bir teslimiyet ve kendi sistemine tam uyumlu bir İran talep etmektedir. Oysa İran’ın tüm siyasî, ekonomik ve askerî yapısı bugün artık Çin ve Rusya ekseninde konsolide olmuştur. Savaş boyunca her türlü lojistik ve stratejik desteği sağlayan bu iki gücün, küresel hegemonya mücadelelerine gölge düşürecek bir geri adıma izin vermeyeceği açıktır.

Üstelik ABD’nin İran’a yönelik bu saldırgan tutumu; Washington’ı, tarihindeki tüm askerî müdahaleler içinde en ağır diplomatik tecrit koşullarıyla karşı karşıya bırakmıştır. ABD, doğrudan tehdit altında olduğu varsayılan Körfez ülkelerinden dahi beklediği açık ve güçlü desteği alamamıştır. NATO, Avrupa Birliği ve Japonya’yı kapsayan Batı İttifakı, bu savaşın “kendi savaşları olmadığını” her fırsatta ve en yüksek perdeden dile getirmiştir. Fransa, İngiltere, Almanya, Kanada ve Japonya; ABD’nin seferberlik çağrılarına verdikleri olumsuz yanıtlarla Trump yönetiminin doğrudan hedefi haline gelmişlerdir.

Trump’ın bu direnç karşısında “NATO’dan ayrılmaya niyetli olduğunu” beyan etmesi, İran krizinin müttefikler arasındaki güven ilişkisini nasıl onarılamaz şekilde zedelediğini göstermektedir. Trump, ittifak güçlerini kendi savaş planlarına dahil edebilmek için yine o bildik “güç yoluyla ikna” (tehdit ve şantaj) yöntemini devreye sokmuştur. Bu ülkelere “bedel ödeyeceklerini” ve yardıma ihtiyaç duyduklarında yalnız bırakılacaklarını söylese de, bu zorbalık politikası bir sonuç vermemiştir.

Sonuç olarak; İran’ın direnci kırılmadıkça, rejim aldığı darbelere rağmen yönetim kabiliyetini sürdürdükçe ve savaş süreci uzadıkça ABD için süreci yönetmek imkânsız hale gelmiş, emperyalist merkezin stratejik çıkmazı derinleşmiştir.

ABD; bugün başvurduğu “ateşkes” taktiğiyle, müttefik güçlerini kendi yanına çekmeyi, içeride ve dışarıda kaybettiği desteği yeniden tesis etmeyi ve derinleşen güvensizlik sarmalını tersine çevirmeyi amaçlamaktadır. Ancak emperyalist merkezin bu manevradan istediği sonuçları elde etme olasılığı oldukça düşüktür. Zira ABD, sadece ekonomik olarak kan kaybetmekle kalmamakta; aynı zamanda siyasî konsolidasyon sağlama ve askerî caydırıcılık üretme kapasitesini de yitirmektedir.

Tüm tehditlerine, doğrudan saldırılarına, uluslararası hukuku hiçe sayan kuralsızlığına ve tek taraflı zorbalık adımlarına rağmen, Washington arzuladığı neticelere ulaşamamaktadır. Bu stratejik tıkanıklık, ABD’yi daha tehlikeli ve kontrolsüz bir yöne sevk etmektedir. Bu nedenle emperyalist yönetim; İran’a yönelik çok daha şiddetli ve kapsamlı bir saldırı planlamakta, hedef yelpazesini genişletmektedir. Küba gibi geleneksel direnç odaklarını da bu yeni saldırı konseptine dahil etme hesapları yapmaktadır.

Antiemperyalist Mücadeleyi Yükseltelim

Tüm bu kuşatmaya karşı koymanın yolu; 1 Mayıs meydanlarında emperyalizme karşı biriken halk öfkesini örgütlemekten geçmektedir. ABD emperyalizminin uşağı olan faşist TC’nin halkın ekonomik ve siyasî haklarına yönelen bitmek bilmeyen saldırılarına duyulan haklı nefreti siyasî bir bilince taşımak ve hazırlıkları bu eksende yoğunlaştırmak, dönemin en belirleyici görevidir. Kürt ulusunun “barış ve uzlaşma” adı altında oyalanması, bölgesel gelişmelere sorunun bağlanarak en demokratik hakların gasbedilmeye devam edilmesi yoğun şekilde teşhir edilmelidir. AKP-MHP bloku, bölgede gerginlik artıkça, barutun kokusu kesif hale geldikçe, emperyalizm ve Siyonizm ölüm kusmaya devam ettikçe içeride CHP’ye yönelik saldırılarını büyütmekte ve gücünü perçinlemeye çalışmaktadır. Bu, AKP-MHP için ABD karşısında aldığı konumlanışın avantajını kullanma olarak yorumlanmalıdır. Halka yönelik ekonomik ve siyasî saldırısı da, Kürt Hareketi’ni oyalaması ve tam bir tasfiye koşullarına çekme çabası da aynı avantajın kullanılmasıdır.

Halkın öfkesini örgütlemek, siyasî güce çevirmek, devrim için keskin bir kılıca dönüştürmek, kurtuluş için Halk Savaşı’na seferber etmek önümüzdeki en önemli görevdir. Süreci bu göreve sımsıkı sarılarak karşılayalım.

ShareTweetSendShareScanSend
Önceki Yazı

Özel İtalyan Lisesi öğretmenleri İtalya Büyükelçiliği önünde açıklama yaptı

Sonraki Yazı

İzmir’de bir kadın katledildi, Muğla’da ise uzaklaştırma kararı bir kadını koruyamadı

İlgili Haberler

Yazılar

2026 1 Mayıs’ına Giderken, Taksim İradesini Güçlendirelim!

20 Nisan 2026
Kadın

Adli değil politik: Gülistan Doku cinayetinde üstü örtülen savaş politikaları

19 Nisan 2026
Yazılar

Kitlelerle Sanal Değil Somut ve Politik İlişkilenelim!

3 Nisan 2026
KOLEKTİF DOĞRULTU

Geleceği Kurmak için Çoğunluğu Kazanmak

2 Nisan 2026
Dünya

Ekonomik Kriz ve Savaş Hazırlıkları: Almanya

1 Nisan 2026
POLİTİK - GÜNDEM

İran’a Karşı Haksız Savaş Tırmanıyor

31 Mart 2026
Sonraki Yazı
Her Yer Suç Mahali

İzmir’de bir kadın katledildi, Muğla’da ise uzaklaştırma kararı bir kadını koruyamadı

Hakkımızda

Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
Yeni Demokrasi; işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen ulus ve milliyetlerin, geleceksiz bırakılan gençliğin, devrimci tutsakların ve devrimci basının sesidir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

yd-logo-01 kopyası 2

2024 Yeni Demokrasi – Yeni Demokrasi’de yer alan yazı, fotoğraf ve haberler kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.

İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz: yenidemokrasigazetesi@gmail.com

  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
  • Tüm Haberler
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kadın
  • Gençlik
  • Çevre
  • Kültür Sanat
  • Yazılar
    • ANALİZ
    • ANI – ANLATI
    • BİLİM
    • ÇEVİRİ
    • İZLENİM
    • KADIN
    • KOLEKTİF DOĞRULTU
    • MAKALE
    • MEŞA AZADÎ
    • POLİTİK – GÜNDEM
    • TARİHSEL BELLEK
  • Tüm Haberler

Copyleft 2020, dizayn yeni demokrasi
İletişim ve haber göndermek için e-posta adresimiz:yenidemokrasigazetesi@gmail.com